Teknik Paradigma Nedir

4
11693
Teknik Paradigma Nedir

Bu yazı, farklı bir bakış açısı yakalayabilmek maksadıyla, önde gelen mühendislerin, iş adamlarının ve akademisyenlerin tavsiyelerinden ilham alınarak ve makaleyi okuyan arkadaşların sahip olduğu potansiyelin ve sorumluluğun bilincinde olduğu düşünülerek yazılmıştır. Yazı, hayalini kurduğumuz, ortak bir şuura sahip, analitik düşünebilen mühendislerden ve onların çalışmalarından müteşekkil bir “mühendislik medeniyeti” için referans bilgiler içermektedir.

Toplumlar yenilikleri doğru bir şekilde değerlendirip süzgeçten geçirdikten sonra düzenlemeler veya eklemeler yapmak suretiyle onları kullandıkları zaman kendi yapılarına göre bir medeniyet inşa etmiş olurlar. Bunu yaparken, diğer taraftan özgün teknolojiler üzerine de çalışmalar yapmalıdırlar. Bunu yapmak o kadar kolay görünmesine rağmen ülkemizde teknolojik manada istenilen seviyeye bir türlü gelemedik. Acaba nerede hata yapıyoruz? Bu sorunun elbette birçok cevabı var. Burada temel bir sorun ele alınacaktır.

Ülkelerin ve toplumların gelişememesi ve geri kalmasının  önemli sebeplerinden bazıları; düşünce mekanizmalarını geliştirememeleri, vakaları analiz edememeleri ve girdiği kalıpların dışına çıkamamalarıdır. Kalıpların dışına çıkmaya çalışan toplumlar genelde anı kurtarmaya çalışırlar. Mesnetli ve kalıcı çözümler üretemezler. Bugün bu durum daha farklı bir boyuta ulaşmış durumdadır. Kalıpların dışına çıkabilmek için yine aynı kalıpları kullanmak gibi.

Bu meseleyi daha iyi anlayabilmek için paradigma konusu üzerine konuşalım. Paradigma, ortadaki sorunun çözümü için izlenen yol,model veya kalıp olarak tanımlanabilir. Birebir Türkçe karşılığı tam manasıyla yoktur.

Örneğin “Evimizdeki karıncaları yok etmek için, su mu kullanmalıyız yoksa elektrik süpürgesi mi?” dersek bir paradigmanın içinde olduğumuz anlaşılır. Buradaki sorun, karıncalardan kurtulmanın tek yolunun onları öldürmek olduğunu düşünmektir. Yapılması gereken; bu kalıbın dışına çıkıp karıncaları doğal yollarla uzaklaştırmaktır.

Hepimizin bildiği bir soru vardır.”Bir fili buzdolabına nasıl sığdırırsınız?” İçinde bulunduğumuz eğitim sistemi veya başka şartlar, buzdolabının evlerimizdeki buzdolabı ebatlarında olduğunu düşündürür ve buzdolabı üzerinde değil fil üzerinde düşünmemize sebep olur. Oysa filin sığabileceği, oda büyüklüğünde bir buzdolabını hayal etmemizi engelleyen bir durum da  yoktur.

Aynı şekilde, Fatih İstanbulu fethetme planları yaparken, Haliç’in zincirli olması sebebiyle “gemilerin sadece denizde hareket ettiği” kalıbının dışına çıkarak gemileri karadan yürütmüştür. Onun galip gelmesindeki kilit nokta belki de zinciri nasıl aşacağını değil, gemileri Haliç’e nasıl indirebileceğini düşünmesidir.

Einstein şöyle diyor. “Karşılaştığınız sorunları,o sorunları oluşturduğunuz düşünce düzleminde çözemezsiniz.” Yani yapmamız gereken;sorunları çözerken düşünce düzlemini değiştirmek.

Günümüzde ülkeler birbirine baskın gelebilmek maksadıyla teknolojik çalışmalara büyük önem vermektedirler. Ülkemiz olarak diğer ülkelerin teknolojilerini birebir alarak hiçbir zaman en iyi olamayız. Belki ileri gideriz ancak en öndekilerin hep arkasında kalmaya mecbur oluruz. Bu teknolojilere daha iyisi ile mukabele etmek gerekir ki bilim dünyasına bir katkımız olsun veya teknik anlamda başarılı olalım.

Örneğin; ABD, savunma sanayii ve silahlanma mevzusunda çok ileri teknolojiye sahip bir devlet. ABD teknolojisini,onun teknolojisini kullanarak geçemeyiz. Çünkü Türkiye 100 tane silah üretinceye kadar ABD 1000 tane üretecek. Burada yaptığımız hata, gelişen teknolojileri hazır olarak almaktır. Kalıpların dışına çıkıp öyle bir teknoloji geliştirmeliyiz ki belki silah üretmeye dahi gerek kalmaz. (Bize karşı kullanılan silahı geri çevirmek veya etkisiz hale getirmek gibi) Bu sadece silahlanma ile alakalı basit bir örnek.

Bilim ve teknoloji kümülatiftir. Herkes veya her millet üstüne bir şeyler koyabilir. Ortak bir kullanım alanıdır. Ancak şunu unutmamalıyız; üreten bir toplum ile tüketen bir toplum birbirine asla denk olamaz. Bu yüzden, özgün teknoloji geliştiren ve üreten toplumlar hep ileride olmuştur. Yapmamız gereken, yeni teknolojiler beklemek değil, özgün teknolojiler üretmektir.

4 Yorum

  1. Olumsuz kelimeler yazmaktan kaçınarak olumluya yönelmek maksatlı deyimlerin her vatan evladının yapması ve boyut dışına çıkarak var olanı görme yada kolaylaştırma gayesi gütmesi olması gerekendir ki örneklerde olduğu gibi atalarımız da bu çaba içerisine girmişler.Zaman,an itibarıyla başlama noktası belerleme konusunda sıkıntılı olsada düşünsel kavramların ve teorilerin deneyselleserek algılanabilir olmasının kalp atışlarını göstermek mecburiyetinde,mesele SAHİP CIKMAK,,,

  2. Ellerine sağlık çok güzel noktalara değinmişsin ve kesinlikle haklısın. Ülkemizde yönetimde olan insanlar genellikle anlık çözümler getirmeye çalıştıkları için sorun çözmek şöyle dursun, bazen daha da büyük bir sorun haline geliyor.

    Dediklerine ufak bir ekleme yapayım, o dediğin özgünlük için yaratıcılık, yaratıcılık için de hayalgücü gerekiyor. Üniversiteden mezun olanlar bu hayalgücünü bir anda yitiriyor. Bunun sebebi ya karın doyurup iş bulmak için calabayıp durmaları, ya da imkan yok zaten diyip hayalgücünü çalıştırmadan pes etmeleri olabilir…

Düşünceleriniz Nedir?