Ruh Molekülü Nedir (DMT)

4
12968
Ruh Molekülü

Ruhumuzun penceresi: ruh molekülü (DMT), yani dimethyltryptamine, üçüncü göz…

Birçok bilim-kurgu filmlerinde rastlamışızdır bu kelimelere. Son olarak ünlü oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun başrolünü üstlendiği “46 Yok Olan” dizisiyle sıkça gündeme gelmeye başlandı. Dizide Murat Günay isimli genetik mühendisi profesör, komada olan kız kardeşini uyandırmak için yeni bir ilaç arayışındadır. İlaç çalışmalarını ruh molekülü yani DMT üzerinden yapmakta ve dizinin ana konusunu DMT molekülü oluşturmaktadır…

46 yok olan dizisiDmt dediğimiz molekül, beynin epifiz bezinden (Pineal gland) salgılanan bir bileşen olup doğadaki bütün organizmada az yada çok bulunur. Psikoaktif bir maddedir. Epifiz bezi insanlarda anatomik olarak sağ ve sol lobun birleştiği yerde yani tam ortada yer alır. Merkezde bulunun epifiz bezinin büyüklüğü ortalama bir mercimek tanesi kadardır. Birçok spiritualist kuruluş bu bölgeye ”Üçüncü göz” ismini de verir.

Peki Epifiz bezi’nin başlıca görevi nedir?

Uyku düzenini ve vücut ritmini dengeleyen MELATONİN hormonunu ve DMT (dimethyltryptamine) hormonunu salgılar. Zaten bilirsiniz melatonin hormonu, mutluluk hormonu olarak da bilinir.

Epifiz bezi yalnızca insanlarda mı bulunur?

Hayır, hayvanlarda da bulunur. Ancak hayvanlarda insanların tam tersine melatonin hormonu az, DMT hormonu fazla salgılanır. Bu yüzden hayvanlar, insanlara göre çok daha psişik özellikleri yüksek varlıklardır. (Örnek olarak, halk arasında da bilinen kedi ve köpeklerin cinleri görme yeteneğinin olduğu söylentisinin kökünde esasen bu vardır)
Bununla birlikte bitkilerde epifiz olmamasına rağmen hepsinde az yada çok Dmt molekülü bulunur.

Dmt molekülü hangi durumlarda salgılanır?

Bu molekülün salgılanması bizim kontrolümüzde değildir. İnsanda en fazla doğarken ve ölürken salgılanır. Ancak uyku halinde de salgılanmasının arttığı bilimsel verilerle açıklanmıştır.

Dmt molekülünü dış yollardan almak mümkün mü?

Evet, doğada bazı bitkilerde bulunan bu molekül saf halinde içerisinde toksik maddeler barındırdığı için oldukça risklidir. Yani söz konusu bitkilerin belirli işlemlere tabi tutulup arındırılması gerekir. (Eski şamanların ayinlerde kullandıkları içecekler bu bitkilerden elde edilir ve şamanlar belli bir trans haline girerlerdi).

dmt nedirBu bitkilerden rastgele kullanılması veya dozunun aşılması halinde önüne geçilemeyecek kötü sonuçlar doğurabilir. Bu bitkiler şunlardır :

  • Psychotria viridis (yem kanyaşı)
  • Phalaris arundinacea
  • Phalaris (kuş otu)
  • Acacia (akasya)
  • Arundo donax (kargı kamışı)
  • Desmanthus illinoiensis.

Arındırılmış DMT, şu an dünya piyasasında UYUŞTURUCU madde sınıfında girdiği için bulunması çok çok zordur ve yasaktır. Ve LSD olarak bildiğimiz halusülojen madde aslında bir DMT kırmasıdır. DMT kadar etkili değilse bile hatrı sayılır bir etkisi vardır ve günümüz istihbarat örgütlerinin kişiyi konuşturmak için kullandığı başlıca ilaç LSD’dir.

En Önemli DMT kaynağı, AYAHUASCA

Ayahuasca, “banisteriopsis caapi” bitkisinin dal ve yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen çok güçlü halüsinojen içecek. İçerdiği dimetiltriptamin (dmt) nedeniyle çoğu ülkede tıbbî zorunluluklar dışında kullanımı yasadışıdır.

psychedelic substanceÇayın özellikleri;

Peru ve Brezilya’da yetişen ayahuasca, şamanlar tarafından toplanıp çay gibi kaynatılıyor ve ardından da bazı başka bitkilerle karıştırılıyor. Asıl marifet ise bitkinin içinde bulunan dmt molekülünde… Dmt, vücuda ayahuasca içerek alındığında mistik zevk ve ruhani tecrübelere neden olup zihin açıcı, algı değiştirici, diğer alemlerle iletişim kurucu tesirlere yol açıyor.
Bu maddenin ‘yuvası’ olan epifiz bezi kimileri tarafından kalp gözü, gönül gözü veya üçüncü göz olarak adlandırılıyor.

Şamanların çok eskilerden beri şifa niyetine kullandığı ayahuasca bitkisi İngiltere ve ABD’de şimdilik yasal olmamasına rağmen, önde gelen psikologlar, psikiyatristler, bilim tarafından inceleniyor, kullanılıyor, tavsiye ediliyor. Son 10 yıldır da peru ve brezilya’da açılan ayahuasca merkezlerinde düzenlenen seremoniler, binlerce insanı ağırlıyor.

Bu çay, Peru amazonları’ndaki conibo kızılderileri başta olmak üzere, Güney Amerika’nın farklı bölgelerindeki şamanist kabilelerce yüzyıllardır hastaların tedavisinde kutsal bir iksir olarak kullanılıyor.

DMT, beyin dolaylarındaki pineal bez tarafından uyku sırasında salgılanan bir çeşit halüsinojendir. Salgılanması rüyaların görüldüğü evreye denk gelir. Halk arasında “üçüncü göz” diye tabir edilen yerin denk geldiği yer aslında DMT’nin salgılandığı pineal bezin tam üstüdür. Bir insanda en çok doğum ve ölüm anında salgılanır ve insan bilinci üzerinde çok etkilidir. Öyle ki, ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon olarak adlandırılır.

Bilim dünyasının yıllardır gözlemlediği ve tartıştığı konulardan biri şudur : ”Acaba fizik ötesi bir alem var mı ? Normal şekilde algılayamadığımız bir alem var mı ?” işte bu noktada devreye parapsikoloji giriyor. Bunu DMT üzerinden açıklayacak olursak Dmt sayesinde bir insan ölüm ve doğum duygularını deneyimleyebilir, ölüm korkusunu yenebilir ve hiç bilmediği-görmediği alemlere yolculuk edebilir. Yani bir anlamda kişi, gerçeklik boyutuna bir adım daha yaklaşır.

Eski zaman Afrika, Asya ve diğer tüm şaman ayinlerinde kullanılan Dmt içerikli bitkilerden elde edilen sıvılar sayesinde şamanlar bir çeşit trans haline girerlerdi. Burada genellikle farklı bir aleme geçiş söz konusu olmuştur.

Hastane ortamında yüksek dozda dimethyltryptamine verilen deneklerin anlattıklarını sizler için derledik :

“…işte burda psikedelik sersemleme başladı. öldüğümü sandım. beyaz bulutları gördüm. uyanış, bembeyaz pamuk gibi bulutlar, tanrılar, melekler gördüm. ölüyor olduğumu düşündüm. ama sindy ve rick’e şöyle bir baktım da her ikisi de sakin sakin beni izliyorlardı. “iyi haber, bedenim gayet iyi görünüyor” diye düşündüm. doğuyor muydum ya da henüz gerçekleşmemiş ölümü mü deneyimliyordum anlayamadım.. çünkü biliyordum ki, bu gibi durumlarda zaman unufak olur, zaman doğrusalının hiçbir anlamı kalmaz. zamanın çöktüğü ilahi makamdır burası. insaniyetime ait tüm tabakalar gittikçe soyulup, dökülüyor. nihayet, sonunda, nerdeyse son tabakada, bu tabakanın ne olduğunu tarif bile edemem ama sanki seni insan olarak tanımlayan bu son tabaka, ve puf… o da gitti. artık bir insan değilsin, aslında artık tanımlayabileceğin hiçbir şey değilsin zaman kavramı yok, kafam çok karışmıştı. çok korktum, hayatım boyunca bu kadar korkmamıştım. bedenimden kovulmuştum.”

Diğer bir deneğin anlattıklarına bakalım :

“…bedenimi geride bırakarak, sapma hızında giderken, geriye doğru dna’larımın içinden geçip diğer taraftan evrene açıldım. bu beyaz ışığın tam altından girdim. içine girer girmez, ayrı olduğuma dair tüm hislerim yok oldu o an ne yapıyor olduğum, geçmiş ve gelecek hissi de… o kadar keyifliydi ki, hissettiğim şey, bu ben değildim, ben her şeydim. lşığın ta kendisiydim, ne ayrılık, ne gölgeler, ne de farklılık geçmiş, gelecek hissi de yoktu.. sadece şu an ve beyaz-sarı bir ışık. sonra bu ışıktan aşağı düşüyor olduğumu hissettim. lşığın dışındayken, ışığın tıpkı güneşten kopan alevler gibi olduğunu fark ettim. düşerken, bu muhteşem ayrılmayı hissedebiliyordum diğer tarafa vardığımda, birdenbire evrendeydim, bu kocaman boşluk ve varlıklar.. benimle bu varlıklar arasında uzanan pembe ışıklı gökkuşağına dokundum. ve onu beyaz ışığa döndürmek istiyordum. ama bu inanılmaz pembe ışık, aşk enerjisi ve sevgi kapasitesi, insanoğlu olarak bizim sahip olduğumuz bir şeydi ve ben onlara bunu yollamaya çalışıyordum.”

Ruh Molekülü NedirABD’li oyuncu ve model Lindsay Lohan da geçtiğimi aylarda bu aydınlanmayı yaşayanlardan. Lindsay Lohan çayı içtikten sonra: “Sanki ölüp, tekrar dirildim. Yaşamımdaki hataları gördüm ve artık hepsini geride bıraktım.” açıklamasında bulunmuştu.

Ülkemizden de son zamanlarda bu çayın seanslarına bir ilgi oluşmuş ve model Ece Sükan da bu seanslara katılmış.
Ece Sükan yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “Çayın tadı hayli fena. Etkisi içtikten 1-2 saat sonra hissediliyor. Böylece başlanıyor ve bir anda başka bir boyuta geçiyorsunuz deyim yerindeyse. 4-5 saat’lik deneyimde bilinciniz yüksek bir yerden hem size hem bedeninize hem de ruhunuza bakıyor. Benim de önce yüzleşmelerden sonra mutluluktan ağlayıp tüm sorularıma cevap aldığım, müthiş mutlu ve huzurlu hissettiğim, sevgi dolu iki seremoni geçti. Diğer ikisi kötü geçti diyebilirim.”

Bütün deneklerin anlattıklarına baktığımızda hemen hemen hepsi yaşadıkların anlatmakta zorlanıyor. Hatta bir uyuşturucu bağımlısı bunun uyuşturucu kafasıyla hiçbir alakasının olmadığını bizzat itiraf ediyor. Yani tamamen farklı bir deneyim…

Bu molekülün etkisinde kalan her birey istisnasız olarak şöyle bir inanışa sahip oluyor;
“Sosyal toplum insanoğlunu maddi aleme mahküm etti, ama biz gidip gördük ki bir mana alemi var.”

DMT kullanmış ya da bu maddeye maruz kalmış kişiler, bir tür birlik hissiyatı deneyimlediklerini savunuyorlar.

DMT kullanan bireylerin yaşadıkları deneyimler birbirine çok benziyor. Tüm evrene bakış açılarının değiştiğini ve her şeyin bir olduğu hissiyatının güçlendiğini söylüyorlar.
Yani bir anlamda tanrısal etkileşimler yaşadıklarını ima ediyorlar…

Ve modern felsefenin kurucularından olan DESCARTES : ”Epifiz bezi, ruh ile bedenin birleştiği noktadır” diyor.

Hz. Mevlana’nın “Üzerlik tohumu karanlığı örttü ve gerçek göründü. demiştir. Üzerlik tohumuda aynı şamanların içkisi ayahuasca gibi bol miktarda dmt içerir.

Ayahuasca aslında, DMT içeren Kargı kamışı ile Maoi inhibitörü içeren “Üzerlik Tohumu”nun(peganum harmala) karışımı ile elde ediliyor. Kargı kamışı ile bir başka ilgimiz de var ki o da Ney. Ney yapımında kullanılıyor kargı kamışı ve yine ilginç gelir mi bilmem ancak Mevlana’nın kargı kamışıyla oldukça içli dışlı olduğu bilinir. Fazla bahsini etmiştir. “Ölmeden önce ölümü tatmak“tan ve “vahdet”ten bahseder ki bu da yine Ayahuasca etkileri arasındadır. Aynı şekilde Musa’nın gittiği ve 10 emri aldığı şu kutsal dağdaki mağarada da yine DMT içeren bitkilerin yetiştiği iddiaları vardır.

Filmlerde ve Dizilerde Ayahuasca

Enter The Void, Blueberry, Matrix, Solaris, Avatar, Andrei Rublev, The Truman Show, Groundhog Day, Wings of Desire, adlı filmlerde, tümünde adı geçmese de; kendisi ve etkileri işlenmiştir ayahuascanın. Özellikle Enter the Void komple bu maddenin etkisi altında geçiliyor neredeyse.

“Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.”
Mustafa Kemal Atatürk

Bir Biyomühendis’in Defterinden…
Mehmet Alper Gökçe

Paylaşır mısınız?
Önceki İçerikGoogle’ın Yeni İşletim Sistemi “Fuchsia”
Sonraki İçerikYalın Üretim Nedir (Lean Manufacturing)
Genetik ve Biyomühendislik 4.sınıf öğrencisiyim. 1995 yılında İskenderun'da doğdum. Biyomühendislik dışında, makine, bilgisayar, elektrik-elektronik mühendisliklerinde bilgi sahibiyim ve bu mühendislikleri biyomühendislikle sentezleyen proje çalışmaları yürütmekteyim.

4 Yorum

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, bazı din adamları uyku hali için bir nevi ölüm halidir diyorlardı. Demek ki bu sebeptenmiş

  2. Ortalıkta dolaşan bilgiler. Herhalde konu ile ilgili pek kaynak yok.
    Bu ruhsal deneyim metafizik aleminin kapısı, bunun daha ileri safhaları fizik aleminde bir çok şeyi çökertir.

Düşünceleriniz Nedir?