Diagnostik Radyoloji Nedir

0
613

Günümüzde tıp ve mühendislik bilimlerinin hızla gelişmesiyle, doğanın bize sunmuş olduklarını kendi amaçlarımız doğrultusunda kullanarak, insan sağlığına çok ileri seviyede katkı sağlayabilir hale gelmiş bulunmaktayız. Bu yöntemlerden biride, farklı şekillerde uyarılmış atomların sergilemiş olduğu çeşitli davranışları kullanarak, insan vücudunun içini geleneksel yöntemlerden farklı olarak kesip biçmeden görüntülemek ve gerekli durumlarda tedavi edebilmektir. İşte bu yenilikçi tıp bilime ‘radyoloji’ denmektedir.

beyin-tomografisi

Radyoloji kelimesi tam anlamıyla, ışınım bilimidir. Biyomedikal mühendisliğine dayalı düşünecek olursak eğer; ‘radyoloji’, x ışınları ve diğer görüntüleme yöntemlerinin tıpta tanı ve tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Yazımızın konusu olan Diagnostik Radyoloji ise radyoloji biliminin görüntüleme yöntemleri ile vücudun belirli bir bölgesini veya tümünü ‘noninvaziv’ yani kan-olmaksızın, herhangi bir kesip biçme olmadan internal görüntülemeyi sağlar. Daha anlaşılır haliyle, vücuda müdahale etmeden ve vücut bütünlüğünü bozmadan, vücut içini görüntülemek denilebilir.

Diagnostik Radyoloji Yöntemleri Nelerdir?

Bu tanımlardan sonra sağlığımız için çok önemli olan bu görüntüleme yöntemlerinden en çok kullanılanlarını fazla detaya girmeden örneklendirelim.

Direkt Grafi, X-Ray (Halk Arasında Röntgen): En ilkel görüntüleme yöntemi. X ışınlarını kullanır. Genellikle halk arasında radyoloji denilince ilk akla gelen yöntemdir. Hasta X ışını kaynağıyla gümüş bromür emülsiyonu taşıyan röntgen filmi arasına konumlandırılır. Bu sayede film üzerinde resimsel bir görüntü oluşur. Çekim sırasında hasta dereceli olarak radyasyona maruz kalır.

Ultrasonografi(US): Piezo-elektrik malzeme içeren probların yaydığı ses dalgalarını yine aynı probdan tekrar okuyarak, dalgaların gidiş-dönüş sürelerine göre doku yoğunluğunu tespit etme mantığını kullanan görüntüleme yöntemi. Görüntü sanal ortamda bilgisayar yardımıyla oluşturulur. Hasta radyasyona maruz kalmaz. Bu nedenle genellikle hamilelik döneminde bebeğin görüntülenmesinde kullanılır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme(MR): Vücuttaki su moleküllerinde bulunan ‘hidrojen’ atomunun protonlarının çok yüksek manyetik alana (1,5-2 Tesla) maruz bırakılarak meydana getirdikleri davranışlara göre görüntü oluşturan görüntüleme yöntemi. MR cihazları radyoloji alanının en karmaşık cihazıdır. Hatta bu cihazların çalışma temelini oluşturan ‘MR Fiziği’ adı altında ayrı bir fizik dalı da mevcuttur. Genellikle yumuşak doku görüntülemesinde kullanılır. Bu görüntüleme yönteminde radyasyona maruz kalınmaz.

Tomografi ve Bilgisayarlı Tomografi (CT): Temeli ‘Röntgen Cihazına’ dayanan, X ışınlarını kullanan, kesitsel, bilgisayar destekli olanına bilgisayarlı tomografi(CT) denen görüntüleme yöntemi. Yüksek kontrasta olanak sağladığı için çok çeşitli dokularda kullanılabilmektedir. Radyasyona maruz kalınır.

Mamografi: Meme dokusu için özelleştirilmiş bir radyoloji sistemi. X ışınları kullanılarak görüntüleme sağlanır. Özellikle meme kanserinin teşhisi için hayati önem taşımaktadır. Hasta düşük dozda radyasyona maruz kalır.

Nükleer Tıp Görüntüleme(Sintigrafi): İnsan vücuduna damar yoluyla verilen radyoaktif maddelerin vücut dışına gönderdiği gama ışınlarını bir dedektör yardımıyla toplayan, inceleyen ve dıştan içe doğru çalışan bir görüntüleme yöntemi. Kullanılan bileşiğe ve dedektör çeşitlerine göre farklı isimler alırlar(Gamma Kamera, PET, SPECT). Hasta gama radyasyonuna maruz kalır.

Floroskopi: Geleneksel Röntgene benzer mantıkla çalışan, fakat hastanın arkasına konulan floresan bir ekran sayesinde gerçek zamanlı görüntüleme yapabilen teknik. Yine röntgen ve tomografide olduğu gibi X ışını radyasyonuna maruz kalınır.

cesitli-isimalarin-etki-derinligi

Bu görüntüleme yöntemleri zararlı mıdır? Kanser Yapar mı?

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz yöntemlerden Gama ve X-Işını kullanan görüntüleme yöntemleri tamamen zararsız değillerdir. Belirli oranlarda kanserojen etki yaratabilirler. Gerçekten gerekmedikçe bu uygulamaları kullanırken 2 kere düşünmek gerekir. Bu kararı en iyi veren kişi hasta değil, doktorun kendisidir. Zaten doktorlar ihtiyaç olmaması halinde sizden bu çekimleri istemezler. Öte yandan sağlığımız açısından erken teşhis son derece önemlidir. Bunun içinde bu görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duymaktayız. Gelişen teknolojiyle beraber artık çok daha düşük dozlarda ve şutlama sürelerinde çekim yapılabildiği için hastanın çekim sırasında aldığı radyasyonda her geçen gün azalmaktadır. MR ve ultrasonda böyle bir tehtid zaten yoktur.

Paylaşır mısınız?
Önceki İçerikÇift Flaşlı Santral Enerji Dönüşüm Sistemi
Sonraki İçerikBakalım Renk Testimizden Geçebilecek misiniz?
Serdar Şahinbaş
Yeditepe Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği mezunuyum. Astronomi, Fizik ve motorlu taşıtlar ile hobi olarak ilgilenmekteyim. Sizlerle ağırlıklı olarak biyomedikal sektörünü ve yer yer diğer ilgi duyduğum alanları konuşacağız.

Düşünceleriniz Nedir?