Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

Hasan Basri Karakaya

Yetkili Kişi
Moderatör
Kayıt
7 Şubat 2015
Mesajlar
79
Tepkiler
92
Meslek
Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi
Üniv
K.S.Ü.
Hayatımızın belirli dönemlerinde belirli kitaplarla karşılaşıyoruz. Bir kitapla bu güne kadar henüz karşılaşmamışsanız o kitabı okuma zamanınız gelmemiş demektir. Bu yüzden Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile bugüne kadar neden karşılaşmadım diye hayıflamıyorum kendimi. Çünkü asıl karşılaşmam gereken dönemde önüme geldiği için, hayata şükranlarımı sunuyorum. Bu hayatımıza dahil olan insanlar içinde geçerlidir çoğu zaman. Hiçbir insan nedensiz ve zamansız olarak hayatınıza dahil olmaz. Çoğu zaman siz -şimdi sırasımıydı bunun- deseninzde. Hepsinin bir nedeni ve zamanı vardır. Tıpkı hastalıklar gibi. Neden bende bu hastalık varda bilmem kaç milyar insanda yok deme şansına sahip olmadığımız gibi.
Saatleri Ayarlama Enstitüsünde hayata ve insanlara dair her şeyi bulabilirsiniz. Özellikle üniversiteden yeni mezun ve iş bulamayan arkadaşlarımız için okunması gereken kaliteli bir kitap. Çünkü hayatın gerçekliğini ve sizin yaşamış olduğunuz zorlukların yalnızca size ait olmadığını, herkesin belirli dönem bu yollardan geçtiğini gözler önüne seriyor. Kitabın tamamıyla yayımlandığı 1949 yılına bakacak olursak ülkemizde o zamanlarda da işsizliğin bulunduğunu ve tam olarak şu anda bulunduğunuz huzursuzluk psikolojisinin o dönemin aydın insanlarında da bulunduğunu net bir şekilde gözlemleme şansı yakalayabilirsiniz. Tanpınar, yaşamda bir yerde tutunamayan kesimde bulunan insanların gerçekliğini, bu insanların diğer insanlarla ilişkilerini ve bu ilişkilerde yaşadıkları zorlukları tokat gibi yüzümüze çarpmaktan çekinmiyor. "İnsanoğlu, insanoğlunun cehennemidir" diyerek asıl sorunun insan olduğunu da açıklamaktan geri kalmıyor. İnsanın talihine ve günümüzde popüler bir kavram olan konfor alanından çıkmak gerektiğine de değiniyor. İnsanın yetenekleri doğrultusunda kendisine bir iş seçmesi gerektiğini, bu doğrultuda atacağı adımlardan asla korkmaması gerektiğini de açıklıyor. Talih dediğimiz şeyin birazda insanın kendisine, cesaret alanına ve korkusuzca hareket etme kabiliyetine bağlı olduğunu anlatıyor.
Her türlü iş de adam kayırmanın mevcut olduğunu, hatta ve hatta bir çok kamu kurumunda günah keçisi konumunda bulunması gereken liyakatsız ve vasıfsız insanların bulunması gerektiğini de anlatıyor. Bu insanların bulunması gerekliliğini anlatıyor ki olası bir olumsuz durumda günah keçisi konumunda kendileri kalmasın. Kısacası ülkemizde bir çok sorunun, şu anda ortaya çıkmadığını ve bu gibi şeylerin ülkemizin yıllardır kanayan yarası olduğunu açıklıyor. İnsanın bulunduğu her koşula ayak uydurabildiğini, aşk, işsizlik, parasızlık ve bireysel değişimi de bu haliyle gözler önüne seriyor.
Eğer sizin de bir şekilde Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile yollarınız kesişmiş ise, hiç vakit kaybetmeyin, onu okuma zamanınız gelmiştir. Tadını çıkarın.
Sevgiyle…
 

Y. Hocaoğlu

İnstagram: yavuz_hocaoglu_
Yetkili Kişi
Yönetici
Kayıt
3 Ocak 2017
Mesajlar
170
Tepkiler
388
Meslek
Proses Tasarım Mühendisi
Üniv
Yalın Üretim Uzmanı
Alış veriş listeme tavsiye kitabınızı ekledim mutlaka okuyacağım.Teşekkür ederim.
 

birx

MB Üyesi
Kayıt
10 Haziran 2018
Mesajlar
94
Tepkiler
40
Meslek
Makine Müh.
Üniv
BU
A.H.Tanpınar'ın günlükleride okunabilir, çok farklı bir bakış açısı var, bir çok kişi bugünün Türkiyesinde onun yazdıklarını hazmedemez.
Bir süre Yapı Kredi yayınlarıda kitaplarını basım yapmış.


Tanpınar’ın günlüklerinde Halk Fırkası’na eleştirel bakış söz konusudur. Örneğin “Halk Partisi’nin Kabahatleri” olarak isimlendirdiği uzunca bir hata listesinde Tanpınar; partinin ekonomi (ecnebi sermayeyi darılttı, sanayi tesis edemedi.), eğitim (liseyi, yüksek tahsili ciddileştirecek ilk tahsili umumi refah seviyesine bırakacaktı.) ve inkılap politikalarını (hakikat şu ki biz sadece abeste ısrar ettik. Küçük emri vâkileri inkılâp ve ilerleme sandık. Din derslerinin, Arapça ve Acemce’nin mektep programlarından kimsenin haberi olmaksızın çıkarılması gibi. Arkasından dil inkılâbı, arkasından münevver enflasyonu ve bütün bir konformizm. Kadrosuzluk. Dışarıya bol adam göndermemek.) sorgular ve eleştirir.
Tanpınar, Günlükleri Işığında Tanpınar’** Başbaşa, 325-326


(...) Din meselesi: Din meselesi ihmal edilmeyecekti. Kanalize edilecekti. Biz halkımızı kendi elimizle cahil kuvvete teslim ettik. Dini bir cenaze gömme meselesi yaptık. Türkiye Müslümandır; bu hakikati unuttuk. Laikliğimizi ilan ettik fakat laik olamadık . Gizli ate’lik yaptık ve en sersem, yani her şeyi tesadüfe bırakarak. Bu suretle münevver köksüz kaldı.Her şeyi yerine yenisini koymadan zedeledik. İşte Halk Partisi’nin macerası (...) Allah Türkiye’yi korusun. Ben Orhan Gazi’nin mübarek eliyle kurduğu bu terkibin devam etmesini, yıkılmamasını istiyorum. Tarihî Türkiye’nin peşindeyim. Onun devamını istiyorum.(...) Ah, 1923’ten sonra Ruslar gibi milletimizi sevsek ve olduğu gibi kabul ederek (1860 Ruslarından bahsediyorum) onun üzerine yeniyi kursaydık. (...)
Linki görmek için izniniz yoktur Giriş yap veya kayıt ol.
 

Y. Hocaoğlu

İnstagram: yavuz_hocaoglu_
Yetkili Kişi
Yönetici
Kayıt
3 Ocak 2017
Mesajlar
170
Tepkiler
388
Meslek
Proses Tasarım Mühendisi
Üniv
Yalın Üretim Uzmanı
Harika bir kitap tavsiyesi şiddetle tavsiye ederim.
 

Y. Hocaoğlu

İnstagram: yavuz_hocaoglu_
Yetkili Kişi
Yönetici
Kayıt
3 Ocak 2017
Mesajlar
170
Tepkiler
388
Meslek
Proses Tasarım Mühendisi
Üniv
Yalın Üretim Uzmanı
Bir saatçinin yanına küçük yaşta çırak olarak giren Hayri irdal’ın ustası rind, filozof bir sanatçıdır. Ondan çok fazla etkilenir. Birinci Dünya Savaşı başlayınca askere alınan Hayri İrdal, İstanbul’a dönünce evlenir. Karısı öldüğünde Pakize adlı bir bayanla yıllar sonra ikinci evliliğini yapar. İspritizmacılar Kulübü’ne üye olan Hayri İrdal’ın saatlere olan ilgisi hiçbir zaman bitmez. Tanıştığı Halit Ayarcı, kendisi için değişimin kapısını açan bir şahıs olmuştur. Halit de saatlere tutkundur. İki arkadaş “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü kurar.
Hayri artık gerçek mutluluğu bulmuştur. Kurdukları Enstitü kısa zamanda tanınır. Ünü dış ülkelere dek gider. Hayri bütün benliğini işine vermişken karısı Pakize, onu arkadaşı Halit ile aldatır ve bu ilişkiden de bir de kızı olur. Hayri İrdal bu durumun farkına bile varmaz. Kendi çocuğu sandığı kıza “Halide” adını koyar ve çocuğunu arkadaşı Halit’e benzettiğini de söyler. Enstitü ise kapatılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Romanın sonunda Halit bir kazada ölür. Hayri ise gerçekleri görmeye başlar.
 
Yukarı Alt