Bir Öğretmenden Bir Öğretmene Tavsiyeler

11801
Öğretmene Tavsiye

Öğretmenlik… Bana göre dünyanın en kutsal mesleği. Fakat bunu kutsal kılan meslekten daha ziyade o mesleği icra edenlerin yaptığı iş. Birçok bireyle uğraşıp, onlara bir şeyler anlatmak, onlara hayatlarının gidişatını değiştirecek etkiler yapmak, açıkçası her yiğidin harcı değil.

Burada öğretmenlik yaparken kendi yaptığım ve olumlu sonuçlarını gördüğüm birkaç tavsiyede bulanmak istiyorum. Tabi bu tavsiyeler doğru ya da yanlış tartışılır. Fakat dediğim gibi bu tavsiyeler benim fikrimce doğru olan davranışlardır. Elbette bu işin ustalarına karşı söyleyecek bir lafım yok.

İlk olarak sınıfınızdaki öğrencileri tanımaya çalışın. Onlara ilk sorunuz ne olmak istedikleri olsun. Onları gözlemlemeye çalışın. Çünkü her biri birbirinden farklı. Kimisi çok karamsar, kimisi çok hareketli, haylaz uslu, öfkeli…. Bu kadar farklı olmalarına karşın her birine aynı muamele yapmanız büyük haksızlık olur. Ve dahası tek tip düşünen tek tip insanlar yetiştirmiş olursunuz.

öğretmen öğrenci

Dersi seviyorlarsa ya da neden sevmiyorlarsa size cesurca anlatsınlar. Onlara soru sorma imkanı verin. Cevabını bilmediğiniz soruları bilmediğinizi onlara söylemekten korkmayın. Sizi insanüstü bir varlık olarak görmesinler. Bu şekilde gördükleri zaman, onların sizde göreceği ufacık bir hata çok büyük yıkımlara yol açabilir. Bırakın onların gözünde, bilen, fakat her şeyi bilmeyen bir insan olun.

Onlara farklı çıkışlar yapın. Mesela bazen sıraların üzerinde dolaşın. Veya onları masalara oturtun. Öğretmen onlardan birisini yapın. Ayda bir dersinizi onlarla muhabbet ederek veya onlara hikaye anlatarak geçirin.

Anlattığınız dersi anlatmadan önce onlara dersle alakalı hikâye, bir olay, bir konu anlatın. Çünkü ülkemizde bir öğrenci bir dersi neden öğrendiğini bilmeden öğreniyor. Mesela bir türevi neden öğreniriz ki veya logaritmayı veya dalgaları. Organik kimya sadece alkollü içki yapmak için mi ortaya çıkmıştır. Görmediğimiz hücre bölünmelerinin ne önemi olabilir ki. Aruz veznini neden öğrenmek zorundayız ki…

hikaye anlatmak

Her dersin temel konuları vardır. Bırakın öğrenciler ezber olayında çok başarılı olmasın. Onlara bu asıl temelleri öğretin. Diğerlerini zaten bir yerlerde bulurlar. Sonuç itibariyle trigonometrinin onlarca formülünü ben bile bilmiyorum (matematik öğretmenliği yaptığım halde)

Onlara internetten araştıracakları yazılı ödevler vermeyin. Hatta mümkünse yazılı ödev hiç vermeyin. Onlara kendilerinin yapabileceği, hatta grup olarak yapabilecekleri uygulamalı ödev verin. Üniversitelere yollayın. Akademisyenlerle tanıştırın. Kütüphanelere gitmek zorunda bırakın. Günlerce bir maket yapmakla uğraştırın. Veya onlara edebiyatta mektup yazdırın. Öyle amcasına, dayısına değil. Bizzat kendisine. Mesela 10 yıl sonraki kendisine.

Günümüz öğrencisi notla korkar. Biliyorum. Fakat siz gizli gizli notları çok önemsemeyin. Dedim ya her öğrenci farklıdır. Biraz çabaladığını görüyorsanız. Mesela notlarını 5 puan dahi artırdığını görmüşseniz bunu ödülsüz bırakmayın.

Onlara kimsenin yapamayacağı ödevler verin. Bırakın imkânsızı aşmak için uğraşsınlar. Yapamayacaklarını düşündükleri vakit onları ya cesaretlendirin, yada korkutun. Fakat hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmalarına müsaade etmeyin. Sonuç itibariyle döktükleri her terin karşılığını çok fazlasıyla göreceklerdir.(ben bu konuda biraz zalimce davranıp fil saati, güneş saati Takiyuddin gözlem evi maketi  vb. çalışmalar yaptırmıştım)

Derse hiçbir zaman somurtarak girmeyin. Evet, öğrenciler insanı derste deli eder. Önemli değil. Ders ortasında mesela tahtadakileri yazarken onlara şarkı söyleyin. Hatta onlara söyletin. Sesinizin kötü olması çok önemli değil. Bırakın onlarda kötü olduğunu söylesinler(ben çocuk şarkılarını Türk sanat müziğiyle söylüyordum ve inanın sesim berbat)

öğretmen tavsiyeleri

Ve en önemlisi. Ders ortasında ne kadar sinirli olursanız olun. Ne kadar normal hayatınızda sıkıntı yaşarsanız yaşayın. Her dersin sonunda onları sevdiğinizi onlara söyleyin.

Anlamadıkları bir şey varsa veya bir soru, onlara anlattırın veya tahtadaki soruyu çözememişlerse kaldırın tahtaya onlara çözdürün. İşin büyük kısmını siz yapacaksınız bu kesin. Fakat son noktayı onlar yapacağı için bu işi kendilerine mal edecekler ve bu işi yapabildiklerine inanacaklar.

Onları asla küçümsemeyin. Çünkü bizler bir şey olduk, fakat onlar daha olmadı. Yani karşımızda geleceğin nesi var bilmiyoruz. Bir başbakan, cumhurbaşkanı, bakan, iş adamı, bilim adamı, bir mühendis veya çok iyi bir sanatçı… Onlara bu gözle bakın ve onlara önemli olduklarına inandırın. Daha da önemlisi onlara siz inanın. Çünkü günümüz gençlerinin buna gerçekten çok ihtiyaçları var. Göreceksiniz imkânsız denilen birçok şeyi başaracaklardır.

Paylaşır mısınız?
Cemalettin Koç
2005 yılında Mahmutbey Lisesinden mezunu oldum. 2007 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesine başladım. 2010 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü ne geçiş yaptım. 2013 yılında mezun oldum. yine 2013 yılında İSG uzmanı oldum. Ziraat, İslam tarihi, matematik hakkında araştırma yapmak, gezmek, fantastik eserler okumak ve anime izlemek en büyük tutkum. Vesselam

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.