Geleceğin Bilgisayarları

5435
bilgisayarların geleceği

Nedense geleceği merak etmek, gelecek hakkında tahminlerde bulunmak özellikle son yüzyılda daha da şiddetli artmakla beraber insanoğlunun bir süredir ilgi odaklarından birisi olmuştur. Bu merak edebiyatçılar, bilim adamları ya da senaristler tarafından sanata dönüştürüldüğü zaman daha da bir anlam kazanır. Bilim kurgu severler Geleceğe dönüş, Azınlık raporu, Star Trek ya da Ben Robot gibi geleceği anlatan bir hikayeye sahip olan bu filmleri izlerken tasvir edilen geleceği nefes kesici grafikleriyle izlemekten hep haz duyar. Peki geleceğe bilim-kurgu gözüyle değil de sadece bilimin gözüyle baksak nasıl bir gelecek düşünebilirdik? Bilimsel ilkeler bize gelecekte neyi inşa edebileceğimizi ya da neyi inşa edemeyeceğimizi net bir şekilde açıklar. Örneğin bugün mühendisler uzaya gönderilen roketleri tasarlarken nasıl mekanik fiziğin ilkelerini göz önünde bulunduruyorsa gelecekte inşa edilecek bu roketlerin nasıl olabileceğini tahmin ederken de bu ilkeleri göz önünde bulundurmak bizi gerçeğe o kadar yakın tutar. Bu yazıda da bilimi göz önünde bulundurarak teknoloji devriminin en önemli ürünlerinden birinin geleceğinden bahsedeceğiz: Bilgisayarın geleceği.

gelecekte bilgisayarlarGünümüzde hemen hemen her evde en az bir tane olan bilgisayarlar şüphesiz teknoloji devriminin ayrılmaz parçalarından birisidir. Büyük bir odayı kaplayan ilk vakumlu bilgisayarların ortaya çıktığı 1950’lerden bu yana yarım yüzyıldan biraz uzun bir sürede bilgisayarlar bugün bir avuç büyüklüğüne kadar küçüldü ve herkesin kolayca sahip olabileceği bir aygıtlar haline geldi. Bu inanılmaz hızda gerçekleşen gelişmelerin altında yatan temel sebep şüphesiz bilgisayar gücündeki üstel büyümedir. Bu büyümeyi anlamak için şarkı söyleyen oyuncak ayılardaki çiplerin bir zamanlar dünyanın en büyük orduların sahip olduğu bilgisayar güçlerinden daha güçlü olduğunu örnek verebiliriz.

Peki bilgisayar teknolojisindeki bu gelişmeler hep bu şekilde sonsuza kadar devam edebilir mi?

Bunu anlayabilmek için Moore Kanunundan bahsetmek gerekir. Bu kanun ismini İntel’in kurucularından Gordon Moore’dan alır. Moore kanununun kısaca dediği şey bilgisayarın gücünün her 18 ayda ikiye katlanacağıdır. Yukarıda bahsettiğimiz örneği düşündüğümüzde bu sezgilerimize aykırı değildir. Tarihsel açıdan incelediğimizde gördüğümüz üzere kanun tıkır tıkır işler. Bir diğer yandan bugün en gelişmiş bilgisayarlar bile bir insan beyninin işlem yapma kapasitesinin çok daha altındadır, fakat bu yasa geçerliliğini devam ettirirse yarım yüzyıl sonraki bilgisayarlar insan beyninin işlem yapma kapasitesinin ötesine de geçebilir. Bu da bir diğer tartışmaya, yapay zekanın insanlığı yok edip etmeyeceği tartışmasına yol açar ama burada bundan bahsetmeyeceğiz. Vurgulamaya çalıştığımız şey bu kanunun ne kadar önemli etkilere sahip olduğudur.

Şimdi sorumuza tekrar dönelim, Moore Kanunu sonsuza kadar geçerliliğini sürdürebilir mi? Ne yazık ki cevabımız hayır. Hatta Gordon Moore’un kendisi bile 2007’de bu kanunun yaklaşık 20 yıllık bir ömrü olduğunu ileri sürmüş. Bütün sihri bozmuş gibi gözükebilir ama cevabın hayır olmasının sebebi teknoloji ile alakalı değil fizik kanunlarından kaynaklanan bir sebebe dayanır. Şimdi bunu yazının başında vurguladığımız bilimsel ilkeleri göz önünde bulundurarak açıklayacağız.

Moore kanunundan bahsettik ama bilgisayar gücünün üstel artışının altında yatan sebebinin ne olduğundan bahsetmedik. Bunun en temel sebebi transistörlerdir. Bu elektronik parçalar minyatürleştikçe bununla ters orantılı olarak bilgisayar gücü de artmaktadır. Yani hayır cevabının açıklamasını yaparken varılması gereken nokta transistörleri nereye kadar küçültebileceğimizi bulmak.

Buradaki temel sorun transistörler atomlar seviyesine kadar küçüldüğünde kuantum fiziğinin temel ilkelerinden biri olan Heisinberg Belirsizlik ilkesi devreye girmesidir. Pratik olarak belirsizlik ilkesi transistörleri belirli bir boyuta kadar küçültebilmeye imkan sağlar daha ilerisine değil. Çünkü bu ilke kısaca bir elektronun yerini ve hızını aynı anda belirlenemeyeceğini söyler. Bunun etkisini bilgisayar çipi üzerindeki elektronik parçaları daha fazla küçülttüğünüzde elektronların tellerden dışarı sızması şeklinde görürüz ki bu da kısa devre anlamına gelir. Yani sonuç olarak bilgisayar gücünün geleceği hakkında fizik kanunlarını göz önünde bulundurarak bazı varsayımlarda bulunabiliriz.

Teorik fizikçi olan Michio Kaku’ya göre 2020 yılı civarı ya da hemen sonra, Moore kanununun geçerliliği yavaş yavaş sona erecek ve Silikon Vadisi yeni bir teknoloji bulunmazsa yavaşça pas kuşağına dönecek. Fizik kanunlarına göre Silikon Çağı en sonunda bitecek ve Silikon-Sonrası Devir’e gireceğiz.

Buraya kadar bilgisayar gücünün geleceğinden bahsettik ama bilgisayarın şu anda bile hayatımızın hemen her köşesinde karşılaştığımız bir aygıt olmasına rağmen ilerde daha hangi alanlarda ya da hangi şekilde kullanılabileceğinden bahsetmedik. Burada Michio Kaku’nun Geleceğin Fiziği kitabında yaptığı tahminlerden birkaçından bahsedeceğiz.

Michio Kaku“Bugün bir odaya girdiğimiz zaman otomatik olarak elektrik düğmesini arıyoruz, çünkü duvarlarda elektrik olduğunu farz ediyoruz. Gelecekte bir odaya girdiğimizde yapacağımız ilk şey, internet portalını aramak olacaktır, zira odanın akıllı olduğunu düşüneceğiz.”

Michio Kaku

Gelecek dünyamızı şekillendirebilecek en önemli teknolojik gelişmelerden birisi de internete bağlanabilen kontakt lensler olabilir.

kontakt lensWashington Üniversitesinden Babak Parviz 2008 yılında prototip bir kontakt lens üretmeyi başarmış. Bu ilk prototipin başlıca amaçlarından biri şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düzenlemede yardımcı olmak. Bunun yolu ise şu şekilde: Gözyaşı sıvısı içerisindeki şeker oranı doğrudan kandaki şeker hakkında bilgi verir. Lensler de bu amaçla kullanıldığında şeker hastalarının beslenmesinde düzenleyici rol oynar ki bu da onlara daha iyi bir yaşam sunar. Fakat bunu tek bir amaçla sınırlamak da pek mantıklı olmaz, zira bu lensler geliştirilerek ileride belki de vücudumuz hakkında bize güncel bilgilendirme sağlayabilir. Hatta sadece sağlık sektörü için değil bu lensler internete bağlandığında cebimizdeki telefonlardan farkı dahi olmaz. Bize dijital yaşamda yeni bir kapı açar. Zaten Google Glass’ın da mucidi olan Parviz bu alanda dev bir adım atma yolunda ilerliyor gibi görünüyor.

Son olarak bilgisayar devriminin ulaştığı yeni dev bir alandan da bahsetmekte fayda var, çünkü bu alan da yine kapısının geliştiricilerine sonuna kadar açmış gibi gözüküyor. Bu alan tahmin edilebileceği üzere otomotiv sektörüdür.  Bilgisayar teknolojisinin otomotiv sektöründeki etkilerini daha çok sürücüsüz araç teknolojisinde görürüz.

Sürücüsüz araç teknolojisi son yıllarda Tesla modellerle sık sık adından söz ettirse de bu teknoloji 1980’lere kadar dayanır. Bu alanda askeri amaçlı çalışmalar da mevcut. DARPA (İleri Araştırma Projeleri Ajansı) Amerika kara kuvvetlerinin kendi kendini idare edebilmesi amacıyla sürücüsüz araç yarışmaları düzenliyor. İlk olarak 2004’te the Grand Challange adıyla Mojave çölünde bir yarışma düzenledi. İlk yarışmada parkuru tamamlayan otonom araç çıkmazken daha sonraki düzenlenen yarışmalarda şehir trafiğinde 96 kilometrelik parkuru başarıyla tamamlayan araçlar oldu.

Günümüzde araçlar %30 oranında elektroniğe bağlıyken gelecekte bunun %80lere kadar ulaşacağı düşünülüyor. Bu büyük değişimin sembolü olmaya en büyük aday olan Tesla elektrikli araç teknolojisinin yanında otonom araç teknolojisinde de büyük işler yapıyor. Geçenlerde kazayı saniyeler öncesinden sezip otomobili kendisi durduran bir Tesla modeli büyük yankı uyandırdı.

Sürekli artan nüfus ve insanların otomobil talebi ileride daha büyük trafik problemlerine dolayısıyla daha fazla trafik kazalarına yol açacağı kaçınılmaz bir gerçek. Can ve mal kaybını gelişmiş yazılımlara sahip otonom araçlarla minimum seviyeye çekmek ve trafik yoğunluğunu azaltmak bu sayede mümkün olacak. Bu da bizlere bilgisayar teknolojisinin ilerde yaşamamızda bir alanda daha ayrılmaz bir parça olacağını açıkça gösteriyor.

Referanslar

  • newscientist.com/article/mg20927943-800-smart-contact-lenses-for-health-and-head-up-displays
  • en.wikipedia.org/wiki/DARPA_Grand_Challenge
  • endustri40.com/surucusuz-otonom-araclar
  • Geleceğin Fiziği – Michio Kaku, odtü yayıncılık
Yazımızı Beğendiniz mi?
Önceki İçerikOlasılık Kuramı ve Sonsuz Deneyler
Sonraki İçerikNükleer Enerji Mühendisliği Nedir
İbrahim Güzelkaya

Merhaba arkadaşlar Selçuk Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim görmekteyim. Mühendislik alanını meslek olarak seçmemin yanında bilime oldukça ilgiliyimdir ve bu alanda da bir şeyler yapmak veya yapmaya çalışmak hayallerimden biridir. Umarım yazılarımla da faydalı olurum.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.