Günümüzün Dinozorları

25
32397
dinozorlar

Hiç düşündünüz mü dinozorları? İster miydiniz onları görmek? Günümüzde dikkat etmediğimiz onca şey var ki… Örneğin tavuk, ne kadar incelediniz onu? Ne kadar dikkatli baktınız ona? Peki aslında dikkatinizi çekmeyen bu canlının aslında bir dinozor olduğunu söylesem, o zaman ne derdiniz?

T-rex ile aynı dönemde yaşayan yeni bir dinozor türü ortaya çıkarıldı. Fosilleri üzerindeki analizler tamamlanan ve görünümüyle dev bir tavuğu andıran Anzu wyliei, ‘cehennemden gelen tavuk’ lakabını aldı. (AL JAZEERA TÜRK 24 MART)

Dinozorlar 150 milyon yıl önce yaşamış, sürüngen grubuna koyulan canlılardır. Döneminin en güçlü hayvanı olduğundan rahatça yaşayabilen canlıydılar. Ölümleri ile ilgili birçok teori ortaya atılsa da hala tam olarak bilemiyoruz. Soyları tükendiğini sanmıştık, 21. yy’ın buluşu olan “tüy”e sahip dinozorları bulana kadar. Yapılan araştırmalarla dinozorların “sürüngenlerden kuşlara” geçiş formu olduğunu gördük.

Dinozorlar Kuşlara Nasıl Evrildi

Dünya’nın var olmasından beri omurgalılar şubesinde ilk evrilen balık olmuştur. Daha sonra iki yaşamlılar (amphibia grubu) (kurbağa, kaplumabağa vs.) evrilmiştir. Bu gruptan sonra ise sürüngenler Dünya’ya gelmişlerdir. Dönemlerinin kralı olmuşlardır hatta.

Dönemlerinin kralı olmasını sağlayan canlılar ise dinozorlardır. Boyları büyük ve döneminin en güçlü canlısıydılar. Elbette ki hayatta kalmalarının tek sebebi bunlar değildi. Sürüngenlerin aksine vücutlarını korumak ve kuru tutmak için tüy oluşmaya başladı. Bu tüy oluşumu bulunduğu ortamda yaşama şansını arttırdı ve gelecek kuşaklara bunu aktarmaya başladı. Dinozorlar diğer canlı türlerine karşı daha hızlı bir şekilde evrildi ve bu hıza ayak uyduramayan diğer dinozorların yavaş yavaş nesli tükenmeye başladı. Tüylü dinozorlar ise ortamda kaldıkları için devamlı küçülmeye devam ettiler. Bu şekide bilinen ilk kuş ortaya çıktı “ARCHAEOPTERYX”.

Kısalmak Dinozorlara Nasıl Fayda Sağladı?

Dinozorların boylarının kısalması onlara nasıl bir fayda verdiğini anlamak için Oxford Üniversitesi’nde Roger Benson tarafından yürütülen bir çalışma başladı. Alınan sonuçlar ise PLOS Biology  dergisinde yayımlandı.

Çalışmaya göre adaptasyon gösterme şansı boylar küçüldükçe ve yeni ekolojik görevler edindikçe artıyor. Bu sayede günümüzde gördüğümüz birçok kuş çeşidi bizlerle birlikte.

Araştırmanın yazarları arasında bulunan Matthew Carrano şöyle söylüyor: “Dinozorlarda evrimleşen devasa vücutlar ikoniktir. Buna rağmen anladık ki, vücut boylarının evrim tarihiyle olan ilişkisini çok az anlamış bulunuyoruz. Bu da, değişik vücut büyüklüklerine evrimleşmenin dinozorların başarısındaki önemini bize göstermektedir.”

Dinozorlar Ara Tür mü?

Bunun net yanıtı var:Kesinlikle “evet”. Dinozorların ara tür olması birçok kişiye garip de gelse aslında hiç de garipsenecek bir şey değildir. Peki nedir bu ara tür? Ara tür; evrimleşme süreci içerisinde bir türden,diğer türe geçiş arasındaki canlılardır. Dinozorlar ise “sürüngenlerden kuşlara” geçişte ara türdür.

Homolojik Kanıt

Homoloji, canlıların görevleri farklı ancak biyolojik yapıları (embriyonik gelişimi) aynı olan organlarını inceleyen bilim dalıdır. Bu evrimde çok kullanılan bir sistemdir.

Homoloji

  1. Ornitholestes (Terapod bir dinozor)
  2. Archaeopteryx
  3. Sinornis (Arkeik/İlkin bir kuş cinsi) 
  4. Gallus gallus domesticus (Modern tavuK)

Yukarıda bir Terapod’dan modern tavuğa 4 aşamada geçiş gösterilmektedir. Bilim düşmanları bunları hedef almaktadırlar. (Caroll 1988, sf 340, Caroll 1997, sf 309)

Ancak bu aşamada en belirgin olan fosil ise ilk kuş olan “ARCAHEOPTERYX”tir.

arcaheopteryx

Biyolojik Kanıt

Fosillerde ve yapılan çalışmalarda görüldü ki dinozorların vücutlarında tüyler var. Bu tüyler onların vücut ısısını korumaya yönelik geliştirdikleri bir adaptasyondur.

sinosaurpteryx
sinosaurpteryx
sinovenator
sinovenator
sinornithosaurus
sinornithosaurus

Yukarıda resmi olan dinozorlar gerçektir ve literatürde vardır. Görüldüğü üzere ön ve arka ayakta tüyler oluşmaya veya direk olarak vücut yüzeyinde tüyler oluşmaya başlanmıştır. Bir fosil olarak ise Carnegie Doğa Tarihi Müzesi (Carnegie Natural Museum of History) ’nde Çağrı Mert Bakırcı’nın kendisinin çektiği örnek bir fosil olan “SİNONİTHOSAURUS” vardır.

Günümüzün Dinazorları

İkinci resimde daha yakından baktığımızda fosil üzerinde bulunan fosil tüyleri rahatlıkla görebiliyoruz.

Peki bu tüyler bize ne ifade ediyor? Sürüngenlerde deri keratinleşmiş bir pulla kaplıdır. “Tüy” ise canlılar içinde sadece kuşa özgü olan, örtü görevi gören bir epidermal büyümedir. Memelilerde bu “kıl” olarak adlandırılır. Tüy ve kıl arasındaki fark ise yapısal ve işlevsel farklılıktan kaynaklanır. Anlaşılan odur ki, sürüngen olan dinozorlarda aynı zamanda “tüy” de vardır. Hem sürüngen hem de kuş özelliği barındırmaktadır. İşte bu dinozorların ara tür olduğunun en büyük kanıtlarından biridir.

Dinozorlar; sürüngenler, balıklar, iki yaşamlılar gibi soğukkanlı değillerdi. Ancak kuşlar kadar da sıcakkanlı değillerdi.

dinozor

New Mexico Üniversitesi’nde John Grady önderliğinde bir grup, soyu tükenmiş canlıların metabolizma hızını ölçme tekniklerini buldular. Hızlı büyüyen hayvanlar daha hızlı metabolizmaya sahip oldukları sonucuna varıldı. Bunun üzerine gözler Dinozorlara çevrildi. Araştırmanın önderliğinde bulunan John Grady 2014 Science dergisinde yayımlanan yazısının sonunda şöyle demiştir: “Ortalama miktarda bir enerjiyle çalışma stratejisi muhtemelen daha yavaş olan sürüngenlere karşı dinozorlara avantaj sağladı. Ancak tabii modern kuş ve memelilerin hızları karşılığında ödedikleri enerji bedellerini ödemek zorunda kalmadılar.”

Sonuç olarak günümüzde yaşayan dinozorlar var. Öyle ya da böyle onları her gün görüyoruz. Etrafımızda uçuşuyorlar ya da bize yumurta veriyorlar. Günümüzün dinozorlarına hayranlıkla bakmanız dileğiyle…

Kaynakça:

Evrimağacı.org
Al Jazeera Türk 24 Mart sayısı
National Geographic Türkiye 14.01.2015 sayısı
Paylaşır mısınız?
Önceki İçerikPLC Nedir, Nasıl Çalışır?
Sonraki İçerikEvren Hakkındaki Görüşler
İzmir'de doğup,büyüdüm. İzmir Atatürk Lisesi'nde okuyorum. Bilime,öğrenmeye aşık biriyim. Öğrendiklerimi başkalarına anlatmak benim için bir tutku. Bilime hizmet etmek için buradayım.

25 Yorum

  1. Tavukların dinozorlara benzediğini “aha işte küçük dino” demişimdir hep. Evrimle bir ilgisinin yok olduğunu düşünüyorum.

  2. İnanan bir insan olarak şunu söylüyorum ki evrim de o kadar basit değil. Yani bir eczanede 5000 ilaç yoktur. Ama evrim 300 milyar “yaşayan ve ortama ayak uydurup değişen” ilacın ikişer ikişer karıştırılıp yeni ilaç olma olasılığıdır. Böyle söylersek daha iyi karşılaştırabiliriz. Ve bunu zaten tesadüfle anlatmıyor evrim. Tesadüf evrime karşı çıkanların kullandığı söz. Değişime uğrayan canlıların, ki değişim halen devam ediyor, güzellerinin kalıp, kötülerinin yok olmasıdır evrim teorisi. Tesadüf nerden çıkıyor? Çirkin birinin evlenemeyip soyunu devam ettirememesi, yakışıklının evlenmesi gibi. Gibi gibi…

  3. Bu kadar uğraşılıp güzel bir yazı yazılmış, aşağıdaki bütün yorumlar evrim üzerine. Lütfen yeter. Hiçbirimiz ne evrimin doğru olup olmadığını bilebiliriz ne de Allah’ın canlıları bu yolla yaratmadığını. Sen kuran ın yorumlanışına bakarak Allah canlıları yarattı diyorsun ama aslında kuran da anlatılmak istenen de, bilimin anlattığı da aynı olabilir. Onun için bırakın evrimin doğru olup olmadığını da bir yazı da siz yazın…

  4. Merhaba, paylaştığınız yazı için teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla bir kısım dinazorlar evrim geçirerek kuş, tavuk familyasına dönüşmüşler. Evrim geçiren herhangi bir canlının ilk hali veya evrim gecirmeden önceki hali aynı zaman diliminde yaşayabiliyor mu? Bazı Balık vb nin omurgalı canĺilara evrimleşmesi gibi. Eğer bu mümkünse evrime ne gerek var? Evrimin amacı nedir ?Yazılarınızın devamını dilerim. Teşekkürler, iyi çalışmalar.

    • Evrimin bir amacı olamaz . Çünkü evrim bir olgu, bir fiil dir. Fiillerin de amacı olmaz. Çünkü fiilin bir maddesel boyutu yoktur. Bu doğrultuda sadece fiili gerçekleştirenin bir amacı olabilir. Kısaca fiilin veya olgunun amacı mantıksal olarak yoktur . O fiili bir varlık gerçekleştiriliyorsa amaç fiili gerçekleştiren varlığa aittir. Kesinlikle fiile değil.
      Geçerli olan evrimsel teoride evrim dediğim gibi bir fiildir. Ancak bu fiil herhangi bir bilinçli varlık tarafından gerçekleştirilmemektedir. Evrim daha çok kimya çok az birazcıkta fizik kuralları çerçevesinde(biyolojide zaten kimyanın bir alt dalıdır) kendiliğinden daha doğrusu maddenin kimyasal ve fiziksel özelliklerinden kaynaklanan olgudur. Bu özelliğin kaynağı entropi yani kararsızlık ve düzensizliktir. Kararsızlık ve düzensizliğin kaynağı ise maddeye etki eden enerji havuzunun ( kısaca enerjinin) akışkan ve daima dönüşüm içinde olmasıdır. (peki enerji nedir bunu da cevaplamak konuyu dağıtacak gibi olduğundan es geçiyorum) Canlılarda ölümün (doğal yollarla) sebebi de bu entropidir. Aslında cansız maddelerden canlılara ilk oluşum sebebi de ilaveten cansız maddelerin bir süre birleşerek canlı varlıklar olarak kalmasının sebebi de bu entropidir (yani enerjinin akışkan olması). Kısaca entropi hem doğumumuzun ve yaşamımızın kaynağı hemde ölümümüzün sebebidir. Ölürüz çünki enerji akışı maddeyi bi arada tutan enerjinin azalmasına veya kaybolmasına ve molküllerin yozlaşmasına sebep olur. İşte moleküler boyutta gerçekleşen bu düzensizlikler genelde ve her zaman canlının ölümüne yol açar. Ancak bazen hayatta kalmasına ve üremesine de neden olur. Bu ihtimal belki milyonda bir belki katrilyonda bir belkide sonsuz ihtimalde birdir. Bu şartlar altında peki şu an şu saniye dünya üzerinde kaç adet canlı organizma vardır? söylenebilirmi? Bu sorunun cevabı belki trilyon adet canlıdır belki katrilyon adet. İşte şu an bu sayısız canlıların içinden birinde gerçekleşen bir moleküler düzensizlik bir canlının hayatta kalmasına ve üremesine şu anda şu saniyede sebep oluyor. İŞTE BU EVRİMDİR. Bu olayın amacı olamaz.
      Ve dolayısıyla fiilerin amacı olamayacağına göre evriminde amacı yoktur.
      Ancak evrim fiiline maruz kalan veya kalmayan tüm canlıların iki ortak amaçları vardır. birincisi “hayatta kalmak” ikincisi “üremek”. Bu iki amacın kaynağı veya sebebi geçmişten günümüze felsefenin konusudur. Dolayısıyla net bir cevap alınması sürekli gelen itirazlar sebebiyle mümkün görünmüyor. Belki ilerde bilimsel temellere oturur.
      Bu durumda tüm canlılar içinden bu iki ortak amacı gerçekleştirenler ancak diğer rakiplerinden üstünlük sağlayacak şekilde evrime maruz kalanlardır. Diğerleri hep kaybetmiştir soyları tükenerek yok olmuşlardır.
      Benim bildiğim kadarıyla günümüzün evrim teorisi bana göre bu felsefeye dayanır.

      • Merhaba güzel ve detaylı anlatımınız için teşekkür ederim. “Geçerli olan evrimsel teoride evrim dediğim gibi bir fiildir. Ancak bu fiil herhangi bir bilinçli varlık tarafından gerçekleştirilmemektedir. ” demişsiniz. İnsanoğlu için herhangi bir fiili belli bir amaç icin gerçekleştiren bilinçli varlıktır diyeblilrmiyiz? Eğer öyleyse bu bilinçli varlık bilinçsiz bir varlık tarafından amacı olmadan entropi sonucunda mı evrim geçirmektedir?

  5. teşekkür ederim. bir konuda ufak bir hata olduğunu düşünüyorum. evrim ağacında ana tür veya ara tür diye bir kavram yoktur. şöyleki her canlı türü, kendisinden sonra gelen türün bir ara türüdür. mesela günümüz tavukları: geçmişte evrildikleri tür ile bundan sonra tavuklardan evrilecek türlerin veya türün bir ara türüdür. biz günümüz insanlarıda: australopithecus ile bizden türeyecek olan türün bir ara türüyüz.
    çok kaba tabirle söyle diyebiliriz. (örnekteki kabalığı kesinlikle önemsemeyin)
    solucanlar: tek hücreliler ile böceklerin ara türüdür.
    böcekler (ilkel deniz böcekleri): solucanlar ile balıkların ara türüdür.
    balıklar: böcekler ile dinazorların ara türüdür.
    dinazorlar: balıklar ile kuşların ara türüdür.
    kuşlar : dinzorlar ile bundan sonra kuşlardan türeyecek olan türün bir ara türüdür.

    “yani aslında her canlı bir ara türdür. ” ana tür veya ara tür diye bir sınıflandırma yoktur.

    bunun dışında ana tür veya ara tür söylemleri evrim karşıtlarının bu konuda bilgisi az olan insanların kafalarını bulandırmak için uydurdukları bişeydir.

    • Merhabalar… Size teşekkürlerimi sunuyorum. Bu konuda hata yaptığımın farkındayım. Bu değerli yorumunuzla bu hatayı da burada düzeltmiş olduğunuz için de teşekkür ederim.

      • hacı yaklaşık 3 milyar yıllık evrim tarihini sana üç beş cümleyle özetlememi bekliyorsun, sonra çorba saçma diyorsun genede senin gibi bi zeka için büyük gelişme sayılır .

        • Sendeki zeka kelamın burak a mı sana mı geldigini ayırt edemiyorsa evrimin aşamalarını anlattığını düşünemiyorum hacııı

    • Merhabalar… Öncelikle şunu söylemeliyim ki evrimleşme durmadı. Devamlı gelişmekte olan bir olgudur evrimleşme. Bana bugün evrimleşen hayvanlara örnek verebilir misiniz diye sormuşsunuz. Şunu belirtmekte fayda var ki evrim şıp oldu gibi bir olaya sahip değil. Bugün evrimleşmiş bütün canlıları görüyorsunuz burada. Bu canlılar da aynı sekilde gelecekte farklı bir canlıya doğru da evrimleşme içerisinde. Ama elbette ki bu tatmin edici bir bilgi değil sanırsam. Evrim yavaş bir olgu olduğu için gözlemlenemez. Bu yüzden de nasıl bir evrimleşme sürecinde olduğumuz anlaşılamıyor. Bir örnek olarak eski Türkler ve şimdiki Türkler arasında yapısal,dişsel,mental birçok farklılık var. Aslında bu evrimin ta kendisidir. O zaman da insandı bu zaman da öyle ama milyarlarca veya milyonlarca yıl sonra vücüt her küçük değişiminde yeni bir türe ve izolasyonlaşmaya doğru itiliyor. Şu an evrim içindesiniz yani. Ama illa ben gördüğüme inanmak isterim diyorsanız yani şu an evrimleşen canlı istiyorsanız. California Technic University’de yapılan evrimi hızlandırma çalışmaları başarılı oldu.

      Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) adlı dergide yayınlanan bir çalışmaya göre ekip, bir sirke sineği türündeki evrimsel değişimlerin, bu sirke sineğinin avcıları olan üç eşek arısı türünde bir dizi evrimsel değişimi tetiklediğini ortaya çıkardı.

      Bu dergiye bakabilirsiniz. Ya da ayrıntılı bilgi veren başka yerlere. Eşek arıları yeni isimlendireceğimiz 3 farklı türe dönüşmekte. Bu da artık evrimin gözlemlenebilmiş bir kanıtı olmuş niteliktedir…
      Bilim ile kalın.

  6. Ben yazını çok güzel ve aydınlatıcı buldum fakat bir kısım kafama takıldı dinazorlar geçiş evresi peki o göstrrdiğiniz resimdeki timsah ve yanındaki canlılar nasıl dinazora dönüştü

    • Aydınlatıcı bulduğunuza çok sevindim :) Sorunuza gelecek olursak bu soru için size teşekkür etmek istiyorum.
      Öncelikle resimdeki timsah sürüngenlerin soğukkanlı canlı olduğunu göstermek için oraya konmuştur. Elimizdeki hiçbir bulgu timsahların dinozora evrimleştiğini göstermez. Ancak şu anki kuşların “yaşayan” en yakın kuzeni TİMSAH lardır. Bu da dinozorlar ile timsahın aynı atadan evrildiğini ve kuzen olduklarını gösteriyor.
      Dinozorların evrimi konusunda “geniş” bir konudur ancak yine de hafifçe açıklayacağım. Dinozorlar ve timsahların soyu “Arkozor”dur. Dinozorlar ve timsahlar bu atadan evrilmeye başlamışlardı ve evrilmişlerdir. Evrim süreçleri ise yakında anlatacağım evrim mekanizmaları ile gerçekleşmiştir. Doğal seçilim,mutasyon ve adaptasyon evrimleşmede büyük rol oynar.
      Budan sonra aklımıza takılan soru ise peki arkozorlar neyden evrilmiştir olacaktır. :) Haklı bir sorudur da. Bu konu geniş kapsamlıdır ve bunu yanıtlamamız demek Dünya’daki canlı alemlerini ve “şubelerini” anlatmamız demektir. Bunu da evrimsel süreç içinde anlatacağım…
      Merak ile kalın,bilim ile kalın…

  7. Çok güzel bir yazı okumaktan sıkılan viri olarak böylr bilgi verici yazılar bende ilgi merak ve okuma isteği uyandırıyor çok teşekkür ederim

    • İlgilendiğiniz,merak ettiğiniz ve desteğiniz için ben teşekkür ederim. Okuma isteği uyandırdıysam ne mutlu :) Bilim ile kalın… Sevgiler…

  8. Çok yazık…
    Hala evrime inanan insanlarımız var.
    Arkadaşlar şunu unutmayalım ki her canlı ayrı bir hakikattir ve hakikat değişmez.
    İlk yaratılışı nasılsa bugün de aynı şekliyle yaşamaktadır.
    Ancak bazı canlıların da nesli üstlenmiştir. Bu canlıları da kalıntılarından öğreniyor ve varlıkları hakkında fikir sahibi oluyoruz.
    Bir eczanedeki ilaçlar devrilip kırılarak her birimden birer ikişer miligram karışıp tam şifalı bir ilaç oluşturma ihtimalleri ne kadar varsa evrim olma ihtimali de öyle imkansızdir.

    • Sevgili arkadaşım. Bilim kendi düşüncelerinle veya insanları küçük görerek yapılamaz. Burada evrimin imkansızlığını söylemişsen kanıtlarını sunmak zorundasın. Bilim kanıt yoluyla yapılır. Biz burada birçok kanıt sunma peşindeyiz ve sunacağız da.
      Buradaki yorumunda evrim ile tesadüfü karşılaştırman da bir o kadar yanlıştır. Yakındaki bir makalemde bu yanılgılara da yer vereceğim zaten.
      Yine yorumunda kalıntılarından öğreniyoruz demişsin ki bu çok doğru. Biz kalıntıları bulduğumuz için, yukarıda yer verdiğim fosilleri bulduğumuz için dönemimizde “oluşturabileceğimiz” bilimsel çıkarımlar oluşturuyoruz.
      Bilim ile kalın…

      • Kattrilyonda bir olasılık olduğunu varsayalım ya bu olasılıklar 150 milyon yılda kattirilyon kez denendiyse sadece 2bin yıllık bir tarihin uzunlugununu olayları bile kitaba sigdiramiyoruz ve burda 100 milyon yıllardan bahsediliyor

Düşünceleriniz Nedir?