NASA İlk Defa Dünya Boyutlu Yaşanabilir Gezegenler Keşfetti

24347
NASA Teleskobu Tek Yıldız Etrafında İlk Defa Toplu Halde Dünya Boyutlu Yaşanabilir Gezegenleri Keşfetti

NASA teleskobu tek yıldız etrafında ilk defa toplu halde Dünya boyutlu yaşanabilir gezegenler keşfetti. NASA’nın Spitzer Uzay Teleskobu, tek bir yıldız etrafında dolanan Dünya benzeri 7 gezegenin aynı anda yer aldığı bilinen ilk sistemi ortaya koydu. Bu gezegenlerin üçü, yaşanabilir alan içerisinde olup ana yıldızın çevresindeki bölgede muhtemelen sıvı haldeki suya sahip kayalık gezegenleri oluşturmaktadır.

Bu keşif, güneş sistemimizin dışında tek bir yıldızın etrafında bulunan ve yaşanabilir bölge içerisindeki gezegenlerinin en fazla sayısıda bulunduğu yeni bir kayıt. Bu yedi gezegenin tamamında, doğru atmosferik koşullar altında, bildiğimiz kadarıyla yaşamın anahtarı olan sıvı su olabilir. Yaşanabilir bölgedeki 3 gezegenin şansı hepsinden daha yüksek.

Ajansın Washington’daki Bilim Misyon Direktörlüğü müdür yardımcısı Thomas Zurbuchen, “Bu keşif yaşanabilir ortamların bulunması konusunda önemli bir parça olabilir” dedi. “Yalnız mıyız?” Sorusuna cevap vermek en önemli bilim önceliğidir ve yaşanabilir bölgede ilk defa bu kadar çok gezegen bulmak o hedefe doğru atılmış önemli bir adımdır. ”

Dünya’dan yaklaşık 40 ışıkyılı (235 trilyon mil) uzaklıktaki gezegen sistemi, Kova takımyıldızı içerisinde olup nispeten bize yakındır. Güneş sistemimizin dışında bulundukları için, bu gezegenler bilimsel olarak dış gezegenler (exoplanets) olarak bilinirler.

Bu dış gezegen sistemi adı, Şili‘de bulunan transit geçen gezegenleri ve bir gezegenin etrafında gözlenen küçük gezegenimsi yapıları izleyen teleskoba (TRAPPIST) ithafen TRAPPIST-1 olarak verilmiştir. Mayıs 2016’da TRAPPIST’i kullanan araştırmacılar, sistemde üç gezegen keşfettiklerini açıklamıştı. Spitzer, Avrupa Güney Gözlemevi’nin Çok Büyük Teleskopu da dahil olmak üzere yer yer çok sayıda teleskobun da yardımıyla bu gezegenlerin ikisinin varlığını doğrulayarak beş tane daha keşfetti ve böylece sistemde bilinen gezegen sayısını yediye çıkardı.

Yeni sonuçlar çarşamba günü (22.02.2017) Nature dergisinde yayınlandı ve Washington’da NASA Karargahındaki bir haber bülteninde açıklandı.

Spitzer verilerini kullanan ekip, yedi gezegenin boyutlarını tam olarak ölçmüş ve yoğunluğunun tahmin edilebilmesi için altı tanesinin kitlelerinin ilk tahminlerini geliştirmiştir.

Yoğunluklarına dayanarak, TRAPPIST-1 gezegenlerinin tümü kayalık olabilir. Daha fazla gözlem yapmak ile sadece gezegenlerde suyun zengin olup olmadığını belirlemenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yüzeylerinde sıvı su olup olmadığı da ortaya çıkartır. Yedinci ve en uzaktaki dış gezegen kitlesi henüz tahmin edilmemiştir – bilim insanları buz gibi, “kartopu benzeri” bir dünya olabileceğine inanmaktadır, ancak daha fazla gözlem gereklidir.

Belçika’nın Liege Üniversitesi’ndeki TRAPPIST dış gezegen teptinin ana araştırmacısı ve makalenin baş yazarı Michael Gillon, “TRAPPIST-1’in yedi harikası, bu yıldız türünde yörüngede bulunan ilk Dünya boyutundaki gezegenlerdir” dedi. “Potansiyel olarak yaşanabilir, Dünya ölçeğinde olan gezegenlerin atmosferlerini araştırmak için şu an için en iyi hedef” dedi.

O kadar soğuk ki, sıvı su, güneş sistemimizdeki gezegenlerde mümkün olduğunca yakın olan yörüngedeki gezegenlerde hayatta kalabilir.

Güneşimizin aksine, ultra-serin bir cüce olarak sınıflandırılan TRAPPIST-1 yıldızı o kadar soğuk ki, güneş sistemimizdeki gezegenler ile kıyasladığımızda en yakın olan merkürde bile sıvı halde suyun olması gibi bu durumu düşünebilirsiniz. TRAPPIST-1’deki 7 gezegenin yörüngelerinin hepsi, Merkür‘ün güneşimize olan mesafesinden daha yakın. Ayrıca Gezegenler de birbirine çok yakındır. Eğer ki gezegenlerden birisinde olsaydınız, gökyüzüne bakıp potansiyel olarak komşu dünyaların jeolojik özelliklerini veya bulutlarını görebilir ve hatta bazen bizim uydumuz ay’dan daha büyük boyutlu olarak diğer gezegenleri görebilirdiniz.

Gezegenler de aynı şekilde yıldızlarına gelgitsel olarak kilitlenebilirler; bu da gezegenin aynı tarafının daima yıldızla karşı karşıya olduğu anlamına gelir. Bu nedenle her iki taraf sürekli gündüz veya gece olur. Bu durum, Dünya üzerindeki hava koşullarına tamamen benzemediği anlamına gelebilir, örneğin şiddetli rüzgarlar ve aşırı sıcaklık değişiklikleri gibi.

TRAPPIST 7 Gezegen Keşfi

Spitzer keşfini takiben NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu, yaşanabilir bölge içindeki üç gezegeni de içeren toplamda dört gezegenin taramasını başlattı. Bu gözlemler, bu gezegenlerin çevresinde, Neptün benzeri gaz halindeki gezegenlere özgü, kabarık, hidrojen açısından baskın atmosferlerin varlığını değerlendirmeyi amaçlıyor.

Aşağıdaki video 360 derecelik panorama ile, yaklaşık 40 ışıkyılı uzaklıktaki yedi gezegen sisteminin bir parçası olan ve yeni keşfedilen bir gezegenin yüzeyini tasvir ediyor. Görünümü fareniz veya mobil cihazınızı kullanarak hareket ettirerek bu yabancı dünyayı keşfedebilirsiniz.

Kaynak: Nasa.gov

Yazımızı Beğendiniz mi?
Önceki İçerikHindistan Tek Seferde Uzaya 104 Uydu Gönderdi
Sonraki İçerikGüneş Enerjisi İle Isınma Sistemleri
Furkan Gümüş

Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunu. Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesinde Mekatronik alanında tamamladı. Uzmanlığı Robot ve Mekatronik Sistemler, Otomatik Kontrol, Mekanik Tasarım, Gömülü Sistem ve Kontrol Yazılımlarıdır.

4 Yorum

  1. Bir tas da 3 kuş gercekten şans yüzümüze gülmüş peki simdi bu gezegenler bizden 40 ışık yılı uzakta yani 1977 deki hallerini görüyoruz peki bu kadar uzaktan orada canliligin var olup olmadigini tespit edebilirmiyiz ( yasanabilirlik degil canlilin varligi yoklugu ) bunun yaninda eger düşündüğünüz gibi bir bebek yasanabilir gezegenin dogusuna şahit olmak çok büyük bir ilerleme kaydettirebilir hatta astronomide de o beklenen büyük paradigmadegisikligi gerceklesebilir bunun yaninda bengene kotumser havama geri geliyim bu uc gezgen birbirine yakin yani bulabilecegimiz yasanabilirligi tehdit edecek en kucuk sebep bile 3 unu de yasanabilirlik kategorusinden cikacak ve bir de sence bir gezegeni yasanabilir kilan temel ozellikler nelerdir ben destan gibi soru ssozdum senden de destan gibi bir cevap bekliyorum dunyadasim

    • Pluton ve uydusunu detaylı görebilmek için araç gönderilmişti hatırlarsanız. Bundan önce hubble tarafından çekiliş fotoğraflara baktığımızda belli bir yere kadar netlik vardı. Bu gezegenler onlardan kat ve kat uzakta, yani şu anki teknoloji ile aha canlıyı gördüm diyemiyoruz. Aynı olay öncelerden mars içinde söyleniyordu. Tamam büyük bir yaşam formu yok ama ya bakteriyel tarzda olursa sorusu gelmişti. Sondaj yaptılar tespit edilemedi. Bahsettiğimiz gezegenler için ileride teknoloji izin verirse daha iyi gözlem cihazları belki olanak sağlayacak, ama simdilik canlı tespiti yapmamız zor.

      Güneş sistemimizde gezegenlerin atmosferleri arasında bile takas oluyor. Mars atmosferinden dünya’ya doğru savrulmuş parçalar gibi veya gezegenleri tehdit edecek gök cisimlerinin çarpması sonucu komşularına seken parçalar gelebiliyor. Yani her zaman için kötü seneryo vardır, yaşam bir anda bitebilirde. Çekirdeğimi alır izlerdim yani :)

      Benim fikrimi soruyorsan, desteklediğim olay Miller’in Heterotrof görüşüdür. Yaşam diyebilmek için organik molekül oluşması lazım. Bu deney ile koşullar bile sınanmış. Yani gözlemlediğimiz gezegenlerde millerin deneyindeki olaylar oluyorsa ve yeterince element varsa ortamda organik molekülün oluşma ihtimali vardır diyebiliriz. Organik yapıyı tespit eden cihazlarımızda var ancak sinyal ver, al olayı bu gezegende işe yaramaz :)

  2. Neredeyse bu tarz yaziyi nasanin yeni kesfini her yerde goruyorum peki gercekten bu cok buyuk bir gelisme mi bizden bu kadar uzakta bir gezegen icin bir anda 3 tane yasanabilir gezegen tespit ettik bu bir tesadüf mu yoksa bir anda her yerde yayinlandigi icin gozumuze mi buyik gosterildi? Bunun yaninda bu kadar uzak yerdeki gezegenlerin yasanabilir oldugunu nasil tespit ettik ? Ve de ilk defa mi bu kadar ileriye gidiyoruz ? Cok soru oldu umarim cevap verirsin
    Bunun yaninda gayet güzel bir yazıydı

    • Haberin bir anda bu kadar popüler olmasının sebebi ilk defa tek bir yıldız sisteminde birden fazla gezegen için yaşam olabilme ihtimali tek seferde keşfedilmiş olmasıdır. Elbetteki daha öncede dünya benzeri gezegenler keşfedilmişti. Ama aynı yıldız sisteminde sadece 1 tane oluyordu. Buradaki gezegenler üstelik birbirine de çok yakın. Bu da ilgi çekici bir olay. Araştırmacılar teleskobu tek bir yöne cevip 3 kuş vuruyor gibi düşünün olayı. Uzak gezegenlerin yaşanabilirlik tespiti sorunuz içinde şöyle diyebilirim; yoğunluk analizinden kaya gezegen olması,elektromanyetik tayf değerleri ölçülerek gezegenin fiziksel özellikleri (hidrojen, azot vb) yapıları tespit edilebiliyor. Yaşamın oluşması için organik yapıların olması gerekli bu sebeble karbon, azot, oksijen gibi elementler varsa uygun koşullarda yaşam başlayabilir. Bu bir ihtimal elbetteki. Bunlar daha öncede dedigim gibi tespit edilmis dunya benzeri gezegenler icinde soz konusuydu. Ancak bircogunun iklimi dunyadakine gore cok sert. Bu gezegenlerinde ayni sekilde kosullari kotu olabilir. Ama sunuda unutmayalim dunyada ilk olusurken kosullari kotuydu. Bu da şu anlama gelebilir. Bebek bir dunya olusuyorsa biz izleyerek gecmisimizi daha iyi anlayabiliriz. Belki yaratanda bunu gormemizi istiyor bile olabilir. Bu sebeble bilimden kacmamak gerekli :)

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.