Devridaim Makineleri Nedir

738

Termodinamiğin birinci yasası ve termodinamiğin ikinci yasalarına uymayan bir hal değişiminin gerçekleşemeyeceğini birçok kez söylemiştik. Termodinamiğin birinci veya ikinci yasasına aykırı olan bir makineye devridaim makinesi adı verilir. Bugüne kadar yapılmaya çalışılan tüm devridaim makineleri başarısızlıkla sonuçlanmış olsa bile, bu yoldaki çabalar inançla süregelmiştir.

Termodinamik

Termodinamiğin birinci yasasına aykırı olan makinelere, başka bir deyişle enerji vadeden makinelere birinci türden devridaim makineleri (DDM1), termodinamiğin ikinci yasasına aykırı olan makinelere de ikinci türden devridaim makineleri (DDM2) adı verilir.

Şekil’de gösterilen buharlı güç santrali ele alınsın. Buharın, fosil yakıtlardan sağlanan enerji veya nükleer enerji yerine, kazana yerleştirilmiş elektrikli ısıtıcılarla üretilmesi düşünülmektedir. Santralin ürettiği elektriğin bir bölümü elektrikli ısıtıcıyı ve pompayı çalıştırmak için kullanılacaktır. Geri kalan elektrik, net iş çıkışı olarak şebekeye sunulacaktır. Bu santralin mucidi, bir kez çalışmaya başladıktan sonra sistemin sonsuza kadar, dışarıdan bir enerji gerektirmeden elektrik üreteceğini savunmaktadır.

 buharlı güç santrali

Bu sistem ilk bakışta, çalışması durumunda dünyanın enerji sorununu çözecek bir makine gibi görünmektedir. Fakat dikkatli bir inceleme, bu makinenin dışarıdan enerji almadan, dışarıya Qçıkan + Wnet,çıkan çıkan miktarda güç ilettiğini göstermektedir. Başka bir deyişle, sistem birim zamanda Qçıkan + Wnet,çıkan çıkan miktarda enerji varetmektedir ki bu açıkça birinci yasaya aykırıdır. Bu nedenle bu makine bir DDM1’dir ve önemsenmemesi gerekir.

ikinci örnek olarak gene aynı mucidin bir başka makinesi incelensin. Enerjinin varedilemeyeceği konusundaki düşüncelerini değiştirdikten sonra, mucit aşağıda belirtilen ve birinci yasaya aykırı olmayan değişikliklerin güç santralinin ısıl verimini büyük ölçüde iyileştireceğini savunmaktadır. Kazanda buhara verilen enerjinin büyük bir bölümünün yoğuşturucuda çevreye verilerek boşa harcandığını belirten mucit, yoğuşturucuyu kaldırarak, türbinden çıkan buharı aşağıda görüldüğü gibi doğrudan pompaya göndermeyi tasarlamıştır.

Böylece kazanda buhara verilen ısının tümü işe dönüşecek ve kuramsal olarak verim yüzde 100 olacaktır. Mucit hareketli parçalar arasındaki sürtünmenin ve ısı kayıplarının tümüyle önlenemeyeceğini, fakat iyi bir tasarımla verimin yüzde 80 olabileceğini belirtmektedir. Günümüzün buharlı güç santrallerinin yüzde 40 ısıl verimle çalıştığı göz önüne alınırsa, bu değer oldukça yüksektir.

 ikinci türden devridaim makineleri

Termodinamik bilgisi olmayan bir işletmeci, verimi iki katma çıkaran bu tasarımın en azından denemeye değer olduğu sonucuna varabilir, çünkü sistemin görünürde hatalı bir yanı yoktur. Fakat bir termodinamik öğrencisi, bu makinenin bir DDM2 olduğunu hemen anlar, çünkü makine sadece bir kaynakla (kazan) ısı alışverişinde bulunmakta ve net iş üretmektedir. Bu nedenle makine birinci yasaya uygun olmakla birlikte ikinci yasaya aykırı olduğu için çalışmayacaktır.

Bugüne kadar çok sayıda devridaim makinesi tasarımı ortaya atılmıştır ve bu konu günümüzde de mucitlerin ilgisini çekmektedir. Bazı öneri sahipleri tasarımlarının patentlerini almak için uğraşmışlar, fakat sonunda tasarımlarının pratik bir sonuç vermeyeceğini anlamışlardır.

Bazı devridaim makinesi mucitleri düşlerini gerçekleştirmek için para toplamakta başarılı olmuşlardır. Örneğin, Philadelphia’lı bir marangoz olan J. W. Kelly, 1874 ile 1898 yılları arasında, bir treni bir litre suyla 3000 mil götüreceğini savunduğu, hidropnömatik-darbeli-vakum-motoru için milyonlarca dolar toplamış, ancak 1898’de ölümünden sonra, gösteri için yapılan modelde ufak bir motorun gizli olduğu ortaya çıkmıştır. Yakın bir tarihte, bir grup yatırımcı, aldığı gücü yükselten bir enerji artırıcı için 2.5 milyon dolar yatırım yapmaya karar vermiş, fakat avukatların önce bir uzmanın görüşüne başvurmayı salık vermeleri üzerine mucit, hazırladığı modeli çalıştırmaya gerek görmeden, izini kaybettirmeyi tercih etmiştir.

3 Yorum

  1. Biraz uzun olacak
    Türkiyeyi kurtaracak fikirlerim bunlar buyrun ekşi sözlüke taşıyın
    Yüksek dağlardan elektirik elde etmek.
    3000 metre ve üzeri dağlar taban ve tavan arasındaki yüksek ısı farkı sayesinde yaz kış gece gündüz rüzgar akımı oluşturur.
    Bu akımlar yelkenlerle toplanarak rüzgar türbinlerini yüksek verimde döndüren rüzgar santralleri üretilir.
    İnşa biçimi Dağın düzgün yamacında dağ yüksekliği ile oranlı tabandan tavana uzanan hava tüneli inşa edilir.
    Tünel 3 km için 30 mt çap 5 km için 50 mt çap tır. Betonarme tünel kara çığa dayanıklı 30 50 cm kalınlıktadır. Tünel içinde raylar üzerine dizili rüzgar türbinleri bulunur. Türbinler 25 45 mt çap 12 kolludur.
    Bakım gerektiren durumlarda türbinler kızaklar üzerinde kaydırılarak bakım odasına alınır. Dağın yamacında tünelin her iki yanına uzanan 50 metre yükseklikte bitişik dizili yelkenler bulunur. Bu yelkenler 45 derece açı ile 500 metre kottan yamaca uzanır her 500 metrede bir dizili yelkenler baraj vazifesi görerek esen tüm rüzgarı toplar ve hava tüneline aktarır. En düşük güçteki rüzgar bile türbinlere aktarıldığı için dönüş hızı artar.
    Diğer rüzgar türbinleri aksine ara depolama için akü yeniden çevrim kaybı yoktur üretilen elektirik bol ve ucuzdur. Yatırım maliyeti düşer. Ağrı dağına kurulacak model 5 km kare alanda esen tüm rüzgarı toplayarak saatte 10 000 mw güç üretir. Bölgeyi Bursa gibi kalkındırır. Sanayi için gereken ucuz ve bol elektiriği üretir. Yatırımlar 5 yılda ülke genelinde işsizliği bitirir.
    Daha fazla üreten Türkiye sağlar. Türkiyenin dağları doğalgaza gerek kalmayacak kadar elektirik üretir. Yılda 60 milyar dolar doğal gaza verilen para yatırıma gidince işsizlik biter.

  2. Elif hanım yazınızı okudum.
    Bu konu her zaman olduğu gibi şarlatanlar ve bilim adamlarının maddecilik duygusu arasına hapsolmuş. Devri daim makineleri yapılabilir. Evet gayet mümkün Çünkü ne benzinde ne akü de ne insanda enerji yok. Enerji esasen evrende karanlık maddeyi akıtan titreşimden maddeye düşen paydır. Benzinde elektronların yanarken aldığı kazanımsonucu oluşan ısı yediğimiz yemekten aldığımız kalori.
    Dolayısıyla eğer evrensel enerjiyi emecek bir makinemiz varsa devri daim yapacak evren gücü ile çalışacaktır.
    Mıknatıslar bu makinenin anahtarıdır. Havası alınmış odada mıknatısların birbirini itmesi sonucu çalışan bir makine ile sürekli çalışan bir düzenek elde edilebilir.
    Örnek küvete artı yükleri yukarı bakan mıknatıslar yerleştirelim. Sonra tenis topunu artı yükleri dışarı bakan mıknatıslarla asimetrik olarak yapıştırarak dolduralım. Küvete bırakalım sonuç tenis topu durmadan fır fır dönecektir. Bakır bobin ekleyerek yaptığımızda ise cep telefonunu şarj edecek kadar elektirik üreten bir dinamomuz olur.
    Kapitalist sisteme aykırı olduğu için bu sistem hayata geçememektedir.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.