İlk Kez Bir Madde Dünya Yörüngesine Işınlandı

9760

Birçok filmde izlediğimiz o hayret verici “ışınlanma” olayları günümüz teknolojisi ile yavaş yavaş da olsa emin adımlarla gelişiyor. Son günlerde bilim dünyası Çinli bilim insanlarının bir fotonu dünya yörüngesine ışınladığını açıklaması ile şaşkınlığa bürünmüş durumda…

Yapılan açıklamaya göre yaklaşık 500 kilometre ileride bulunan kuantum uydusuna fotonun başarıyla ışınlandığı belirtilmiştir. Bu sayede dünya ve uzay arasında da ilk ilk kuantum veri ağı kurulmuş oldu. Peki kuantum ışınlanması nasıl bir şey, neden önemli?

Kuantum ışınlanması denilen olay bilim dünyasında herhangi bir maddenin enerjiye dönüştürülerek uzay – zamanda hareket etmesi durumu olarak açıklanmaktadır. Kuantum ışınlanmasında foton çiftleri kullanılmaktadır. Foton da ışığın temel parçası olarak nitelendirilmektedir. Çinli bilim insanlarının yaptığı ışınlama ise bu zamana kadar kayda geçen en uzun süreli ışınlama olarak bilim tarihine geçmiştir.

Çin bu kuantum ışınlamasının en önemli kullanım şeklinin ” Kuantum İnterneti” için ilk adım olduğunu duyurdu. Temel parçacıkların herhangi bir fiziksel temas olmaksızın veri ve bilgi aktarımı gerçekleştirebildiği kuantum internetinin faliyete geçtiği zamanda veri kullanımının ve aktarım hızının devasa bir hıza, büyüklüğe de ulaşılacağı bildirildi. Sadece internet ile ilgili olmayan bu gelişme tıpta da önemli bir yenilik sağlayacak. Gelecekte organları oluşturan partiküllerin ışınlanma yoluyla kopyalanıp veri halinde depolanmasına olanak sağlayacak, ihtiyaç halinde bu veri depolarındaki organ parçacıkları ile işlevini yitirmiş ya da yitirmekte olan organın tedavisi mümkün olacaktır. Son yıllarda yapılan çok çarpıcı bir çalışma şeklinde bir cümle de kurarsak hiç yanlış bir şey söylemeyiz sanırım…

Yazı ve fotoğraf için Referans

(1)ichef.bbci.co.uk/news/660/cpsprodpb/D1D8/production/_96902735_gettyimages-542691744.jpg
(2)bbc.com/turkce/haberler-40583076

Yazımızı Beğendiniz mi?
Mushab Bedirhan Andız

Matematiğin eşsiz dünyasında kaybolmuş araştırma ve çalışmaktan büyük bir keyif alan, matematiksiz her saniyenin kendisi için kayıp bir an olduğunu düşünen matematik çalışamadığı günlerin telafisini ağlayarak affettirmeye çalışan, içindeki bu heyecanı, aşkı, tutkuyu dindirmek için yazmak zorunda kalan matematikçi…

10 Yorum

  1. kanatları olan özgür bir canlı isteği dışında köle edinildi.
    sanki bir asker imiş gibi sabah içtimasına katılmadı diye, kafası kesilmek istendi.
    birileri bu zorbalığa ‘dur’ diyecek oldu ve zorbalık muallak bloğu zamandan silindi.
    derken kuş çıkageldi ve senin görmediğini gördüm deyip ‘büyük bir tahtı olan bir kızcağızın yönetiminden’ bahsetti.
    kuşlar asla yalan söylemediği halde, kötü zanla, bakalım doğru mu söyledin diyerek mektup taşıtıldı.
    peygamber bile olsa herşeye birden hükmetmeye yeltenmek insanı yüceltmiyor.
    ilkin müşrik bile olsa melike kızacağız ise tek ben herşeyi bilirim demiyor, bir meclise danışıyor.
    süleyman mektuba besmele koymadığı halde, kuşu yolda yaklaşılıp, başına besmele ekletildi.
    derken ışıktan daha kaba saba olan taht 1,6 nano saniyeden az zamanda bir-kaç bin kilometre öteden geldi.
    bunlar hep olur. çinliler ilk ve son değil!
    çin kralının rüyasına girildi ve ‘oda kadar geniş olan, bahçe duvarı gibi dar olmayan, her bir-kaç yüz metrede kalesi olan sed’ yaptırıldı. 800 küsur senede kendi elleri ile yaptıkları seddin arkasına kendilerini hapsettiler. böylece osmanlıya ait dengeler en baştan korundu.
    allah çinlilere rahmet etti: en kalabalık ülke hangisi? bütün zamanlardaki yeküne bakılsa cennete giren çinliler, cennete giren türklerden az değil!
    çinde 4000 sene önce siyah çay vardı. türkiye de ise inönü bastonunda sakladığı çay tohumlarını 1946 da türkiyeye getirdi, 1950 lerden sonra çay ekimi başladı. çay tçi çii tii tea.
    4000 sene evvel kuşe olmasa bile saman kağıt olsa bile çinde kağıt vardı.
    bundan 1500 sene sonra mezopotamyada insanlar bitki yapraklarına, papirüs yapraklarına, hayvan derilerine yazı yazmaya uğraşıyordu.
    ileri derece kanseri yan tesiri olmadan çok ucuza tedavi edebiliyorlardı. bugün bunu yapabilen yok.
    peygamber efendimiz ilim çinde olsa alın derken güncel 2000 lerdeki veya 1500 sene evvelki çini değil, 4000 sene önceki çini kastetti. kübalılara kanseri lokal tutan, sadece metaztas yapmasını önleyen ilaca ait malumat verildi.
    bir-kaç dolara maal olan ilacı yine bir-kaç dolara satıyorlar. kanser başlangıcı olanlar ilacı alsa son nefesine kadar yüz sene içinde kanserden ölmez. türkiyede ise hma hastalarına yedi doz ilac 3,5 milyon tl sgk ödesin mi ödemesin mi? diye haberler var. ilacı satan gavurlarda ise kübalılar gibi olan insaf yok! kanser ilacının 4000 sene önceki hali insanlara öğretilse tüm kanserlileri tedavi etmek yerine biraz manüplasyonla biyo-terör ile milyarlarca insanı yokmekten çekinmezler. ebola ve avrupada artık aşısı yapılmayan çiçek viruslarını kesip yapıştırıp, obamaya planlanları onaylatanların ellerindeki yan tesiri fazla ilaçtan daha az yan tesirli ebola aşısına ait malumat ruslara verildi ve insanlığa karşı bir tuzak daha boşa çıktı.

  2. Hocam Çok teşekkür ederim bilgileriniz için . Mamafih bir soru sormak zorunda hissediyorum kendimi. Müsadenizle :) Bu foton çiftlerini ışınlama olayı için eş fotolar gerekli ve o eş fotonuda o uyduya göndermek gerekli. Sanırım saniyede 4000 foton gönderilmiş ama cok çok az eşi olan foton tespit edilip eşleri muhafaza edilmiş . Bu fotonların gönderilen fotonların eşi olduğu nasıl tespit ediliyor? Ve bunu kuantum dolanıklığıyla nasıl anlamlandırıyorlar? Şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhabalar;

      Çok güzel bir soru olmuş. Beynine sağlık… Şöyle açıklayalım; Maddenin ışınlaması için foton çiftleri kullanılmaktadır. Bu foton çiftleri birbiri ile aynı özelliği gösteren iki fotondan oluşur. Örnek olarak, bir foton Ay’a gönderilse ve Dünya’daki uyarılsa aynı anda fiziksel bir bağ olmamasına rağmen diğer foton da tetiklenir. Foton çiftleri ile maddenin atomları kodlanıp(kuantum şifreleme) diğer merkezdeki fotonlara gönderilir. Kodlar diğer merkezde işlenip, diğer merkezdeki aynı tip atomlar birleştirilir ve aynı madde elde edilir. Bu şekilde madde taşınması veya elektronik olarak madde kopyalanması yapılabilir. Işınlama işleminin sonunda orijinal maddenin yok edilmesi gerekir. Pratik olarak bu şekilde ışınlama yapılmış… Yani haberin detayı tam verilmiyor bunun sebebi de nedir bilmiyorum….

      • Hocam geç kalmış bir teşekkür olacak ancak çok teşekkür ederim. Kuantumu düşünürken çıldıracakmış gibi oluyorum. Ve sizin gibi insanlar sayesinde bunu yapmaktan muhteşem derecede zevk alıyorum. Umarım bir gün bütün bu karmaşayı bir o kadar karmaşık sistemler içerisinde kullanacağım-kullanacağız. Merakla takipteyiz. Sevgiler.

  3. Çok güzel bir konu seçmişsiniz okuyucu olarak keyif alarak okudum teşekkür ederim.

    Fotonlar, foton çiftleri,fotonların ışınlanması, fotonlarda bilginin depolanması, kuantum dolanıklığı, kuantum bilgisayarlar, bilginin ışık ile depolanışı ve ışığın hafızası…

    Işınlama mı?
    Hem de Çinliler öyle mi?
    Işığın hafızası mı?
    Baş döndürücü;
    öyle değil mi?
    Peki yeni bir keşif mi?
    “Halbuki, ışığın hafızası olduğunun 2450 yıllık ‘bilinen’ bir geçmişi var” denilse:

    Günümüzden 2400-2450 yıl önce Çinde Mo-tzu adlı bir bilge yaşadı. Sokratesle yaklaşık olarak aynı zamanlarda yaşamış bu Çinli bilge ışığın hafızasının olduğunu düşünüyordu. Mo-tzu son yıllarını yaşamaktayken dünyaya merhaba demiş, hepimizin tanıdığı bir bilge ise “bir iğne deliğinden geçecek kadar sınırlı ışık demetinin, geçtiği yerdeki nesneleri ‘HAFIZA’sında barındırardığından” bahsediyordu. Kimden bahsediyoruz, tabi ki Aristo. Bu, camera obscura ya da beyte-l muzlim denilen resim yapmaya ve depolanmış ve hatta sıkı durun hareketli görüntüyü izlemeye yarayan cihazların insanoğlunun hayatına girmesi demekti. Karanlık oda olarak bilinen bu aletler modern resimlerin temelidir. Böylelikle insan ışığın hafızasını kullanmaya başladı; devamında, Aristodan sonra ise Euclides (Öklid) sonrasında ise Claudius Ptolemaios (Batlamyus). Bu iki bilge, ışığın kaydettiği bilgiyle ilgili olarak insanın gözden çıkan ışınlarla gördüğünü teorini öne sürmekteydiler. Ebu Ali, Hasan ibn Hasan ibn Heysem, bu teorileri yıktı ve görme olayında gözümüzden ışının falan çıkmadığını tam aksine nesneler ile etkileşen ışığın (fotonların) veya başka bir ifadeyle nesnelerin özelliklerini depolamış olan fotonların, tıpkı bir camera obscura gibi davranan gözümüz tarafından tekrar işlendiğini ortaya koydu. İbn Heysem optik literatürüne birçok kavram kazandırdı örneğin kornea kelimesinin el kurniye ‘den geldiğini bilir miyiz? Ayrıca, Heysem birgün sazan yerken ağzına batan kılçığın şeffaf yapısı dikkatini çekti. Kılçığı iğne olarak kullanmaya karar verdi, uzunca zamandan beri kendisine renkli bir şemsiye yapmayı düşünüyordu. Elinde 3 renk kumaşı vardı hahverengi, sarı ve kırmızı. Şemsiyesini yapmaya koyuldu, bir süre kahverengi renkli kumaşları dikti sonra sarı renkli kumaşlara geçti. Sarı bir kumaş dikerken kulladığında kılçığın içinde kahverengi parıltılar farketti. Bu parıltıların aslında bir önceki dikiş işinden kalan kumaşın parçaları sebebiyle olduğunu düşündü. Renkler üzerine deneylerinde kahverengi ile sarı karıştığında haki rengi elde ettiğini gözlemsel olarak bulmuştu. Bu sebeple sarı kumaşı diktikçe, kılçığın sarı kumaş parçalarını da emeceğini ve kılçığın haki renkli parıtlı saçacağını düşünüyordu. Ancak gözlemleri kendisini yanılttı. Taki kırmızı renkli kumaşı dikmeye başlayıncaya kadar. Kılçık şimdi sarı renkteydi.

    Işığın hafızası, sana yeniden merhaba :)

      • mantıksızca olcak belki ama bu tür konulara biraz ilgiliyim sadece ışığın hafızası olayı çok mantıklı geldi bana peki ışık bir cisme çarptığı zaman hafızası silinir mi? silinmiyor ise bir ışığı incelersek gelişmiş bir cihaz ile belki evrenin oluşumunu göremezmiyiz ?

        • Silinir… Işınlanma olması için herhangi bir cismi önüne almamamız gerekiyor. Güzel düşünmüşsün. Bohr’un bu şekilde de birkaç deneyi var
          Sevgilerimle

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.