Lewis Carroll Kimdir

1310

Matematikçi olmak bir meslek olduğu gibi bazen hobi ya da sıkıntıdan da yapılan güzel bir uğraştır. Fermat’ın bir hukukçu olmasına rağmen hobi olarak yaptığı matematik gibi… Herkes çocukken “Alice Harikalar Diyarında” adlı o macera dolu kitabı okumuştur. Şahsen matematik kitabı dışında kitap okumayan biri olarak çocukken bu kitap bir hayli ilgimi çekmişti. Kitabın yazarı “Lewis Carroll” ya da gerçek ismi ile “Charles Dodgson” 1832 yılında İngiltere sınırları içinde doğmuştur. İyi bir yazar, fotoğrafçı, Mantıkçı, papaz ve matematikçidir.

alice harikalar diyarındaBu yazıda matematikçi yönünden ve bazı kişilik özelliklerinden yola çıkarak bazı problemlere değineceğiz. Oxford yakınlarında bir okulda matematikçi olması onun matematik ile yakından ilgilenmesine olanak sağlamıştır. Burada sözü edilen matematik öğretmenliği ibaresi aslında çok derin çalışma yapmasını sağlamıştır. Çocukluk eğitimini annesinin yanında alarak 12 yaşına kadar devam etmiştir. Onu hayatı boyunca bırakmayacak ve kendisinin de hep söylediği “kekemelik” ile yaşamıştır. 12 yaşında iken Richmond yakınlarında bulunan bir okula gönderildi. Fakat bir türlü mutlu olamamıştır. O okuldan ayrıldıktan sonra aynı yerde başka bir okula gönderilmiştir. Maalesef orda da mutsuz günler geçirmiştir. Fakat bu mutsuz oluşu onu hiçbir zaman derslerinden alıkoymamıştır bilhassa matematik derslerinde. Öğretmeni onun için “Okula gelen en iyi öğrencilerden biri” ifadesi nasıl bir öğrenci olduğunu vurgular nitelikteydi.

1849 yılında oradan ayrıldıktan sonra hemen vakit kaybetmeden aynı yılın son aylarına doğru (1850 civarı) Oxford Üniversitesine kayıt olur. Bu sıralarda annesini kaybeder. Arkadaşları üniversitede hep kıskanmış ve hocalarından hep takdir toplamıştır. Az çalışıp, üst derece onur ödülleri alması herkesi çok şaşırtmaktaydı. Akademik kariyerinin başlamasına belki de en çok bu özelliği olanak sağlamıştır. Beklenildiği üzere Oxford Üniversitesini onur derecesi ile bitirmiştir. Okul bitiminde çok önemli bir bursu kaçırdığından dolayı maalesef istediği ilerlemeyi sağlayamamıştır. Bunun üzerine ilkokulu okuduğu bölgede sivri zekasınında verdiği bir ün ile özel dersler vermeye başladı. Dersleri bir yandan verirken kız kardeşinin evinde de Matris Cebiri ve Matematiksel Mantık kitaplarını yazıyordu. Geceleri uykusu fazla gelmeyen bu adamın yıllarca yatağının kenarında bulunan defterine yazdığı, uykusu kaçınca karaladığı notlar “Pillow Problems” (Başucu Problemleri) adı altında ileride yayınlanmıştır. Bu problemler ingilizce olarak olarak birçok sitede bulabilirsiniz. Fakat yazının sonunda çevirdiğim bir problemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Cebir, Geometri ve Diferansiyel ile de ilgilenmiş fakat bu yazdığı tüm kitaplar ölümünden sonra yayınlanmıştır. Geçimini Oxford çevresinde verdiği özel dersler sayesinde sağlıyordu ve iyi de kazanıyordu. Bu olaylar olurken bir yandan da gündüz boş vakitlerinde edebi romanlar ve fantezi çocuk kitapları yazmıştır. Mantıkçılar tarafından iyi bilinen şu söz ise ona aittir.

“Eğer öyle olsaydı, öyle olabilirdi; ve eğer öylediyse, öyle olacaktı; ama öyle olmadığına göre öyle değil. İşte bu mantıktır” 
(çeviri:  Collingwood (1898) p.30–31)

Gönül ilişkileri hakkında konuşmak pek istemesek de kekemelik yüzünden güzel ilişkisi olduğu söylenemiyor. Ayrıca şu soruyu da sorabilirsiniz “Bu Alice kim?” Üniversite Rektörü Dodgson okula başlarken değişmiştir. Rektörün 3 tane kızından bir tanesi olan (İsimleri; Lorina, Edith ve Alice) Alice onu derinden etkilemiştir. Ayrıca yazdığı bir kitabın son sayfasında akrostik şiir olarak isimlerinin baş harfleri ile bir şiir yazdığı görülmüştür. Bu bilgi kesin olmamasına karşın bu zamana kadar ne kadar inceleme yapıldıysa o kıza yakın bir ipucu bulunamamıştır.

Şimdi 72 tane başucu probleminden bir tanesi üzerinde konuşalım. Çözümünü okura bırakıyoruz.

“Çember biçiminde oturan insanların her birinin yanında iki kişi vardır. Herkesin bir miktar parası vardır. Birinci kişinin, ikinciden 1 lira fazla; ikincinin ise üçüncüden 1 lira fazla parası vardır. Bu kural oyuna katılan bütün kişiler için geçerlidir. Birinci ikinciye 1 lira verir; ikinci, üçüncüye 2 lira verir; ve oyun boyunca herkes yanındakine, öbür yanından aldığı paranın 1 lira fazlasını verir. Oyun mümkün olduğunca uzun sürer. Oyunun sonunda bir kişinin yanındakinden 4 kat daha fazla parası olur.”

Soru: Bu oyunu kaç kişi oynadı?

Soru: Oyunun başında en parası olan kişinin ne kadar parası vardır?

Yazımızı Beğendiniz mi?
Mushab Bedirhan Andız

Matematiğin eşsiz dünyasında kaybolmuş araştırma ve çalışmaktan büyük bir keyif alan, matematiksiz her saniyenin kendisi için kayıp bir an olduğunu düşünen matematik çalışamadığı günlerin telafisini ağlayarak affettirmeye çalışan, içindeki bu heyecanı, aşkı, tutkuyu dindirmek için yazmak zorunda kalan matematikçi…

11 Yorum

  1. Sorunun cevabı: 7 kişi ve 2 lira olmalıydı. Nasıl yapıldığını düşünen arkadaşlar olursa açıklayabiliriz

    • kusura bakmayın uygulama ile ilgili bi sorundan dolayı üstünde göndermiş gibi oldum ?. müsait bi vaktiniz olursa nasıl yapıldığını da açıklayabilir misiniz? yazılarınız ilgi çekici ve faydalı!!! emeğinize sağlık bu arada ?

  2. Şimdi oyun çember içinde oynandığı için 1.lira alan ile 4.Lirayı alan kişi yanyana denk gelirler ve 1. Kişi ile 4.kisi arasında para birimi 4 kat olur. Çember olayından çözülebilir gibi geliyor ;) soruna tam cevap veremedim.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.