Atıksuların Yapay Sulak Alanlarda Arıtılması

2576
Atıksuların Yapay Sulak Alanlarda Arıtılması

Atıksu üretimimizin hız kesmeden devam ettiği her gün, bu atıksuların arıtımı için harcanan enerji ve maliyet de giderek artmakta. Bu enerji ve maliyetin aşağı çekilmesi tasarrufun sağlanması için alternatif bir arıtım şekli olarak yapay sulak alanlar ile tanışalım.

Yapay sulak alalar kısaca, ihtiyaç büyüklüğünde hazırlanan havuzlarda atıksuyun filtre edilmesi ve yetiştirilen sulak alan bitkileri ile suyun arıtılması esasına dayanan sistemlerdir.

Birçok canlıya yaşam alanı sağlayan bu alanlar ortamdaki güneş enerjisini kullanma ve kendini yenileme kapasitesine sahiptirler. Ortamdaki CO2’i tüketip O2 üreterek atmosferin doğal dengesine katkı sağlarlar. Atıksulardaki organik maddeyi, askıda katı maddeyi, toksik maddeleri, ağır metalleri ve biyolojik unsurları giderebilmektedirler ve yüksek arıtım kapasitesine sahiptirler. Bu oluşumun faktörlerini; bitkiler, zemin dolgu malzemesi, mikroorganizmalar ve hidroloji oluşturmaktadır. Bu bitkilere su mercimeği, su sümbülü, su marulu gibi oldukça sevimli bitkileri örnek olarak verebiliriz.

su mercimeği

 

su marulu

su sümbülü

Bu sulak alan sisteminde bitkilerin kalma süreleri kirletici giderim kapasitesine göre ayarlanıp gerekli zamanlarda bitkilerin genç kalmaları adına hasat yapılır. Bu bitki biyokütlelerinin sık hasat edilmesi bitki bünyesinde depo edilen kirletici unsurların sistemden uzaklaştırılması için oldukça önemlidir.

Bu alanların temel çalışma prensibi, fosseptiklerden alana yönlendirilen atıksuyun içinde bulunan azot ve fosfor gibi maddelerin mikroorganizmalar tarafından bitkilerin kullanabileceği besin formlarına dönüştürülmesidir. Bir bitkinin hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan azot, fosfor maddeleri atıksulardan bitkiler tarafından alınıyor bitkiler besin elde ederken atıksu da temizlenmiş oluyor; tam bir “win win” durumu!

  • Yapay sulak alanların; atıksudaki fosfor giderimini tam anlamıyla gerçekleştirememesi,
  • Diğer arıtma sistemlerine göre daha fazla alana ihtiyaç duyulması,
  • Alana sivrisinek ve diğer zararlı olabilecek canlıları çekebilmesi,
  • Kirletici konsantrasyonu çok yüksek olan atıksularının arıtılması için yeterli olamaması.

Performansının iklim koşullarına göre değişiklik göstermesi gibi dezavantajlarının olmasının yanı sıra birçok avantaları da vardır.

İnşaatları ve işletmesi kolaydır bu yapay sulak alanların ve elektrikle çalışan herhangi bir ekipmana ihtiyaç duyulmadığı için elektrik kesintileri sistemi etkilemez.

Az nüfuslu yerleşim bölgelerinde arıtma verimliliği ispatlanmış güvenli sistemlerdir.

Rekreasyoneldir yani alanın yeşil görüntüsü vardır, çevreye az zararlı yan ürünler çıkar ve bitki oksijeni köklerine de ilettiği için alanda koku problemi olmaz.

Atıksuyu masrafsız olarak arıtmasının yanında hasat edilen bitkilerin biyogaz üretimi, tarımsal gübre, hayvan yemi olarak kullanılmasıyla da ekonomiye katkı sağlıyor.

İspanya’da ve Adana’da Çukurova bölgesinde yapay sulak alan çalışmaları yapılmış ve verimliliği kanıtlanmıştır. Bu yöntemle atıksular alıcı ortamlara güvenle deşarj edilebilir değerlere ulaşabildiğinden kırsal yerleşim yerleri için bu arıtım şekli biçilmiş kaftandır.

Düşünsenize güzel Anadolu’muzun güzel köylerinde avantajlarını sıraladığımız bu yapılar var ve hiçbir fosseptik çukurundan etrafındaki yüzeysel ve yer altı su kaynaklarına bir sızış söz konusu değil, sular pırıl pırıl, doğa memnun, insan memnun. Neden olmasın!

2 Yorum

  1. Neden olmasın?? Hatta ve hatta bu sulak bitkilerle kombine olarak okaliptüs ağaçları bile yetiştirilip, mobilya ve boya sanayi gibi daha bir çok endüstriyel amaçlara da hizmet edilebilir….su kullanma kapasitesi oldukça çok yüksek olan bu ağacın bu alanda da kullanılmasıyla mükemmel sonuçlar elde edilebilir #nedenolmasın

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.