Deprem ışıkları nedir

3
15061
deprem ışıkları nedir

Büyük depremler öncesinde gökyüzünde beliren garip ışıkların sebebi nedir? Doğal fenomenler içinde en korkutucu olanlardan biri deprem ışıkları. Onlara neyin sebep olduğu bilinmiyor. İtalyan fizikçi Cristiano Ferugia bu konudaki verileri der­lediğinde, gözlemlerin M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzandığını gördü.

Çok uzun bir zaman boyunca yerbilim­ciler tarafından dikkate alınmamış olsalar bile artık bu konuda yürütülen ciddi bilimsel araştırmalar mevcut. Çünkü 1966 yılında Japonya’daki Matsushiro depreminde fotoğraflanarak belgelenmiş, gerçek oldukları görülmüştü.

Deprem ışıkları birbirinden farklı şekil ve renklerde olabiliyor. Bazen gökkuşağı renk­lerinde ve gökyüzüne yayılmış olarak, kimi zaman renkli küreler halinde ya da titreşen ışıklar şeklinde görüldükleri oldu. Ortaya çıktığı bölgeler de tıpkı renk ve şekilleri gibi değişken. Örneğin depremin merkez üs­sünden 400 kilometre uzaklıkta belirdiği de oluyor. Geçtiğimiz yıllarda öne sürülen bir teoriye göre, ışıklar sadece depremin bazı tabakaları birbirinden kopararak ayırdığı durumlarda, bu nedenle oluşan yarıkların üzerinde ortaya çıkıyor. Genelde sade­ce birkaç saniye süren bu garip ışıkların anlaşılması, hayvanların depremi önceden sezebiliyor olmalarının ya da bazı insanların depreme saniyeler kala şiddetli baş ağrıları yaşamasının sebebini de açıklayabilir.

Deprem ışıkları ile ilgili en iyi açıklama

Geçtiğimiz yıllar boyunca konuyu açıklamaya yönelik birçok teori öne sürüldü. Fakat zaman içinde hepsinin kusurlu olduğu anlaşıldı. 2003 yılında NASA fizikçisi Dr. Friedemann Freund, konuyu araştırmak için laboratuvar deneyleri yapmaya karar verdi. Freund, ışıkların bazı kayalardaki elektrik aktivitesinden kaynaklandığı­nı söyleyen bir teoriyi test etti. Bunlar bazalt kayalar ve gabro denilen silikatlı siyah volkanik taşlar. Fizikçi, depremlerin ardından oluşan şok dalgalarının, silikon ve oksijen içeren mineraller üzerinde etkili olduğunu, elektriksel özelliklerini değişime uğratarak akımı iletip ışık yayacak duruma getirdiğini söylüyor. Bazı durumlarda bazalt ve gabrolar, zamanla soğuyan magma­lardan oluştukları için yüzeyden yaklaşık 100 kilometre derinliğe dek uzanabiliyor. Freund, bu nadir rastlanan ışıkların, böyle bir yapıya sahip kayalar nedeniyle, deprem sırasında derinlerde başlayan bir süreçle ortaya çıktığını düşünmekte. Araştırması, ışıkların depremlerden 1 hafta önce bile gö­rülebileceğini göstermekte. Ancak örneğin 2007 yılında Peru’da yaşanan depremde bu fenomen ufukta beliren titrek ışıklar olarak ortaya çıkmıştı ve kayalarla bir bağlantısı yoktu. Dolayısıyla teorinin tüm deprem ışıklarını açıklayamadığı ortada.

deprem ışıkları

ABD’nin New Jersey eyaletindeki Rutgers Üniversitesi fizikçilerinden Troy Shinbrot, üç farklı malzeme kullanarak deprem bölgelerinde oluşan mekanizmanın bir benzerini yarattı. Plastik bir disk, cam parçacıkları ve una benzeyen organik tozla­rı kullandığı deneyinde, bunun nasıl olduğu anlaşılamamış olsa da dışarıdan fiziksel güç uygulandığında tüm bu malzemele­rin elektrik gerilimi ürettiğini gördü. Yani mutfakta kullandığınız sıradan bir plastik kabın içine un döküp, ağzını kapattıktan sonra ters çevirdiğinizde, un aşağıya doğru hareket ederken 100 volt civarında elektrik üretmiş oluyor. Shinbrot, “Bildiğimiz hiçbir mekanizma bunu açıklayamıyor. Görünen o ki fiziğe dair yepyeni bir durum keşfettik ’’ diyor. Bu araştırmanın sonucu, elektriğin hiç ummadığımız malzemelerde bile ortaya çıkabileceğini ve henüz anlayamadığımız şekillerde oluşabileceğini gösterdi. Tıpkı şimşeklerin bulutlardaki elektrik yükünün artışıyla oluşuyor olması gibi, deprem ışık­ları da yerdeki elektrik yükünün artmasıyla meydana geliyor olabilir. Dolayısıyla bu yeni keşif, ışıkların sadece tabakaların ayrıldığı yerlerde oluşuyor olabileceği teorisini de desteklemiş oldu.

SONUÇ: Kısmen çözüldü.

Bilim dünyası, Friedemann Freund’un teori­sinin bazı deprem ışıklarını açıklayabildiğini ancak Peru örneğindeki gibi durumlarda kullanılamayacağını söylüyor. Shinbrot’un keşfiyse ışıkların nasıl oluştuğunun açıklan­ması konusunda yeni teoriler üretilmesini sağlayabilir. Ancak teorisinin de çözülmeyi bekleyen bazı sırları var. Özetle bu doğal fe­nomenin anlaşılması için bulmacanın eksik parçalarını tamamlamamız gerek.

Paylaşır mısınız?
Önceki İçerikGece Görüşü Dürbünleri Nasıl Çalışır
Sonraki İçerikKüresel ısınmayla savaşan pirinç
Elif Yaldız
Merhaba ben Elif Yaldız, bir süre Türkiye de Elektrik ve Elektronik Mühendisliği üzerine eğitim aldıktan sonra, hayat serüvenime yurt dışında Enerji Sistemleri Mühendisliği üzerine devam ettirmeye karar verdim. Burada sizlerle bilgi alış verişinde bulunmaktan memnuniyet duyuyorum.

3 Yorum

  1. Piezoelektrik ile alakası olabilir. Bildiğimiz gibi depremlerden önce kayaçlar birbirini sıkıştırır ve birbirine kuvvet uygularlar. Piozelektrikde bir maddeye uygulanan kuvvet veya basınç sonrasında elektrik üretmesidir.Bu piezoelektrik kapı zillerinde, çakmaklarda kullanılır.
    Genelde her kayaçta bulunmaz, bazı kristallerin olması gerekir mesela kuvars kristali gibi. Bu kayaçlara basınç uygulandığında yani 2 kayaç deformasyon olduklarında elektrik üretebilir dolayısıyla böyle bir ışıma yapmış olabilir.

  2. 99 yilinda iki deprem yesadim. izmit depreminde kullar ilcesindeydim ve evden erken ciktim. ciktigimda tum elektrikler kesik olmasina ragmen etrafi ve yikilan evleri gorebiliyordum. bunun sebebini anlayamamistim. ikinci depremde duzce depreminde fay hattina yakin bir konumda disaridaydim ve isiklarin deprem aninda fay hattindan yukari dogru ciktigini net olarak gordum. gaz cikmasi ile ilgili birsey oldugunu dusunmuyorum cunku en yogun olarak deprem aninda ve fay hattinin ilerleme hizina yakin bir hizda cikiyor. gazin bu kadar hizli dipten göğe cikip fay ile ayni hizda ilerlemesinin mumku olabilecegine inanmiyorum. ayrica icinde insan olan ahsap evlerin altindan fay hatti gecti. yanan bir gaz olmus olsa yangin cikabilir elektrik olsa insanlar hissedebilirdi diye dusunuyorum. bunu uzun sure dusunmustum bulabildigim yanit derinlerdeki granit kayalarin birbirine surtunmesinden cikan isigin (halk arasinda cakmak taşı denilan taşlarin) fay hattindaki aciktan disari cikip göğü ayditmasi mantikli gelmisti. o kadar isik yapacak bir gazin veya elektrik yukunun hic zarar vermemesi imkansiz. isik altta olusmali.

  3. Çok dikkat çekiçi bir konu açıkçası. Ben de bir jeoloji yüksek mühendisi olarak kayaların deprem esnasında veya öncesindeki atım geliştirirken birbirlerine sürtmesi ve anlık rijit davranıştan elastik davranışa geçişleri esnasında oluşabileceklerini düşünüyorum. Elbette bu ve bir tahmin. Güzel bir yazı olmuş.

Düşünceleriniz Nedir?