Sigmund Freud Endüstri Mühendisi Miydi?

876
Sigmund Freud Endüstri Mühendisi

Merhaba sevgili okuyucum, bu yazımda endüstri mühendisliğinin çok yönlülüğü hayatın içinden örneklerle aktarmaya çalışacağım. Çok yönlülük ile ifade etmek istediğim, bir endüstri mühendisi üretim mühendisi olup üretim tesisini iyileştirmesinin yanı sıra, bir psikiyatr olup hastalarını iyileştirebilir ya da pres başında çalışan işçi disipliniyle öğrencilerin beynini işleyen bir öğretmende olabilir daha da ötesi insan olup hayatını mükemmelleştirmeye çalışabilir.

Endüstri mühendisliğinin amacı mükemmellik ise mükemmelliği bozan her şey sorun olarak atfedilir ve sistemin gelişmesi için bu sorunlar çözülmeye çalışılır. Bunun için kullandığımız toyota üretim sisteminin birkaç aracını yaşamımızdan örneklerle anlatacağım.

İlk örneğim benzer temeller üzerine kurulu olduğunu varsaydığım iki alandır. Bunlar, endüstri mühendisliği ve psikanalizdir.

Sigmund Freud

Sigmund Freud, 1856 doğumlu ve yahudi asıllı tıp doktorudur. Psikoloji alanında devrim niteliği taşıyan psikanalizinin babası olarak da bilinir. Psikanaliz; ruhsallığın, değişik boyut, süreç ve katmanlarını inceleyen bir bilim dalı; ruhsal sorunlar, bozukluklar konusunda etkili bir tedavi tekniğidir. Süreç ve katman olarak anlatılmak istenen bilinç ve bilinçaltı kavramlardır. Yani psikanaliz bu kavramlar ve arasındaki ilişki üzerine kuruludur. Bilinç, algı ve bilgilerin beyinde oluşma ve eyleme yol gösterme yetkisi. Yani bir hareketi neden yaptığımızı bildiğimiz katman. Bilinçaltı, psikolojide kişinin iç dünyasının bilinç dışı olarak adlandırılan süreçleri arasında var olduğu kabul edilen bölgedir. Bu iki kavram arasında bulunan bağlantı bilinç düzeyine vurulan hareketin bilinçaltında manasının bulunmasıdır. Bir başka deyişle dalgaların etki tepki hareketleri gibidir. Belli bir zamanda meydana gelen bir olay, hareket ve travmanın sonucu olarak oluşan etki kuvveti başka bir zamanda dolaylı ya da doğrudan bir şekilde meydana gelen tepki kuvveti şeklinde özetlenebilir.

dalgalar

Suyun kaldırma kuvveti ancak bir etki kuvveti olunca mana bulur. Bu tepkinin muhakkak bir etki kuvvetini gerektirmesini açıklar. Bilinçaltı hiçbir hareketin manasız olmadığını kanıtlamaktadır. Yani kitaplığınıza rastgele kitapları yerleştirdiğinizi düşündüğünüzde bilinçaltınız devreye girerek yatkınlığınıza göre görsel olarak kitapları sıralamanızı sağlayabilir.

Bu bilgilerle yola çıkan Sigmund Freud hastalarını tedavi etmek için kök sebebi ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Tıpkı bir endüstri mühendisi gibi sadece zehirli sarmaşığı keserek sorunun hallolmayacağını fark ederek bilinçaltına-kök sebepleri tedavi etmeye çalışmıştır.

Bir örnek vererek Freud’un yaptıklarının daha anlaşılır hale gelmesini sağlayalım.

Acile sürekli sol elini yaralayarak gelen hastanın psikiyatri doktoru ile görüşmesi istenildiğinde başlayan sürecin problemin tanımlanmasına kadar olan kısmını inceleyelim.

  1. Bireysel terapi sonunda hasta uzvunu ona ait hissetmediği açıklıyor ve doktor buna vücut dismorfik bozukluğu teşhisi koyuyor.
  2. İstememe sebebinin araştırmaya başlayan doktor çift terapisti isteyince semptomların ikilinin bebek istemesiyle başladığı anlaşılıyor.
  3. Doktor, marangoz olan hastanın elini kesmeye çalışması ailesine bakamama korkusunun bilinç düzeyine tezahür eden bir eylem olarak tanımlıyor.

Ancak bu şekilde sorunun sebebi tanımlandıktan sonra hastalar gerçekten tedavi edilebilmiştir.

Freud’un öncülüğünü yaptığı, doktorların görünen sebeple değil kök sebeple ilgilenmesini sağlayan bu sistematik yapı endüstri mühendislerinin yoğun olarak kullandığı beş neden analiziyle aynı mantık üzerine kuruludur.

Endüstri mühendisliği bir insan olsaydı onun ruhu toyota üretim sisteminin felsefesi olurdu. Toyota üretim sistemi beş neden analizi üzerine kuruludur.

Beş neden analizi aslında bilinç ve bilinçaltı kavramlarının bizim sektördeki uygulamasıdır.

Beş neden analizinde sorunlar, gözüken sebebine göre değil kök sebebi bularak sorunun tekrarlanmasını engelleyecek şekilde çözülür.

Beş neden analizini şu örnekle hatırlayalım.

  1. İşçinin Eli Yaralandı (Neden)
  2. Eli Robota Sıkıştı (Neden)
  3. Güvenlik Ekranı Başarısız Oldu (Neden)
  4. Güvenlik Ekranı Arızalı (Neden)
  5. Yetersiz Kurulum (Neden)
  6. Kurulum Denetlemesi Yok (Kök Sebep)

İki örnekte de fark edildiği üzere sorunların tekrarlanmamak üzere çözülmesi esas hedeftir.

Peki Sigmund Freud’u, endüstri mühendisi varsaymak ne anlam taşıyor?

Yazımın başında da belirttiğim gibi endüstri mühendisliğinin çok yönlülüğünü vurgulamak ve kanıtlamak istiyorum.

Bir başka kavramı da bir olayla örneklendirelim.

Andon, özellikle Japon üretim yöntemleri izleyen otomotiv endüstrisinde kullanılan hata önleme sistemidir. Toyota üretim sisteminde, üretimde bir makine herhangi bir sebepten çalışmayı durdurursa makinenin başında bulunan andonlar uyarı verir ve tüm üretim hattı durdurulur. Ancak o sorun çözüldüğünde üretim devam edebilir.

andon

Bunun hayatımızdaki örneğini ise bilgisayar laboratuvarından aktaracağım.

Aslında her derslik bir üretim tesisidir. Sınıfta bulunan hocalar, pres başında ürün basan işçi gibidir. Gerekli bilgiden noksan beyinler sınıfa girer ve işçi hoca tarafından beyinlerine bilgi işlenerek üretim tesisini terk ederler.

Bizim bilgisayar uygulamalı derslerimizde bunun örneğidir. Herkes kendi bilgisayarında çalışır ve herhangi öğrenci kendi bilgisayarında uygulamasını yapamazsa öğrencinin andonları uyarı verir ve hocamız yardım eder. O öğrenci uygulamasını yapana kadar ders anlatımı durur ancak sorun çözüldüğü zaman derse devam edilir.

Ne yazık ki, bizim dersliklerimizin verimliliği toyota üretim tesisleri kadar verimli işlemiyor ve bazı arkadaşlarımızın andonları bozuk olduğundan sıfır hata ile beyin işlenemiyor. Yinede andon mantığının hayatımızdan örneği olarak güzel bir örnektir.

Bu şekilde birçok kavram hayata uygulanabilir ve sonuç almak için iyileştirmeler yapılabilir.

Son olarak iki maddede aktaracaklarımı özetlersem,

  • Endüstri mühendisliğinin sadece cebi dolduran bir meslek olarak görülmesine karşı biri olarak hayatımıza katkıda bulunabilecek bir araç olduğuna inanıyorum. Endüstri mühendisliği sadece üretim/hizmet sektörlerinde mükemmelliği aramamalı ve bizlerin hayatlarını da geliştirerek toplu gelişim sağlamalıdır.
  • Kavramların felsefesini öğrenmek, yaptığımız işin ruhuyla dans etmek gibidir. Hem yaptığımız işi daha iyi anlamamızı dolayısıyla uygulamamızı sağlar hem de sürekli çalışan bir beyne sahip olmamıza katkı sağlar.

Yazım şahsi görüşlerimden ibaret olduğundan geliştirel yorumlarınızı, katkılarınızı yazabilirsiniz.

Paylaşır mısınız?
Merhabalar ben Seda ALKAN. On Dokuz Mayıs Üniversitesi endüstri mühendisliği 4.sınıf öğrencisiyim. Toyota üretim sistemi, yalın üretim ve kalite kontrol üzerine çalışıyorum.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.