Astrolojiye Neden İnanırız

2090
Astrolojiye Neden İnanırız

Yeni tanıştığımız bir insanın burcunu soruyor, günlük burç yorumlarımızı hatta yükselenlerimizi dahi takip ediyor, gelecekte bizi nelerin beklediğini merak edip tahminleri okuyoruz. Okuduklarımızın çoğuyla karşılaştığımızda da daha fazla güveniyoruz. Peki nasıl doğru çıkabiliyor? Astroloji bildiğiniz üzere, insanı merkez alarak yıldızların ve gezegenlerin konumuna göre değişkenlik gösteren çok eski bir gelenektir. Kaderciliği ön plana çıkararak insanları etkilemeyi başarmıştır.

Astroloji

Fiziksel olarak davranışlarımızı, ruh halimizi, geleceğimizi etkilemesi şu an karşımızdaki bilgisayardan daha fazla değildir -ki bilgisayar bizi, yaydığı elektromanyetik dalgalarıyla pekâlâ etkiliyor fakat yaklaşık 600 kilometre uzağımızda bulunan Jüpiter bizi nasıl etkileyebilir? Kütle çekiminden dolayı içinde bulunduğumuz sistemi ve üzerinde yaşadığımız gezegeni etkiliyor ancak kişiliğimiz üzerinde hiçbir etkisi yoktur.

Eski uygarlıklar gezegenlerin gezegen olduğunu bilmezken, yıldızlardan ayrı olarak gezinip duran bu beş gezegene (Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür) tanrısal özellikler atfetmiştir. Örneğin Satürn, olumsuzluğu temsil ederken Venüs, tutkuyu ve aşkı getirici olarak kabul edilmiştir. MS 2.yüzyılda Batlamyus tarafından geliştirilen ve daha sonra yeni gezegenlerin keşfinden ve Dünya’nın dönüş yörüngesinin 23 derece kaymasına rağmen günümüzde hala rağbet görüyor.

Eğer denildiği gibi astroloji, yıldızların konumuna, yakınlığına dayanıyorsa artık güncellenmesi gerektiği fikrindeyim. Eğer denildiği gibi, bu bir bilim ise teste tabi tutulabilmelidir. Gezegenler arası kuvveti kütle çekimi yahut moleküller arasındaki etkileşimi Van der Waals kuvvetiyle açıklayarak tatmin olabiliriz çünkü bilim bize bunu ispatlayabiliyor ancak astrolojinin geçerli hiçbir yanını göremiyorum.

barnum etkisi

Burçlara inanmak istiyoruz, çünkü bir şeyleri önceden kestirebilmek çoğu zaman avantajlı olmuştur. Psikolojide Barnum etkisi, insanların geneli için geçerli olan durumları kendisiyle örtüştürme konusunda eğilimli olduğunu söylüyor. Örneğin, doğum anımda güneşin pozisyonuna göre Oğlak burcuna karşılık geliyorum ve günlük burç yorumumda; sabah uyandığımda hayaller kurabileceğimi ve ideallerimi gözden geçireceğimi, kendimi daha iyi ve güçlü hissedeceğimi, bugün yapmam gereken şeylerin dışında bir de kendimle ilgileneceğimi söylüyor. Çok doğru!

Bunu hemen hemen her gün yapıyorum ben, kesinlikle Oğlak olmalıyım. Kişiliğimle de ilgi yargı var, çok ilginç. Bazen dışa dönük bazen içine kapanmış, olayları mantık süzgecinden geçiren, seyahat etmeyi seven, idealleri olan vesaire… Herkes için geçerli olan bu yargılara inanmak istediğim için inanıyorum, kendimi özel hissetmek için inanıyorum, evrenle aramda karakterim konusunda bir bağ olduğuna inanmak için kabul ediyorum, oysa yaptığım tek şey kendimi küstahça evrenin merkezine koyup evrenin gücünü küçümsemek!

Bilim zaten yeterince heyecan vericidir, safsatalara inanmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Şehir ışıklarının az olduğu, sessizliğin sürdüğü güzel bir gecede ihtişamlı gökyüzünü seyretmek, yalnızca seyretmek yeter ve artar bile…

9 Yorum

  1. Kesinlikle haklısın. Çok güzel bir yazı olmuş. İşi garantiye almak için de yükselen diye bir uydurma vardır. doğum saatine göre burç seçer. Peki ikiz olan insanlar birkaç dakika farkla doğduğu halde nasıl bu kadar zıt karakterli olabiliyorlar… horoscopeçular felç

  2. Kesinlikle katiliyorum. Bu burçlar sacmaliginin en üst düzey , eğitimli ,bilinçli insanlarda bile rağbet görmesine inanamıyorum. Bence sırf insanlar kendinlerini özel ve farklı hissetmek için inanıyorlar. Tam olarak burç özelliklerini tasidiklarina inanıyorlar , oysaki doğum tarihinin senin bütün hayatın boyunca sahip olacağın kişiliğini belirlemesi kadar akıl dışı bir olay yok. 21. Yüzyılda hala bu kadar aptal ve bilinçsiziz.

    • Konu hakkında bu kadar öfkeli olduğunuza göre siz Koç olmalısınız! Evet evet, Koç olmalısınız…

  3. FBI ın burçlara göre katil, psikopat ve suçluluları incelediği bir çalışma vardı. Bilimin henüz açıklayamadığı şeyleri bilimdışı saymak da ne olaki.

      • “FBI kaynaklarına göre en psikopat burçlar” googleda arama yapabilirsiniz. CNN de haber mevcut.

        Klasik savunmalardan bir diğeri gezegen, yıldız ve diğer kozmik cisimlerin etkili olabilmek için çok uzakta olduğudur. Ancak Güneşten dünyaya açılan minik boyutta Solucan deliklerinin olduğu, güneşin dünyaya enerjisini kaybetmeden doğrudan kozmik radyasyon ulaştırması üzerine bilimsel araştırmalar var.

        Benzer solucan deliklerinin diğer kozmik cisimlerden de enerji taşıyabileceği savı es geçilemeyecek türden.

        İnsan ruhunun varlığına dair somut deliller gördükten sonra gezegenlerin de ruhu ve ve insanlar üzerinde etkisi olabileceğine inanmak tuhaf gelmiyor.
        Kuantum mekanizmaları Her ne kadar pratik olarak kullanılmaya başlanmış olsa da neden kaynaklandığı, hangi amaca hizmet ettiği halen büyük bir sır.
        Bilim adına şu ana kadar tespit ettiğimiz verilere dayanarak, henüz tespit edemediklerimizi kökten yok saymak ortaçağ karanlığın bir yansıması sadece.

        Einstein kuantum kuramını ilk başta ısrarla reddetmişti. Şimdi sıradanlaşmaya başladı bile.

        Sadece tarafsız olmaya çalışıyorum. Bilimin de bağnazları olabiliyor.

        • Sanırım tam olarak anlaşılmayan bir nokta var. Ben insan üzerinde bir etkisi olmadığını değil, ‘karakter’ üzerinde bir etkisi olmadığını söylüyorum. Zira kozmik gök cisimlerinin yaydığı ışımaların evreni, içinde bulunduğumuz sistemi ve gezegeni etkilediği zaten biliniyor. Benim atıfta bulunduğum daha çok bu sözdebilimin bugün bile göz göre göre çelişkili bir şekilde pazarlanmasınaydı.

          Kuantum kuramıyla astrolojinin tarihçesine bakarsanız kuantumun, Einstein’in döneminde çok çok yeni olduğunu görürsünüz -reddetme gerekçelerini içeren ayrıntılı bir kitap da önerebilirim-. Ayrıca metafizik konularında ‘somut delilleri’ görmenizin beni şaşırttığını da eklemeliyim. Sadece tarafsız olmaya çalışıyorum. Bilimin bağnazları gerçekten de olabiliyormuş.

          Ortaçağ karanlıktı, görüyorum da şimdi daha da karanlık. Sevgi ve bilimle kalın.

  4. Bilim zaten yeterince heyecan vericidir, safsatalara inanmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Şehir ışıklarının az olduğu, sessizliğin sürdüğü güzel bir gecede ihtişamlı gökyüzünü seyretmek, yalnızca seyretmek yeter ve artar bile… Çok güzel söylemişsin ağzına sağlık :)

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.