Gıda Mühendisi Kendini Nasıl Geliştirir

0
4709

Bu yazım gıda mühendisi kendini nasıl geliştirir konu başlıklı olacak. Gıda mühendisi kendini nasıl geliştirir yazımıza öncelikle Gıda mühendisliğini tanıtarak başlamak istiyorum.

Gıda mühendisliği bilimdeki gelişmeler ışığında ve mühendislik bilgileri yardımı ile canlılar için üretilen gıdaların güvenli bir şekilde üretilmesini, hazırlanması, üretim değişikliklerinin yapılmasını, gıdaların en kaliteli şartlarda ve canlılar için maksimum yararlanmayı sağlayan mühendislik dalıdır.

Gıda Mühendisliği tüm hayvansal ve bitkisel gıdaların işlenmesi, üretim süreçleri ile bilgi ve beceri olarak almış olmayı gerektirir. Gıda Mühendisi olmak için, günü gününe çalışan, disiplinli, Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik alanlarına ilgili, bilgili ve bu konularda yüksek başarılara sahip, laboratuar ortamlarını seven, deney yapmayı seven ve gece gündüz araştırma yapmaya meraklı ve sabırlı insanlar olması gerekmektedir. Ölçü aletleri, laboratuar aletleri, kimyasal madde ve katkı maddeleri konusunda yüksek bilgisi olması gerekmektedir.

Bilim insanının kadını, erkeği yurtdışında olmaz, ama ülkemizde maalesef oluyor. Ama siz gene de kim ne derse desin, eğer seviyorsanız peşini bırakmayın.

Aslında mühendislik basit hesaplara dayanır. İçindeki büyük hesaplamalar ise işin teferruatır.

Ülkemizde çok az sayıda kurumsallaşmış firma buna rağmen en son 47 olan Gıda mühendisliği fakültesi vardır. Ve her sene yaklaşık olarak 5.000 civarında yeni mühendis adayı mezun olarak iş hayatına başlamaya çalışmaktadır.

peptit-baglari

Bir Gıda Mühendisi Kendini Nasıl Geliştirir

Sınavda çıkacak diye çalışırsınız, sınavda çıkan soruyu yaptık sonra gerekmez dersiniz, ama gün gelir Patron size, biz üretime bir sürü protein alıyoruz, yetmiyor, dışarıdan çuvalına 500 dolar para verip protein alıyoruz. Nereye gidiyor bu protein dediği zaman?. Mars’lı görmüş Dünya’lı Mühendis gibi kalırsınız. Ve En klişe lafı duyarsınız. “Mühendis olmuş ama bir şey bilmiyorsun”. O yüzden protein bağlarının ne olduğunu Patron’a (sürekli patron diyorum, çünkü ülkemizde kurumsallaşmış firma parmak sayınızı geçmediği için ilk iş deneyimlerinizi bu tarz işletmelerde yapacaksınız) anlatmaya çalışacaksınız ve O da size Senin yaşın kadardır bu işi yapıyorum diyecek. Orada bir nüans var, olan olay şu aslında patron hangi proteinlerin ne ile birleşeceğini büyük ihtimalle bilmez. Birisinin çuvalı 500 dolar diğerinin 450 dolar ise 450 dolar olanı alacaktır. Yani seçicilikte ki esas içeriği degil fiyat tır.

Ben pratik örnekler ile anlatmaya çalışıyorum, belki sözlerim biraz sivri gelebilir ama kusura bakmayın. Hangi iş sektöründe çalışırsanız çalışın öncelikle orada o işi daha önceden yapmış personel ile karşılacaksınız. Unutmayın onların çoğu en fazla lise mezunudur. Yani Mühendislik dalında bir eğitim almamıştır. Sizi kendilerince sınava tabii tutacaklardır. Büyük ihtimalle geçemeyeceksinizdir. (pratik eksiklikten dolayı) O yüzden sakın kendinizi o kişiler ile bir tutmaya kalkmayın. Sürekli olarak çalıştığınız ürün ile alakalı bilgi toplayın, akşam çarşıda o ürünü satanların mekanlarında takılın insanlara o ürün hakkında sorular sorun. Şimdi buradan duyar gibiyim “Abi sen ne yaptın uyumayalım mı der gibisiniz”

gida-muhendisligiEvet arkadaşlar sizin karşınızdaki bir demir ya da taş değil, et, süt, çikolata, yoğurt, peynir. Bunlar çok güzel ve tatlı şeylerdir. Ama zamanında ilgilenmez iseniz, Bir Fil olur ve zamanında işleyemez iseniz ürün bozulduğu ve ortalık battığı zaman bir suçlu aranır ve o suçlu hep Mühendistir.

Kendinize hiç bir şey bilmeyen laboratuar personeli muamalesi yapmak zorundasınız. Öyle bir öğrenmelisiniz ki cihazları. Fransız adam İstanbul dan patron dan uçak parası otel parası + kurulum maliyeti alarak 30.000 € ya cihazı kurduğu zaman kalibrasyonunu kabaca ve hızlı şekilde gösterip teslim alındı kalibrasyon öğretildi denilen kağıda hemen imza atmayın, bir daha anlatsın bir daha anlatsın, gerekir ise video ya kayıt yapın ki bir daha kalibrasyona gelirim diye 3.000 TL isteyince Patron sen bunu öğrenmedin mi sorusunu size sormasın.

Patron ile konuşarak kendinize bir arge alanı oluşturun, orada 50 kilo çikolata ile denemeler yapmaya çalışın, 500 litre süt ile peynir yapın, en olmadı bu haftaki peynirli pideler benden diyebilirsiniz. Üretim asla teoride anlatılamaz. Pratik olarak bunu başarabilmek için vasıfsız personel ile çalışmak zorundasınız. Elinizde eldiven ben mühendisim ben üretime girmem derseniz. Uzak olmayan bir zamanda cv nizi güncellemek zorunda kalırsınız. Patron ( müdür, idare amiri, baş mühendis v.b.) her zaman şunu ister. Birim zamanda az maliyetle çok işi en kısa sürede yaparken en çok parayı nasıl kazanırım. Bunun aksini söyleyenlere Trump’u örnek gösterip kitaplarını okumasını söyleyebilirsiniz. Yeni bir ürün çıkarmak isterseniz o fikir ilk zamanlar muhakkak sizde kalsın. Yoksa bir bakmışsınız o fikir hani sizin olan fikir birinden patrona gitmiş, tutarsa onun fikri, tutmazsa sizin fikriniz olur.

Sürekli olarak boş kaldığınızda hatta tatil günlerinizde bile çalışmak zorundasınız. O kadar çok çalışacaksınız ki. Bir et kamyonu geldiği zaman tüm üretimi şu şekilde yapsak nasıl olur sorusuna o olmaz çünkü siparişler şu ölçüde ve elimizde o üründen yok diyebilecek kadar her şeyi bileceksiniz. Bu arada kulağınızın biri de dışarı da olacak ki, toplu elektrik kesintilerinde sizin jenaratörleriniz üretimi ne kadar destek olur onu da bileceksiniz. “Bu kadar şeyi nasıl bileceğiz” dediğinizi duyar gibiyim. Ülke genelinde ki toplu elektrik kesintisinde, Ülkedeki soğuk hava depolarının sadece %17 sinin çalıştığını ve geri kalan ürünlerin bozulduğu ve sıcak satış yolu ile iç piyasada tüketildiğini de bilmenizde fayda var.

Sabaha kadar konuşsak gene bitmeyecek bir mühendisliktir Gıda Mühendisliği, tıpkı diğer mühendislikler gibi, fakat bizler canlılar ile uğraştığımız için daha hassas davranmak zorundayız.

Kısacası kendinizi geliştirmek için en alt düzeyden başlayarak gece gündüz çalışmanız gerekiyor. Ve Patron ne derse desin. Kesinlikle ve kesinlikle Türk Gıda Kodeksine aykırı ürünler kullanmayın. Parasal cezasını geçiyorum. Vicdanınız rahat olmaz ise yaptığınız işten zevk alamazsınız. Çünkü oraya atacağınız imza ile kullanılan katkı maddesinin çocukları zehirlemesi büyükleri zehirlemesi ve yavaş yavaş öldürmesi ile bir terör üyesinin attığı kurşun arasındaki tek fark, sizin attığınız imza ile kullanılan maddenin insanı yavaş yavaş öldürmesidir.

Asıl olan insan hayatıdır. Canlıların hayatı ile oynamayın, oynatmayın.

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız:

Düşünceleriniz Nedir?