Eğitimde Velinin Önemi

Bu yazımda eski bir eğitici olarak ülkemizde bulunan eğitim sorunlarının velilerle alakalı olan kısmında yaptığım bazı gözlemlerden bahsedeceğim.

Öncelikle herkes için kendi çocuğu önemlidir. Onun başına bir şey gelmesi veli olarak içimizi parçalarken çocuğumuzun hep EN BAŞARILI kişiler olmasını ister ve bu konuda ona yeri geldiğinde ciddi baskılar uygularken yeri geldiğinde ödül sistemini uygularız. Buna karşı günümüz ülkesine baktığımız zaman var olan o başarılı çocukların hiç birini çekirdeği parçalarken göremeyiz. Dahası çocuklarımızın başarısının daha da gerilere gittiğini görürüz.
Öğretmenlik yaptığım kısa bir dönemde gördüğüm durum bu işte gerek biz öğretmenlerin, gerek devletin ama en fazla da velilerin suçlu olduğudur.

Sayfada paylaşılan “Japonya’da Velilere Gönderilen 18 Maddelik Davranış Listesi” adlı yazıyı okuduğum zaman ülkemizdeki veliler gözüme geldi. Buna karşı bende, bana göre, velilerin yaptıkları hataları şu şekilde sıralayabilirim.

1) Öğretmenler değersizleşti. Bu söylediğim devlet bazlı değil. Bir veli, öğretmenin çocuğuna karşı yaptığı yanlış davranışı çocuğunun yanında öğretmeni azarlayarak yaptığını birçok defa gördüm. Bunda ne var diyebilirsiniz. Sonuç itibariyle öğretmen haksızsa sonucuna katlanmalı. Fakat bu olay öğrenci için bir cinayetten farksızdır. Çünkü her şeyi bildiğine inandığı bir insanın yanında küçük düşmesi veya öğretmenine karşı velisi tarafından desteklenmesi, o öğrencinin bütün eğitim hayatı boyunca öğretmenlere ve onların öğrettiklerine karşı algılarını kapatmaya sebep olur. Onun gözünde o insanın anlattığı hiçbir şeyin önemi yoktur.

2) Çocuklar üretmenin ne demek olduğunu bilmiyor. Çocuklarımız her şeyin en iyisine sahip olsun, onlar ne isterlerse alalım, aman şundan eksik olmasın vs. vs… Her şeyin hazırına konmak sadece tüketimi sağlar. Dahası çocukta her şeyin kendisi için var olduğu bilinci doğar. Bu da bir şeyler üretmek yerine bir şeyleri tüketme güdüsü doğurur. Bir işin nasıl yapıldığı, yapılırken ne zorluklar çekildiğine dair hiçbir fikri olmayan çocuklarda ileriki dönemlerde üretim yapmasını beklemek boş bir hayalden ibarettir. Çünkü onun için üreten birileri zaten vardır. Dahası o üretim yapan kişilere de kendileri için çalıştığından tepeden bakma egosu oluşmasına sebep olur ki günümüzde işçilerin teknik personel tarafından değersiz görülmesinin bana öre en büyük sebeplerindendir.

3) Sorumluluk sahibi değiller. “aman o daha çocuk, ben yaparım” cümlesi o çocuğun ileriki yaşlarda hala sorumluluk alamamasının ve iş bitirici olmamasının sebebidir. Aman yaparsa bozar, yok beceremez, kırar gibi çocuğu pasifleştiren cümleler, öz güven eksikliği, tembellik, sorumluluk alıp bir şeyler yapma gibi konularda sürekli sıkıntı yaşamasına sebep olmaktadır. Onun bir şeyler üretemeyeceğini, elinden daha bu yaşlarda bir şeylerin gelmeyeceğini düşünmek ve bu şekilde davranmak, onun sadece yeteneklerine ve öz güvenine vurulan ağır bir darbeden ibarettir.

4) En iyisi olmaya zorlanıyorlar. Herkes çocuklarının en iyisi olmasını ister. Herkesi geçsin, herkesten daha başarılı olsun, çok çalışsın, çok çabalasın… Neden? Tarihe yatkın bir öğrencinin fiziğinin 100 olmasını neden isteriz ki. Maalesef kafalar bu konuda hareket etmiyor. Bırakın çocuğumuzun neye yatkın olduğunu ne olmak istediğini dahi birçoğumuz bilmiyor. Bilsek dahi çok bir kesim hariç istediği konuya değil kendi fikrimizce doğru olana yönlendiriliyor. Çünkü en iyisinin bu olduğunu düşünüyoruz. Sonuç olarak hayatından bezmiş sürekli mutsuz bireylerle dolu, hırsla yoğrulmuş gerisinde bıraktığı kişileri görmeyen, en iyisi olmak için herkesi ezmeye hazır her türlü hile ve hurdayı mubah gören bireylerle dolu toplum olup çıktık.

5) Onlar çocuk, onların söyledikleri çocukça. Bu konu doğru ve yanlış söyledikleri her konu için geçerli. Yalan söylerler, masum yalan olur, yarın daha büyüklerini yaparlar. Fikir sunarlar, daha çocuktur aklı ermez olur, yarın hiçbir fikir ortaya atamayan bireyler olurlar. Kendileri hakkında karar verirler, fakat onlar doğruyu ve yanlışı bilmezler, yarın birçok verdikleri yanlış kararla karşı karşıya kalırlar.

Bu listeyi daha çok uzatabiliriz. Özet olarak demem o ki, çocuklarımız çocuk vasfından daha önemli olarak birey olma vasfına sahipler. Onların bir şeyler üretmesine, fikir sunmalarına, işlerini kendileri yapmasına, onları eğiten, hizmet eden, varlıklarını devam etmelerini sağlayan kişilere ve çevreye saygı duymaları konusunda onları teşvik etmemiz gerekmektedir.. Aksi halde birkaç nesil sonrası için bu hayatta hiçbir ümit vadedecek bir yaşam olmayacak.