Babamın Projesi Benim Hayallerim

John Ahmet

MB Üyesi
Kayıt
23 Ağustos 2017
Mesajlar
50
Tepkiler
16
Yaş
44
Üniv
Ege Universitesi
bu aralar forumda bir sonsuz enerji furyası var ama hadi bakalım :) bana göre mevcut teknoloji ile sonsuz enerji mümkün değil.
Siz bu enerjiye sonsuz diyerek bunu imkansızlaştırıyorsunuz. Çünkü bilinçaltınızın derinliklerinde sonsuzluğun mümkün olamayacağını bir şekilde hissediyorsunuz. Ben ise bu enerjiye sonsuz enerji demek yerine özgür enerji diyorum. Elin oğlu ne güzel diyor "free energy" onlarda sonsuz demiyor bu nedenle bu konuda bizden daha başarılıdırlar. Bu konuda kullandığınız kelimeleri değiştirip konuyu araştırmaya devam ettikçe devridaimin mümkün olduğunu anlayacak üretilen ürünleri kullanmaya başlayıp ülke olarak büyük fırsatlar elde edeceksiniz.
 

Crocs

MB Üyesi
Kayıt
30 Mayıs 2017
Mesajlar
53
Tepkiler
9
Yaş
31
Üniv
YTÜ
Siz bu enerjiye sonsuz diyerek bunu imkansızlaştırıyorsunuz. Çünkü bilinçaltınızın derinliklerinde sonsuzluğun mümkün olamayacağını bir şekilde hissediyorsunuz. Ben ise bu enerjiye sonsuz enerji demek yerine özgür enerji diyorum. Elin oğlu ne güzel diyor "free energy" onlarda sonsuz demiyor bu nedenle bu konuda bizden daha başarılıdırlar. Bu konuda kullandığınız kelimeleri değiştirip konuyu araştırmaya devam ettikçe devridaimin mümkün olduğunu anlayacak üretilen ürünleri kullanmaya başlayıp ülke olarak büyük fırsatlar elde edeceksiniz.
yazımı okursanız imkansızlıktan değil şu an için uygulanabilirliği olmadığından bahsediyorum. Örneğin pizoelektrik malzemeler ya da manyetik alan ile çalışan sistemlerle ilgili kısımda bahsettiğim gibi.

"free energy" birden fazla şeye karşılık gelebilir. Ücretsiz enerji, serbest enerji gibi. Bu sizin olaya bakışınızla ilgili ama kesin olan şey şudur: mühendislikte sistemler bakış açısıyla değil fizik kurallarıyla çalışır.
 

John Ahmet

MB Üyesi
Kayıt
23 Ağustos 2017
Mesajlar
50
Tepkiler
16
Yaş
44
Üniv
Ege Universitesi
kesin olan şey şudur: mühendislikte sistemler bakış açısıyla değil fizik kurallarıyla çalışır.
Ben de diyorum benim evde yaptığım sistemler neden mühendislik fakültesinin kapısından adım atar atmaz duruyor. Demek o yüzdenmiş mühendislikte fizik kurallarıyla çalışıyormuş. :D

Bakışın yada bir başka değişle düşüncenin, inancın insanın doğasını ve dolayısıyla fiziksel dünyamızı ne kadar önemli şekilde etkilediğini daha iyi anlaman için şu videoyu izledikten sonra bunun üzerine biraz düşünmeni tavsiye ederim.


Senin secret diye bildiğin Ledün ilmi de tam olarak bu konuyu binlerce yıldır anlatmaya çalışıyor. Bu konudaki kitaplarda yazdığına göre bu ilim yeterli tekamül seviyesine ulaşamamış insanlardan gizleniyormuş.

Yine quantum kuramını ve sicim teorisini araştırdığında atom altında gözlenen durumlar gözlemciye göre değişiyormuş (Burada sadece gözlemcinin fiziksel konumu yada uzaklığıyla ilgili değil düşünsel dünyasıyla da ilgilidir daha derin araştır).

Düşünmeden yazma bu videoları izledikten sonra muhtemel olarak yanlış anladığımı söyleyeceksin ancak bu konuda daha uzun süre ve daha derin düşün fikirlerin değişmeye başlayacak.



Sonuç olarak gerçekte fiziksel dünyamız bakış açımıza dolayısıyla düşüncelerimiz ve inancımıza göre şekilleniyor. Bu duruma atom altının esrarengiz dünyasını araştıranlar şahit oluyorlarmış.

Şu çizgi filmi de izle daha kolay anlayacaksın.


 
Son düzenleme:

Crocs

MB Üyesi
Kayıt
30 Mayıs 2017
Mesajlar
53
Tepkiler
9
Yaş
31
Üniv
YTÜ
Ben de diyorum benim evde yaptığım sistemler neden mühendislik fakültesinin kapısından adım atar atmaz duruyor. Demek o yüzdenmiş mühendislikte fizik kurallarıyla çalışıyormuş. :D

Bakışın yada bir başka değişle düşüncenin, inancın insanın doğasını ve dolayısıyla fiziksel dünyamızı ne kadar önemli şekilde etkilediğini daha iyi anlaman için şu videoyu izledikten sonra bunun üzerine biraz düşünmeni tavsiye ederim.


Senin secret diye bildiğin Ledün ilmi de tam olarak bu konuyu binlerce yıldır anlatmaya çalışıyor. Bu konudaki kitaplarda yazdığına göre bu ilim yeterli tekamül seviyesine ulaşamamış insanlardan gizleniyormuş.

Yine quantum kuramını ve sicim teorisini araştırdığında atom altında gözlenen durumlar gözlemciye göre değişiyormuş (Burada sadece gözlemcinin fiziksel konumu yada uzaklığıyla ilgili değil düşünsel dünyasıyla da ilgilidir daha derin araştır).

Düşünmeden yazma bu videoları izledikten sonra muhtemel olarak yanlış anladığımı söyleyeceksin ancak bu konuda daha uzun süre ve daha derin düşün fikirlerin değişmeye başlayacak.



Sonuç olarak gerçekte fiziksel dünyamız bakış açımıza dolayısıyla düşüncelerimiz ve inancımıza göre şekilleniyor. Bu duruma atom altının esrarengiz dünyasını araştıranlar şahit oluyorlarmış.

Şu çizgi filmi de izle daha kolay anlayacaksın.


biraz daha yazsam siz beyin gücüyle motor falan çalıştıracaksınız gibi geliyor bana. Enerji yoktan var edilemez. Bakış açısı da tork üretmediğine göre... çift yarık deneyi ile ilgili olan videoda ise bir hata mevcut. Bu deneyde bu davranışı sergileyen elektronlar değil fotonlardır. Foton bir atom altı parçacıktır ve atom altı parçacıkların davranışları newton fiziğiyle bağdaşmaz. Haliyle bunu uzaylı teknolojisi gibi algılamak yanlıştır. Atom altında madde farklı bir halde ve hızdadır. Fizik kurallarının var olmasını sağlayan yapıyı (örneğin bir protonu) siz parçaladığınızda mevcut fizik kurallarının da o parçalanmış yapıda işlevsiz olduğunu görmek anormallik değildir. Japon bilim adamına gelince de, kendisini ben de biliyorum ve söyledikleri zaten biliniyor. Size şaşırtıcı ya da mucizevi gelmesi, atom ölçeğinde işlerin bildiğinizden farklı ilerlemesi (örneğin atom altı ölçekte katı, sıvı gibi haller bulunmaması), herşeyin mümkün olabileceğinin ispatı değildir.

ancak bu videoların yoktan enerjinin var olmasıyla ilgisini çözemedim açıkçası. Birisi diyor ki ben bir motoru aldım başka motora ters bağladım. İlk motor çalışınca ikincisi aküyü şarj etti. Sonra bu aküyü ilkine bağladım sonsuz enerji oldu. Madem sizde böyle düzenekler var bir deneyin de görelim bakalım. ben bir kimya mühendisi olarak günümüzdeki akülerün şarj etmek için harcadığınızdan daha az güç verdiğini biliyorum. bunu basitçe bir ölçüm ile kendiniz de görebilirsiniz. Burada nükleer bir işlem olmadığına göre, atom da parçalamadığımızı göz önünde bulundurursak haliyle burada bahsi geçen düzeneğin sonsuz çalışması mümkün olamaz. Kendisi dışında bir yere bağlandığında ise sürekli o sistemi çevirmesi hiç olası değil. Siz sisteminizin içindeki gücü başka yere aktarmış oluyorsunuz artık. bu sistemin devam etmesi sizin tükettiğinizden çok enerji üretmenize bağlıdır ancak elektrik motorları böyle bir yapıya sahip değildir.

siz özgür deyin ben bedava diyeyim fark etmez. Bu sistemlerin teoride birkaç saat ya da gün değil yıllarca durmadan çalışması lazım bu mantıkla. Ancak böyle bir sistem henüz yok.
 

John Ahmet

MB Üyesi
Kayıt
23 Ağustos 2017
Mesajlar
50
Tepkiler
16
Yaş
44
Üniv
Ege Universitesi
Çok iddialı cümleler kurmuş olsan da hemen her cümleni çürütebilirim. Ancak bunu yapmak için daha mantıklı nedenlerim olmalı. Burada yazacaklarım senin bu konular hakkında daha fazla araştırma yaparak tartışmaya devam etmene sebep olacaksa bunu zevkle yaparım ancak ben hiç öyle olacağını düşünmüyorum. Son yazdıklarında yaptığın bazı hataları öncelikle düzeltmem gerekir.

çift yarık deneyi ile ilgili olan videoda ise bir hata mevcut. Bu deneyde bu davranışı sergileyen elektronlar değil fotonlardır.
Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.


(Vikipedi ye erişemiyorsan bu program işini görecektir.
Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.
diğer platformlar için sitesine bakabilirsin.)

Öncelikle bu vikipedi yazısını okuyup ilgili yerlere dikkat etmeni istiyorum. Bu deney yalnızca bir kez yapılmamıştır. Kullanılan parçacıklar değiştirilerek başka kişiler tarafından tekrarlanmıştır. Örneğin 1961 yılında Tübingen Üniversitesi’nden Clauss Jönsson bunu elektronlarla denemiştir. Ardından 1999 yılında mikroskopla görülebilecek büyüklükte protondan 500.000 kat daha büyük partiküllerle bu deneyi tekrar yapmışlar ve sonunda bu partiküllerin dahi dalga girişimi modelinde dağılımını görünce çok ama gerçekten çok şaşırmışlar. Burada şaşıranlar bilim adamları senin neden hala şaşırmadığını gerçekten anlamıyorum. Belki onlardan daha zeki olduğundandır. Daha fazla bilgi senin sandığın gibi maalesef insana daha cool bir bakış kazandırmıyor. Eğer gerçekten anlıyorsan bu konulardan bahsederken doğal olarak daha heyecanlı ve daha şaşırmış olmanı beklerim. Bu konuda bir şey yazmadan önce vikipedideki yazıyı okusaydın bu cümleleri kuramazdın.

İkinci problemli cümlen de parantez içinde verdiğin şu açıklamadır.

Size şaşırtıcı ya da mucizevi gelmesi, atom ölçeğinde işlerin bildiğinizden farklı ilerlemesi (örneğin atom altı ölçekte katı, sıvı gibi haller bulunmaması), herşeyin mümkün olabileceğinin ispatı değildir.
Nötron yıldızları hakkında biraz bilgin olsa bu cümleyi kurmazdın. Senin sandığının aksine atom altı ölçeğinde de katı hal bulunabiliyor. Nötron yıldızları çok yoğun kütleye sahiptir hatta öyle ki insanlık tarihindeki tüm insanları bu oranda sıkıştırabilsek bir küp şeker boyutuna küçülürlerdi deniyor. Bu katılık bile karadeliklerin yanında gaz formunda kalacaktır. Atom altının daha altında karadelikler söz konusu olduğunda durumun böyle olduğunu bilmen gerekirdi. Senin bunu söylemekteki amacın farklı bile olsa üniversite okumuş biri olarak cümlelerini daha dikkatli yazmanı beklerdim.

Ayrıca bunlar bana mucizevi sana çok normal geliyorsa emin ol bu senin konuda daha bilgili olduğunu ve senin daha zeki olduğunu ispatlamaz. Keşke zeki olsan da senden bir şeyler öğrenebilsek.

Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.


Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.



Yazınızı tümden eleştirmiş olmayayım yazındaki en sağlam görününlü cümle bana göre aşağıdakidir. Bu cümleye biraz daha fazla bilgi ilave edip devam edelim.

ben bir kimya mühendisi olarak günümüzdeki akülerün şarj etmek için harcadığınızdan daha az güç verdiğini biliyorum.
Evet bu konuda haklısın örneğin kuru aküler yaklaşık %60, jel aküler %80 verime sahiptir. Buradaki iddialar bu bilgilere rağmen yapılıyorsa senin de konu hakkında biraz daha fazla araştırma yapmanı ve yapılanları incelemeni öneririm.

Örneğin John Bedini sıfır torklu bir motor geliştirmiştir ve motorun harcadığı enerjiden daha fazlasını yine aküye vererek akü şarjı yapmıştır. Artık bunun olabilmesi için output power ın inputtan minimum ne kadar fazla olması gerektiğini seçtiğin akünün türüne göre artık hesaplayabilirsin.

Burada John Bedini outputun inputtan fazla olduğunu iddia etmektedir. Eğer bu fark seçtiğin aküyü şarj edemiyorsa daha verimli bir elektrik dopolama yöntemi kullanabilirsin. Örneğin ideal verime yakın olan %99 den fazla verime sahip ultracapacitor kullanabilirsin. Elektriği doğrudan aküden çekmek yerine ultracapacitore daha önceden depolayıp kullandığından daha fazlasını ürettiğin için bunu tekrar ultracapacitore vererek çok az bir kayıpla ultracapacitor deki depoladığın enerjide bir artış gözlemleyip buradaki fazlalığı da akü şarj etmek için kullanabilirsin. Hatta bu normal capacitor (kondansatör) ile de yapılabilir.

Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.

Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.


Detaylı düşünmeden bu konular maalesef açıklığa kavuşmuyor.

Sen bu konuda çalışma yapan arkadaşların senin bildiklerinden daha azını bildiğini yada bu insanların aptal olduğunu mu sanıyorsun?

Desteklediğim tek cümlen şudur; (şaka yapmıyorum.)

biraz daha yazsam siz beyin gücüyle motor falan çalıştıracaksınız gibi geliyor bana.
Hazırsan bunu ispatlayayım.

Geriye kalan ki buna "Enerji yoktan var edilemez" cümlesi de dahil olmak üzere hepsini çürütebilirim. Sadece bu cümlen diğerlerinden biraz farklıdır. Bu cümlede senin neye yok dediğin çok önemlidir. Örneğin uzay boşluğuna yok diyorsan karanlık enerji denilen şeyi henüz hiç düşünmemiş (olduğunu) ve bu konuda yapılan deneylerden habersiz olduğunu söyleyebilirim.

Şimdi sen hangi cümlelerine tutunacaksın yada başka hangi cümleler kuracaksın tartışmamıza senin seçimlerine göre devam edebiliriz ancak ben bu fikir tartışmasının amacına ulaşacağından şüphe duyuyorum. Sen sunduğum argümanlar konusunda hiç araştırma yapmadan yazmaya devam edersen bu ne sana, ne bana ne de okuyuculara bir fayda sağlamaz. Ayrıca bu fikir tartışmasından hiç zevk almadığımı da itiraf edeyim.

Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.


Müzik dinlemek daha zevklidir... :)

 
Son düzenleme:

Seçkin Şenol

Özel Üye
Kayıt
31 Temmuz 2016
Mesajlar
155
Tepkiler
73
Yaş
54
Meslek
Elektr./Elektronik Mühendisi & Software Developer
Üniv
Elektr./Elektronik Mühendisi
Merhabalar.
Yazdiklarinizi okudum, enteresan buldum,
hosumada gitti, ikinizede tesekkürler.

Kendim de bu konulara ilgi duyuyorum biraz :).

Iki sey hosuma gitmedi ama:

1) Tartisma kültürünüz.
Daha saygili olabilirdi yazismalariniz.
Özellikle "conahmet'in" asagilayici tavirlari hic hos degil.
Gerci "Crocs'da" fazla olmamakla beraber bazi cikislari var.

2) Bilimsel veriler
"conahmet" ordan burdan birsürü konuyu birbirine
katarak wiki gibi herkesin yazi yazabilecegi yerlerden
örnekler gösteriyor.
Isterdim ki, degerli bilim derdgilerinden link'ler eklesin.

Yinede bence güzel bir konuyu tartismissiniz.
Sagolun, varolun.
Selamlar.
 

Crocs

MB Üyesi
Kayıt
30 Mayıs 2017
Mesajlar
53
Tepkiler
9
Yaş
31
Üniv
YTÜ
@Seçkin Şenol o halde tabirlerime daha da dikkat edeceğim teşekkürler
@conahmet
Wikipedia, forum siteleri ya da youtube üzerindeki videolar bilimsel bir kaynak teşkil etmemektedir eğer okumuşluktan bahsedeceksek.

nötron yıldızları elektron içermemesi ve sadece atom çekirdeğinde bulunan proton ve nötronların birbirine kaynaşma derecesinde yapışık durumda olması itibari ile evrende bilinen en büyük tek parça atom olarak nitelendirilir. Haliyle mevcut fizik bilgisi nötron yıldızları ve davranışını açıklamada geçerli değildir. Katı hal bütün halde atomların bir arada ve çok az boşlukla dizilimine verilen isimdir haliyle atom altı ölçekte katı diye bir durumdan bahsedilemez. Atom ve atom altı deneylerde kuantum hallerinden bahsedilir

mevcut elektrik motorları, sizin bahsettiğiniz sıfır tork deneyindeki motorlarla bağdaşmamakla birlikte mevcut elektrik motorları da karanlık enerji ile çalışmamaktadır. Eğer çalışabiliyor olsaydı başka bir motora bağlamaya da gerek kalmadan kendiliğinden çalışabilirdi. Elektrik motorları indüksyionla çalışır bu da manyetik alan ve elektrik enerjisi gerektirir. Kapasitör teoriniz ise sizin fikriniz. Başlığı açan arkadaş gayet düz bir aküden bahsetmiş.

zeka kısmına gelince de, hakaretlerinizi kendinize saklamanızı tavsiye ederim. Foruma üye olduğunuzdan beri orta yere ya da rastgele ettiğiniz hakaretler rahatsızlık sebebi oluyor ve bu konuda çok defa uyarıldığınızı siz de biliyorsunuz. Ben herhangi bir zekilik de iddia etmiyorum ben sıradan bir insanım.

john bedini dediğiniz kişi ise ortaya koyduğu şeyden daha çok satmaya çalıştığı kitap ve CDleri ile biliniyor. Öyle ki kendi sitesi bile icadı olduğunu iddia ettiği şeyden çok satmaya çalıştığı kitap cd vb şeylerle dolu. Bu da işin bilimsellik içermediğini gösteriyor.

enerji yoktan var edilemez fikrini çürüttüğünüzü iddia ettiğiniz kısımda da evrende var olan bir enerjinin bir şekilde kullanılabileceğini ima etmişsiniz. Bu durumda da yine enerjiyi yoktan var etmiş olmuyor, var olanı kullanmış bulunuyorsunuz

Benim bilimsel dayanağı bulunmayan gerçeklere heyecanlanmamam anormal değil ancak sizin oradan buradan duyup öğrendiğiniz bilimselliği gerçekliği şüpheli şeylere bu kadar kapılmanız ilginç. Bilim bana her zaman heyecan verir ama iddialar heyecan vermiyor. Örneğin kara deliğin bir delik değil çekim gücü çok yüksek bir yıldız olması, kara deliğin yüzeyinden dahi maddenin aslında kaçabiliyor olması, yerçekiminin zamanı bükebilmesi gibi şeyler heyecan verici. bir tane motorun kozmik enerjiyle çalışıp aküyü şarj ettiği iddiası ise komik
 

John Ahmet

MB Üyesi
Kayıt
23 Ağustos 2017
Mesajlar
50
Tepkiler
16
Yaş
44
Üniv
Ege Universitesi
Şahsımın kültürüyle ve bazı cümlelerimle ilgili hakkımda bazı ithamlarda bulunulmuş. Ayrıca dolaylı yoldan saygısız olduğum belirtilmiştir. Öncelikle bu konulara bir açıklık getirelim. @Seçkin Şenol isimli üye rahatsızlık duyduğu cümleleri belirtmemiştir. Ancak @Crocs takma adını kullanan üyemiz cümleler konusunda bilgi verdiği için hakaret ve haksız ithamlarla dolu bu son yazılara cevap verme gereği duyduğumu belirtmek isterim. Ayrıca bu ithamlarınızın geçersiz ve haksız olduğunu öğrendiğinizde benden özür dilemenizi bekliyorum.

Anladığım kadarıyla zeka, zekilik cahillik, cehalet gibi kelimeleri içeren cümlelerle ilgili bir probleminiz var. Bu konuda cehalet kelimesini hiç kullanmadım daha önce başka bir konuda kullanmıştım. İnsanların bu konudaki hassasiyetini anlayabilirim. Günlük hayatımızda kurduğumuz, bu kelimelerin dahil olduğu cümlelerin çoğu hakaret amacını taşımaktadır. Ancak hatırlatmama gerek var ki bilim de bazı konuların nedenleri ile ilgili açıklama yaparken bu kelimeleri içeren cümleler oluşturabilir. Ben cümlelerimi kurarken genel geçer doğruları referans alan bazı cümleler kurmaktayım. Bu durum konumla ilgili bazı gerçeklerin neden kolayca anlaşılamadığıyla ilgili sorulara cevap bulabilme isteğimden kaynaklanmaktadır.

Örneğin;

“Bazı insanlar cahildir.”
“Bazı insanlar diğerlerine göre daha zekidir.”

Benim cümlelerim bu doğruları referans alarak bu konudaki teorilerimi açıklamaktadır ancak sizinkiler doğrudan beni hedef alan hakaret ve ithamlardır.

1. “Bu konuda sağlam argümanlarım var ancak sizin bu konudaki cehaletinizden korktuğum için daha fazla bu konuya değinmeyeceğim.” (Bu cümle başka bir konuda yazılmıştır.)

2. “Belki onlardan daha zeki olduğundandır.

3. “Ayrıca bunlar bana mucizevi sana çok normal geliyorsa emin ol bu senin konuda daha bilgili olduğunu ve senin daha zeki olduğunu ispatlamaz.”

4. “Keşke zeki olsan da senden bir şeyler öğrenebilsek.”

Sizi rahatsız etmiş olabilecek önceki 12 yazımdaki toplam bu 4 cümledir. Benim cümlelerim belirli olasılıkları belirtmektedir.

1. Cümle belirli bir konudaki (konu devridaim makinaları) bazı kişilerin olası bir cehaletinden duyduğum korkuyu ifade etmek istemiştir.

2. Cümle söz konusu şahsa yapılmış zekasıyla ilgili bir kinayeyi değil bir mühendisin, zeki olması gereken bir bilim adamından daha zeki olabileceği ihtimalini göz ardı etmeden bu durumu değerlendiren bir cümledir. Bazı insanlar sivri bir fikir ortaya koyduğunuzda yada ilginç bir şeyden bahsettiğinizde sen bilim adamlarından daha mı iyi bileceksin gibi bağnaz yaklaşımlar gösterebiliyor. Bu konuda benim öyle olmadığımı ve bu konudaki hassasiyetimi ifade etmek için kurulan bir cümledir. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.

3. Cümlenin ki buradaki en sert cümlede bile söz konusu kişinin zeki olmadığı değil bir durumun kendisinin zeki olduğunu ispatlıyamayacağı belirtilmiştir.

4. Cümlemde ise bir şeyler öğrenebilme ihtimalimi bana cevap yazan birinin zeki olma ihtimaline bağlamışım.

Zeki olup olmadığınız konusunda bir öngörüde dahi bulunmadım. Ancak siz bana bol bol hakaret ettiniz ve ithamlarda bulundunuz. O halde sizin bakışınızla siz de kendinize hakaret etmiş oldunuz. Buna alınganlık diyoruz.

Ayrıca uyarıldığım söylenmiş. Anormal derecede önemli, sıra dışı yazılarımı okuyan ve doğru anlayan bir arkadaşımız aslında sizi uyarmak ve yanlış anladığınızı belirtmek için uyarıyı kendince bir adaletle ortaya sunmuştur. Akabinde bana yönelttiğiniz “ne içtiysen bize de söyle” bu soruya cevap vermemem sizin samimiyetinize güvenmediğimdendir. Fark ettiysen konuya cevap verme gereği bile duymadım. Çünkü konudaki anlattığım bilgilerle hiç ilgilenmediniz. Bence yazılarımın hakaret içermediğinin farkındasınız ancak tezlerinizi çürüten bu yazıları entellektüelleştirerek ve yazarına çamur atarak değersizleştirme gayretindesiniz. Çoğunluğa güvenip herkesin sizin yaptığınız hataya düşeceğini ve bana çamur atılmaya devam edileceğini sanıyorsunuz.

İlgili konunun linkini burada paylaşıyorum.
Çok ilginç motorlar (Lütfen okumadan ve düşünmeden yazmayalım)

“Bazı insanlar cahildir.”
, “Bazı insanlar diğerlerine göre daha zekidir.” cümlelerinin genel geçer doğru olduğuna itirazlarınız olabilir ve bunu haklı buluyorum. Her türlü bilgi ispat gerektirir ve bilimin temelini bu bilgiler oluşturur.
Bunu anlayabilmek için zekanın nüfusa dağılımı ile ilgili grafiği inceleyebiliriz.



Üniversitede okurken tıpçı bir arkadaşım toplumdaki gereksiz tartışmaların ve anlaşmazlıkların bir çoğunun toplumdaki zeka dağılımıyla ilgisi olduğunu söylemişti ve bunu bana çok detaylı anlatmıştı. O zamanlardan beri bu konulardaki yazıları okumaktayım zeka ve cahillik kelimelerini içeren cümleleri bu nedenle daha fazla kullanıyor olabilirim.

Yazılarımın tansiyonunun yüksek olduğunu söyleseydiniz buna hak verirdim. Yazılarıma bu konuyu bir ortamda yüz yüze yaparken sahip olabileceğimiz duyguları da ekliyorum. Ancak siz yine de ekranın başında yazarken benim hop oturup hop kalktığımı sanmayın. Yazılarımı oluştururken büyük bir sükunet içerisindeyim. İstanbul’un hava durumunu tartışmıyoruz yada alelade bir konuda örneğin “güneş panellerini kurarken kuru akü mü kullanalım yoksa jel akü mü?” gibi bir konuyu tartışmıyoruz. Dolayısıyla sizde oluşturduğum bu tansiyonu nötrlemek için yazılarımın sonuna müzik klipleri ekliyorum. Müziğin pozitif etkisini doğru kabul edersek bunun işe yarayacağını düşünüyorum. Tabi isteyen dinler istemeyen dinlemez. (Yeri gelmişken bundan da bahsedeyim)

Bilimde devridaim konusundaki bir gelişmenin tüm insanlığı derinden etkileyeceğini hepimiz biliyoruz. Ülkeler daha fazla petrol rezervine sahip olabilmek için savaşlara dolayısıyla insanların ölümüne neden oluyor. Son 50 yılda petrol ve enerji için toplam 70 trilyon dolar harcanmış bu harcamalar giderek artıyor. Bu parayı hayalinizde canlandırabiliyor musunuz? Dünya ortalamasına göre yaklaşık kişi başı 10.000 dolar düşüyor. Bu gelişmekte olan bir ülke için özellikle enerji ve petrol fiyatının diğer ülkelere göre çok yüksek olduğu ülkemizde 50.000 doları bulabiliyor. Bu konuda otomobilinizdeki ve evinizdeki böyle bir sistem için toplam 20.000 dolar harcasanız cebinize 30.000 dolar para kalır. Lütfen bu konudaki fikirlere daha ılımlı yaklaşalım.

Ayrıca bilim literatürümüzde Con Ahmetlerin yaptığı devridaim makinelerinin çalışmayacağı bunun termodinamik yasalarına aykırı olduğu dolayısıyla bu kişilerin bilgisiz ve cahil oldukları konusunda özellikle termodinamik ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Henüz ispatlanamamış olmasına rağmen böyle bir bilginin neden kitaplarımızda yer aldığı konusu bende şüphe uyandırıyor. Petrol devleri ve enerji kartellerinin para iştahları söz konusu olduğunda bu durum bizim gibi ülkelerin üniversitelerinde okutulan kitapları etkileyebilir mi? Bu şirketler bilinçli olarak bu konuda yapılan çalışmaları engelliyor ve bilgileri değiştiriyor olabilirler mi? Bu cümlelerin çok iddialı ve paronoya içerdiğini düşünebilirsiniz ancak son zamanların en gözde konularından olan sosyal mühendislik konusunda çalışma yapanlar bu dalın yaptığı çalışmaların insanlar üzerinde çok büyük etkisi olabileceği konusunda bizi uyarıyor. Özellikle psikoloji bilimini de kapsayan sübliminal mesajlar ve komplo teorileriyle ilgili içeriklere internette mutlaka denk gelmişsinizdir. Çoğu şehir efsanesi olsa da bunlardan bazılarının doğru olabileceği gerçeğini göz ardı etmeyelim.

Hakaretlere cevap vermediğime dikkat çekmek istiyorum. Bu alanın konuyu başlatan kişiye ait olmadığını düşünüyorsanız bu konuyu tartışmaya devam edebilirim. Ayrıca kendisinin hakaretlerinden sonra teşekkürünü kabul etmiyorum. Aslında konu @Crocs arkadaşın son cevabından sonra tamda benim arzu ettiğim bir noktaya gelmişti. Yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum. Kendisi tartışmaya devam etmek isterse son yazdığı cümleler ile ilgili yazmaya devam etmek isterim.

Ayrıca 30 terabayttan oluşan neredeyse insanlık tarihinin tüm bilgisini 280 dilde hazırlamış bir platformu, kuşe kağıda basılmış reklam kaygısı taşıyan dergilerinizden ve akademik kaygılarla hazırlanan kitaplarınızdan daha değersiz görmeniz beni çok şaşırttı. Okul yıllarımızın başında bilimde doğru kabul edilen bilgi hangisiyse onun kitaplarımızda bulunması lüks bir talep değilken ilerleyen yıllarda bilimsel bilgilerin hangisinin doğru olduğu belirlenemeyebiliyor. Dolayısıyla bu karşıt ve farklı tezlerin ve teorilerin hepsini birden öğrenmek durumunda kalabiliyoruz. Bilimsel bilgi bu farklı fikirlerin çatışmasından doğar. Ben bunu en iyi yansıtan bilgi platformunun Wikipedia olduğunu düşünüyorum ve bir an önce İngilizce içeriklerin yirmide biri olan Türkçe içeriklerin artırılması konusunda sizi bu platforma yazar olarak davet ediyorum. Doğrusunu bildiğiniz bilgileri buraya ekleyin ki bizlerde okuduğunuz dergilere ve kitaplara para vermek zorunda kalmayalım.

Umarım tansiyonu “eğitim cüzdana sığmaz” naralarıyla zamanında ekranlarda boy gösteren üniversiteli gençler kadar yükseltmemişimdir.

 
Son düzenleme:
Yukarı Alt