Çernobil Nükleer Santrali Felaketi

1581
Çernobil Nükleer Santrali Felaketi

Bilim adamları, Çernobil Nükleer Enerji Santralinde ilk patlamanın nükleer bir patlamanın olduğunu söyledi. 26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Enerji Santralinde gerçekleşen kaza, insanlık tarihinin en kötü insan yapımı felaketlerinden biriydi. Daha önceki araştırmalarda dördüncü güç ünitesindeki patlamanın, nükleer reaktörün çekirdeğinde meydana gelen kontrolsüz ısınmanın, soğutma sistemini devre dışı bırakarak ve yakıt hücrelerinin zirkonyumun kılıfıyla temas eden ısıtılmış (aşırı ısınmış) buharın, oksijen ile reaksiyon sırasında aktif hidrojen oluşmasına ve oluşan hidrojenin patlamasıyla sonuçlandığı düşünülmekteydi.

Ancak, yeni araştırmalar, eski araştırmalar hakkında şüphe uyandırıyor. Bilim adamları, reaktördeki ilk patlamanın nükleer bir patlama olduğuna inanıyorlar.

İsveçli araştırmacılar objektif bir araştırma yürüttü ve gerçekte Çernobil Nükleer Santralinde yaklaşık 75 ton TNT eşdeğeri kapasiteli bir nükleer patlama olduğu sonucuna vardılar. Araştırmayı yapmak için, Cherepovets fabrikasının örneklerinde 133Xe ve 133mXe izotoplarının konsantrasyonlarını analiz ettiler. Ardından felaket sonrası hava koşullarını taklit etmek içim 1986 arşiv verilerini kullandılar.

İsveçli araştırmacılar araştırmalarında 2 büyük argumente vardılar. İlk olarak, Çernobil Nükleer Santralindeki olaydan birkaç gün sonra, Khíopin’den (St. Petersburg) Radium Enstitüsünden gelen çalışanlar, Cherepovets hava soğutma tesisinde elde edilen sıvı xenonda, 133Xe ve 133mXe izotoplarının aktivitesini kaydetti.

133Xe konsantrasyon haritası

Kazadan 83 saat sonra bu izotopların havadaki oranı 44.5 ± 5.5 idi. Bilim adamları, reaktördeki süreçleri, kendileri tarafından oluşturulan program yardımıyla simüle etti ve Çernobil nükleer enerji santrali çalışanları tarafından yürütülen deneyin bir sonucu olarak bu tür bir faaliyete ulaşılamayacağı sonucuna vardı. Böylesine güçlü bir patlamanın sadece nükleer bir patlamanın olduğu kanısına vardılar. Bugün, bu patlamanın gücü sadece yaklaşık olarak hesaplanabilir. Bilim adamları, %68’lik bir olasılık ile patlamanın 25 ila 160 ton TNT aralığında olduğunu düşünüyorlar.

İsveç araştırmacılarının ikinci argümanı, kazadan hemen sonra SSCB’nin Avrupa bölgesindeki meteorolojik koşulların incelenmesi idi. Yapılan analizde, hava katmanlarının hareketlerini hesaplamak için modern algoritmalar kullandılar. Simülasyon sıfırdan sekiz bin metreye kadar aralıklarla on yedi farklı katman için gerçekleştirildi. Bilim adamları, Cherepovets fabrikasındaki izotopların etkinliğini üç kilometreye kadar çıktığı sonucuna vardılar. Eğer başka bir irtifada olsaydı, başka zamanlarda da sıvı ksenon bulurlardı. 75 tonluk bir nükleer patlama ile üç kilometrelik bir yükseklik sağlanabilir.

Nükleer patlamanın sebebi için tabi başka sebepler var. Örneğin, reaktör göbeğinden yaklaşık 4 santimetre kalınlığında bir demir serpantin plakası,  kabuk içinde kayboldu. Çalışmalar, bir nükleer patlamanın sonucunda oluşabilecek yüksek sıcaklıktaki plazma akışları tarafından eritildiğini gösteriyor. Felaket anındaki sismologlar, iki saniyede yaklaşık 200 kilotonluk bir güçle iki patlamaya karşılık gelen iki sinyal kaydetti. Geriye kalan argümanları orijinal materyalde okuyabilirsiniz, İsveçli bilim adamları Nükleer Teknoloji dergisinde yayınladılar.

Çernobil Faciası ve Sonrasını anlatan kendimizin çevirdiği kısa bir belgesel. İzlemenizi tavsiye ederim.

Ayrıca dakikası dakikasına Çernobil Faciasını anlatan güzel bir belgesel.

Çeviri: hi-news.ru/research-development/pervyj-vzryv-na-chernobylskoj-aes-byl-yadernym-schitayut-uchyonye.html

İlgili akademik dergi: tandfonline.com/doi/full/10.1080/00295450.2017.1384269

2 Yorum

  1. Bu gün nükleer enerjiyi kafalarına koymuş olanlar neden rüzgar ve güneş enerjisi için aynı isteği göstermezler. Güneş enerjisi üretmek isteyen pek çok yatırımcı birçok bürokratik engelle karşılaşmakta ve yatırımdan vaz geçmektedirler. Genelde sisteme aktarılacak enerji için bölgedeki trafonun yetersiz olduğu yada iletim hattının uzak olduğu söylenmekte. Oysa bu engeller en kolay çözümlenecek işlerdir. Ama kafaya nükleer enerji konulduğu için bu sorunlar çözümsüz kalmalı bu kişiler için. Gerçekten enerji ihtiyacı nükleeri gerektirir noktaya gelmişse son yöntem olarak tabi ki kullanılmalı ancak ülkemizdeki durum şu anda kesinlikle bu noktada değildir.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.