Hi-Fi Nedir ve Hi-Fi Elektroniği

6
2364

Öncelikle isimden başlamalıyız. Hi-Fi, High Fidelity demektir ve Türkçede “Yüksek Sadakat” demektir. Açılım şu şekildedir: High End and Ultra Fidelity. High End, belirli bir gerilime ihtiyaç duyan, empedansı olan cihazlardır, hoparlör gibi. Ultra Fidelity ise bozulma oranını en az tutan ve sesi işleyen kısımdır, amfi (Kuvvetlendirici) gibi.

Başlamadan önce bu konunun farklı şekillerde algılanabildiğini, bunun sebebinin de “kulak algısı” olduğunu hatırlatmak isterim. Bu pek çok mantık yanlışına yol açabileceği gibi, aslında söz konusu Elektronik olduğunda tek doğru vardır. İşin içine kişisel algılarımı da dahil edeceğim gibi, bunu Elektronik verilerle de destekleyeceğim.

Terimleri tamamen anlayabileceğiniz bir biçimde yazacağım. Öncelikle sesin işlenmesinden, formatlardan ve sinyalin aktarılış tarzından bahsedeceğim. Bu konu çok göreceli olduğu için yazıma karşı çıkanlar olacaktır, onlar genelde ağzı verdiği meblağdan dolayı yanmış kişilerdir ve bu yüzden gereği olmayan bir psikolojiye bürüneceklerdir. Herhangi bir gerçekçi yanlışımda tüm sorumluluğu kabul ettiğimi beyan ederim.

İşin özünde 3 temel frekans bölümü var. Bizim 20 Hz ile 20 kHz arasını duyabildiğimiz söylenir. Bu bazı insanlarda hakikaten de tam bu aralıkta duyduğumuz izlenimini yansıtsa da, arkadaşlar biz sayısal (Dijital yerine sayısal kullanacağım) olarak kodlanabilecek bir işitme organına sahip değiliz. 18 Hz’i duyanlar da olacaktır, 12 kHz’i duyamayanlar da. Frekansların isimleri elbette Hi-Fi ortamına özgündür ve Bas, Mid (Orta demem uygun kaçmıyor, o yüzden bu halini kullanacağım) ve Tiz frekanslardır. Ara frekanslar da mevcuttur, isimlendirme kombinasyonlar şeklinde yapılır. Mid Bas gibi.

Şimdi geldik konunun en detaylı yerine. Burası Elektronik kısmı olacağı için hem herkesin anlayabileceği dilde, hem de tamamen Türkçe terimler kullanarak yazacağım. Bir Hi-Fi sistemin temel parçaları şu şekildedir: Kuvvetlendiriciler, (Amfiler ve katları) Sayısal – Doğal İşaret Çeviricileri (DAC, yani Digital Analog Converter) ve sesin iletildiği kısım. Formatları da unutmayalım. Bugün herkesin çoğunlukta kullandığı format MP3’tür ve sanıldığı kadar kötü bir format değildir. Önemli olan kalibre değil, kalibrenin niteliğidir. Bu bir gerçektir. Bu durumda saniye başına 320 Kilo Bit veri, FLAC veya WAV (İkisi de kayıpsız formattır, nitelik sağlanırsa tüm müzik çalarlarda iş görecektir) formatlarını sollayabilir, hatta FLAC veya WAV formatlarında “dinlenemez” derecede distorsiyonlu (Açıklayacağım) müzikler oluşturabilirsiniz.

Algoritma, yani kodlamanın temel güzelliği buradan gelir. Lakin veri ne kadar iyi işlenirse işlensin, her formatın bazı sınırları vardır. Sınırsıza en yakın format DSD formatıdır ve özel Sayısal – Doğal İşaret Çeviricileri olmazsa format çevrilerek işlenir, ki bu da işlev kaybı demektir. DSD’nin güzelliği tek bir bit doğrulamasında, sadece 0 ve 1’e dayanmasından ileri gelir. 16 bit veya üzeri bit seviyesine ihtiyaç duyulmamasıdır. 16 bitte doğruluğu tespit edebilmek için çokça veri niteliği kaybı olması muhtemeldir. Çünkü 2’nin katları şeklinde bir ilerleme mevcuttur. Frekans seviyesi yeterli kesinliği sağlasa da, 0 ve 1 kadar basit bir seçim, üzerine de kHz’i geçtim, MHz seviyesinde bir frekans konulursa, bakın efendim, veri aynı paket boyutunda olacaktır, lakin kesinlik muazzam ölçüde artacaktır. DSD DAC alma fırsatına kavuşursam, buraya niteliği bol bir inceleme yapacağım.

Formatlar konusunda kafa karışmış olabilir ama ben burada tamamen gerçek kavramları anlattım. Gelelim en sevdiğim cihaza, kuvvetlendiricilere. Açıkçası bir amfi sesi iyileştirmez. Amfinin böyle bir özelliği yoktur. Varsa da farklı bir teknoloji kullanılmaktadır ve o tam bir amfi değildir. Hemen galeyana gelmeyin. Açıklıyorum. Amfinin temel amacı, adı üzerinde olduğu gibi kuvvetlendirmektir. Soru: Bir sinyal kuvvetlendirilirse hiç kırpılmadan veya distorsiyon eklenmeden kuvvetlendirilebilir mi? Teoride bu mümkün, lakin pratikte distorsiyon oranları genelde fiyat arttıkça düşmekte, öyle ki ideale yaklaşan amfiler milyon dolarları bulmaktadır. Ses sinyali hiçbir etki olmadan kuvvetlendirilemez. Distorsiyon, istenmeyen sinyal demektir. Dipses (Adı üzerinde fısıltı tarzı bir ses) ayrı bir durum ama o da distorsiyona girebilir. Bu yüzden çok kuvvetli bir amfi çeviriciden çıkan sinyali çok düşük bir kayıpla, sesi anlaşılmayacak derecede bozuyorsa o amfi iyidir.

DAC ve DAP (Sayısal Ses Çalar, müzik çalar yani) konusu ise ayrı bir derya ama çok daha karışık işlemler var. Burada bilmeniz gereken en önemli şey, ne kadar yüksek yatırım yaparsanız, verim oranınız o kadar düşer. Elbette buna da karşı çıkanlar olacaktır ama birkaç Watt tüketen bir müzik çalar ve 0 ve 1 ile işleyen bir müzik çalar, ne kadar mikro denetleyici ile bağlantı yapılırsa yapılsın, belirli bir verimi teoride de, pratikte de geçemez. Bu kabullenilmelidir, böyle bir dünya yok arkadaşlar. 250 dolarlık başarılı bir DAP ile 2500 dolarlık başarılı bir DAP arasında değil 10 kat, 2 kat verim farkı bile bulamazsınız. İşin en heyecanlı tarafı ise, muazzamdır. 10 dolarlık bir kart düşünün. Bunun algoritma kısmını öyle bir yazarsınız ki, o 10 dolarlık kart, 2500 dolarlıktan iyi ses verebilir. O 10 dolarlık karta sahip cihaz, şu anda 10000 Euro ile en pahalı müzik çalar. İşin kod kısmının güzelliğini bir düşünün.

Hoparlör konusunda bilgim daha kısıtlı ama kulaklık konusunda yeterince iyi. Bu yüzden kulaklık konusunda daha detaylı bilgi vereceğim. Bir kere Beats marka kulaklıklar en iyi kulaklıklar değil, bunu bir kafamıza koyalım. Çok daha pahalı ve çok daha iyi kulaklıklar mevcut. Bu arada, her şey fiyat değil elbette ama ne kadar ekmek, o kadar köfte olayı geçerliliğini bazı yerlerde koruyor maalesef. Kulaklıkların Elektrostatik olanları en pahalı olanlarıdır ve iyi bir dinleyicinin gözünden yaş getirebilir. Gözünüzü kapattığınızda sevdiğiniz sanatçıyı gerçekten de karşınızda zannederseniz, işte bu büyük bir mutluluktur. Diğer tarz kulaklıklar da farklı tür sürücülere ayrılabilir ama genelde özel amfi gerektirmez. Elektrostatik kulaklıklar genelde çok yüksek gerilim düzeylerinde çalışmaktadır.

Sennheiser HD 800Resimdeki kulaklık Sennheiser’ın en ünlü kulaklıklarından biridir ama sürücüsü Elektrostatik değil, standart. Sürücünün genişliğinin fazla ve özel bir eğime sahip olması sebebiyle halen en iyi sahne algısı bu kulaklıkla ve uygun bir sistemle oluşturulabilir. Kablolama denen bir yöntemle, “Balanced” (Yüksek denge) konumuna ulaşabilir ve Elektrostatik olmasa da, özel girişlere sahip amfilerle ancak çalışabilir.

OrpheusBu kulaklık, kulaklığın altın veya elmas kaplı olmaması durumunda şu anki tarih için dünyanın en pahalı kulaklığıdır (Amfisiyle beraber) ve 50000 Euro fiyat biçilmiştir. Orpheus (Sennheiser) ismiyle anılmaktadır. Elektrostatik olduğunu belirtirim.

Tera Playerİşte 10000 Euroluk, bahsettiğim 10 dolarlık karta sahip cihaz. Üreticisinin egosu nedeniyle fiyat ilk çıktığından bugüne kat kat artmıştır. Tek numarası algoritması gibi gözükebilir ama uğraş verildiği aşikar, yine de fiyatını hak etmediğine eminim. Hafıza kartı girişi var ama kendi hafızası yok, ekran yok. Fiyatını söylerseniz size atılacak bakışı tahmin etmek güç değil. Kimse gocunmasın, içinde bulunduğumuz çağda bu tarz özelliklere sahip bir cihaz, isterse içine NASA’nın sistemleri atılsın, yine de çok büyük bir etkileyiciliğe sahip olamaz.

AK 380Bu cihaz ise 2500 dolarlık, bahsettiğim modelin üst versiyonu. 3500 dolar fiyat biçilmesine rağmen alınası durduğunu düşünmekteyim.

Woo Audio WESSon olarak, bu bir Elektrostatik amfi. Vakum tüpler ile çalışması onun transistörlü amfilerden çok daha başarılı olacağının bir göstergesidir, zira vakum tüpleri halen sinyal işlemede çok daha başarılıdır ama pahalıdır. Yüksek gerilim değerlerinde STAX markası adı altında başarılı kulaklıkları çalıştırmaktadır. Orpheus kadar olmasa da, Orpheus’a yaklaşacaktır bu sistem.

Sorular olursa yorum kısmından bana ulaşabilirsiniz.

6 Yorum

  1. Yazınızı çok beğendim sonunda ses sistemleri hakkında biri bir makale yazdı mühendis beyinlerde :) Bende elektirik elektronik ilgilisiyim ses sistemlerine ayrı bir parantez açabilirim. yazılarınızın devamını bekleriz…

    • Elbette, ses sistemleri hakkında yazmanız bence de güzel olur. Hatta mesajlaşır, birbirimize yardım ederiz. Yazılarımın devamını getirmek için elimden geleni yapacağım. Saygılarımı sunarım.

  2. Dostum bilgiler için teşekkür ederiz, bir ses (müzik değil) hastası olarak kulaklar hakkında geniş anlatımlı bir yazı güzel olur,

    • Elimden geleni yaparım, bende de biraz Audiophile tabir ettiğimiz kişilerin hissettiklerinden var. Uygun bilgiyi tam anlamıyla edinince elbette yazarım. Kulak dediniz, kulaklık değil, o yüzden böyle yazdım ama yaz mevsimi içerisinde yazacağım, öncesinde planımda başka konular var. Saygılarımı sunarım.

      • Okurken gözden kaçırmışım :) ” kulak ” değilde ” kulaklıklar ” demek istemiştim, cevabınız için teşekkür ederim, neyse ki yaz mevsimine az kaldı bekliyoruz.

        • Kulak biyolojik bir organ olduğu için veri elde etmem zaman alabilirdi ama kulaklıkları oldukça iyi biliyorum. Yine de biraz zaman geçsin, üst üste gelmesin konular, bu hoş olmayacaktır. Zamanı geldiğinde bu konuyla alakalı detaylı bir yazı hazırlarım.

Düşünceleriniz Nedir?