Neden Mühendis Olmak İstiyorum

1695

İlk yazıma bir alıntı ile başlamak istiyorum. “Biri bana neden ‘mühendis olmakla övündüğümü’ sordu. Gülümseyerek ‘avukatın geliri dava ve suç artışıyla, doktorun geliri hastalık ve felaket artışıyla artar. Ancak mühendisin geliri insanların ve ulusun refahının artmasıyla artar. Bu nedenle mühendis olmaktan gurur duyarım.’ Dedim.” Doktor elindeki stetoskopla, avukat elindeki dosyalarla, öğretmen elindeki tebeşirle bilinir. Fakat mühendisin elinde bir şey yoktur. Her şey kafasındadır.’’ İşte bu yüzdendir ki mühendisin sermayesi fikirleridir. Mühendis elindeki tüm imkanları kafasındaki fikirleri hayata geçirmek için harcamalıdır.

Mühendis Olmak

Çünkü mühendis çevresine ve ülkesine karşı sorumludur. Devamlı üretmek, araştırmak ve geliştirmek zorundadır. Mühendis sayılarla konuşur, sayılarla planlar, sayılarla düşünür. Değerlere göre karar verir, değerlere göre harekete geçer. Hata toleransları oldukça düşüktür bu yüzden çok plan yapar, çok dener, çok çalışırlar. Daha önce yapılmamışları hayal eder ve yapar.

Mühendisin çalışma ortamı (kamu ya da özel sektör fark etmez) devamlı üretmeye, devamlı geliştirmeye uygun olmalıdır. Hayallere kısıtlama konulmamalıdır. Çünkü hayal ettiğimiz kadar ileri gidebilir, hayal ettiğimiz kadar başarabiliriz. Fakat memurlaştırılmış mühendislikten uzak durulması gerekmektedir. Yeni tasarımlar yapmak, proje geliştirmek, üretmek için yetiştirilen bu kitle rutin işlerin ağırlığı ve hesapsız proje planlamalarının altında ezilmektedir.

Mühendis Olmak

Sahip olduğu imkanları daha çok üretmek, daha çok tasarlamak, daha çok geliştirmek adına kullanmalıdır. Mühendisin toplumsal görevini yerine getirmesi için gelişmesi ve geliştirmesi gerekmektedir. Gelişmek için rakiplerimizi tekrar etmekten onların arkasından gitmekten vazgeçmemiz, aslında yapacağımız en doğru hareket olacaktır. Dışa bağımlılığımızı azaltarak üretimimizi arttırmak için kendi hammaddelerimizi işleyerek katma değer kazandırmamız gerekmektedir. Belki bir anlamda geriye dönmek demektir ama artık para ile alışverişi bırakarak takas yöntemi ile alış veriş yapmaya başlamamız gerekmektedir.

Bize petrol satan ülkeleri bor satarak karşılık vermeliyiz. Bahsi geçen örnek biraz afaki olabilir ama sahip olduğumuz bor rezervlerini (Bor hammadde olarak temsili kullanılmıştır. Asıl anlatılmak istenen sahip olduğumuz hammadde ne ise onu geliştirmeliyiz.) dünyanın muhtaç olduğu bir teknolojiye çevirmemiz gerekmektedir. Büyük pazarlardan pay koparmamızın tek yolu, gelişen dünyaya bu şekilde cevap vermektir.

Giyim Üretim Teknolojisi Bölümü nedir

Tüketen toplum imajından kurtularak üreten toplum modeline geçişin kapılarını açmamız gerekmektedir. Üreten toplum olmanın tek yolu ise mühendis toplum yetiştirmektir. İster doktor olsun, ister öğretmen olsun, isterse de avukat olsun bir mühendis gibi planlı, üretim odaklı, yeniliklere açık ve sorgulayıcı çalışması gerekmektedir. İlerlememiz gereken yöntem “devletini en çok seven, işini en iyi yapandır” şeklinde olmalıdır.

Mühendis; ise bir işin en doğru şekilde yapılmasını tasarlayan kimsedir. İşte bu yüzden geleceği öngörmek ve planlamak için mühendis olabilmek gerekmektedir. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

5 Yorum

  1. ben daha lısedeyım ve mühendis olmak ıstiyorum ama bı türlü karar veremıyorum yorumunuz un gerceklık payı var ama ben nıye sevmedıgım bır meslegı secmek zorunda bırakılıyorum

  2. YENİ ÜRÜN, İŞ, İŞ ALANI VE İSTİHDAM İÇİN;
    ÜLKEMİZİ ŞAHA KALDIRMAK İÇİN; PATENT, PROTOTİP ÜRETİMİ VE İMALAT DESTEK SİSTEMLERİ İÇİN NAÇİZANE DÜŞÜNCELERİMİ ARZ EDERİM. Saygılarımla
    Yeni buluşlar pek çok profesörün aklını ve bilgisini aşmakta, hatta yeni projelere zihinlerini dahi yormaktan imtina etmektedirler. Onlar için rutin mesaiyi doldurmaktan başkaca bir çalışma yok gibidir. Buluş adamı saçı başı karışmış, kendine bakamayan ve aklına bir şey takılınca gece saat iki üçlerde bile atölyeye/laboratuara gidip sabahlara değin çalışan, yastığa başını koyduğunda sadece çalıştığı konuyu düşünen kimsedir.
    Bana özgü bir deyim: okul beyni geliştirmek için bir araç, diplomaysa vesikadır.
    Mucitler olmasaydı dünya taş devrinde kalırdı desturundan yola çıkarsak, mucitlik fikri düşünce sahibi olan ve bu düşüncelerini uygulayıp ürün haline getirebilen kimse ve ülkeler daha kolay, daha zengin, daha güçlü yaşantıya kavuşmuş olurlar…
    Mucitlerin fikri düşüncelerinin ürün haline gelmesi ve toplumun belirli kesimlerine kolaylık ve ekonomik imkânlar sağlaması için, mucitlere destek yapılıyor gibi hazırlanmış olan yürürlükteki sistemlerin aslında bu fikir sahiplerini cezalandırır şekildedir. Ben bu yazıda mucitlere zorluk çıkaran bilinen bu sistemlerin değiştirilmesi/kaldırılması ve bunların yerine farklı ve değişik şekillerde kolaylaştırıcı yöntemler geliştirilmesinin yolunu anlatmaya çalışıyorum…
    Anlatmaya çalıştığım bu yöntemler, buluş sahiplerini ödüllendirecek şekilde düzenleme yapılmasını içeren sistemler kurulmasını öngörmektedir.
    Dolayısıyla; buluş sahibinin (isteği halinde) başvuru formunda belirlenen bölümde; patentin ulusal ve uluslar arası rüçhan dahil serüveni, prototip yapılması ve ürüne dönüşmesi aşamalarında belirlenecek yüzdelik bir oranla buluş havuzuna teslim etmesini içerecek sistem ve yöntemlerin oluşturulmasıdır. Böylece buluş sahibinden ilk başvuru harcından başka para çıkmadan fikir her aşamada genişletilerek yürütülüp ürüne dönüştürülmesi ve dönüştürülene kadar çalışmaya katkı verenler arasında elde edilecek gelirden kazançlar paylaşılacak biçimde sistem oluşturulmasıdır.
    Patent/buluş sahiplerinin genellikle birden çok buluş yapacak fikirleri olmaktadır, bu nedenle zihinlerinin dağılmaması için ticarethane açma gibi girişimcilik yüklenmeleri halinde ticarethane sorunları daha fazla buluş yapmalarına engel olmakta ve başka projeler üzerinde düşünemez olmaktadırlar…
    Dolayısıyla; buluş sahiplerine buluşlarını üretip pazarlamaları için destek vermek yerine, buluş sahibi buluşun çalışmalarında bulunmak kaydıyla birden çok firmanın belirli bir oranda lisans ortaklığı almasıyla buluşların üretilip pazarlamaları için destek verilmesidir. Pek çok kuruma ve firmaya borcu olan, yani; zararda olan bir firma dahi bir buluşu üretmek için çalışan işgücü ve alet ekipmanı yeterliyse, bu firma bunu belirli bir zaman diliminde, belirli bir miktarda üretebilecek azim ve yeterlilikte görünüyorsa buluş için lisans anlaşması yapması
    dâhilinde hak ediş durumuna göre sadece ürün için gerekli malzeme desteği verilmesiyle borçlarını ödeyip zarardan kurtulup kara geçmesi mümkün olacaktır düşüncesindeyim.
    Bilhassa:
    PATENT
    1-) Patent başvurusu yapılmış her buluş, kurulacak olan buluş prototip ar-ge için atölye/ laboratuar da veya ilgili lise ve/veya üniversite bölüm okullarında, kamunun TCDD, MKE, GEMİ (tersane), ASELSAN, TAVAŞ, TUŞAŞ gibi fabrika vb. birimlerinde teknik bölüm/bilim uzmanlarınca değerlendirilip desteklenmesiyle ve buralarda başvurusu yapılmış ve daha belgelenmemiş olsa dahi her buluş için çalışma yapılıp, her buluş sahibinin izni dışında önemsiz görünerek heves ve heyecanını kırmadan sonuca ulaştırılması ve yeni başvuru yapılmış her buluş 90 gün içinde buluşun olurluğu veya olmazlığı hakkında teknik çizim, animasyon gösterisi vb. hazırlandığında buluş sahibinin düşündüğü biçimde netice alınmazsa ve buluş sahibi düşüncesinde ısrarcı ise buluşun olmazlığının ifade edildiği kısım için istediği şekilde prototip çalışma yapılmasında başarılı ve yararlı sonuçlara ulaşılmış olacağı düşüncesindeyim. Ve yeni başvurularda ilk örnek sonucuna rüçhan başvurusu tarihi olan 12 aylık süre dolmadan ulaşılacak şekilde çalışma yapılmalıdır ki ülkemize katkı sağlayabilsin…
    Daha sonra; sonuç ne olursa olsun, plaket vb. şekilde prototip üzerinde açıklama yapılarak müze şeklinde korunması ve bunlara benzer patent düşünce sahipleri mucit müzesini gezip görerek uygulayacağı farklılık konusunda daha kestirme bir yolla doğrusunun ve yanlışın sorununu da bulma ve çözme ihtimali doğacak, gereksiz düşünce, para ve zamandan da kurtulmuş olunacaktır düşüncesindeyim.
    Burada; bilge ve düşünürümüz Nasrettin Hocanın göle yoğurt mayalamasını ben şöyle değerlendirmekteyim, varsa aklına takılan bir fikri düşünce bunu uygulayasın ve hindi gibi düşünmekten ve kafayı yemekten kurtulasın demek istemiştir. Yani; fikrin tutarsa göl yoğurt olur, fikrin tutmazsa kaybın sadece maya olur demek istemiştir diye değerlendirmekteyim ve yüzlerce buluştan/projeden biri dahi tutsa diğer buluş projelerin mayaların masraflarını karşılayacak/ödeyecektir…
    Dolayısıyla netice alınan her buluş için patent başvurusunun tamam mı – devam mı diye kararı ortaya çıkmalı ve devamsa tüm giderleri KOSGEB, TÜBİTAK vb. kurumlar tarafından rüçhan dâhil kişiye yüklemeden karşılanmalı veya ar-ge prototip şirketleri tarafından patentler paylaşılarak patentin düşünce kısmından sonraki tüm giderleri karşılanacak bir sistem oluşturulmalıdır…
    Yani; alınan ve/veya alınacağı muhtemel olan her buluşun literatür araştırması ar-ge prototip şirketlerince yapılıp, ülkemize getirisi ve götürüsü değerlendirilerek patent giderleri, rüçhan dâhil kişiye yüklemeden karşılanmalı, seri üretime geçmesine de kardan ve zarardan paylı olarak bu şirketlere her türlü destek verilmeli ve üç-beş yıl gibi zaman diliminde elde edilen net karın belirli bir kısmı prototip şirketlerine kalacak şekilde bırakılmalı ve diğer mayalar için kullanılacak şekilde sözleşme, kanun mevzuatı düzenlemesi şeklinde sistem oluşturulmalıdır.
    Yani ve veya:
    Başvurusu yapılmış buluşların buluş sahiplerinin bilgisi ve izni dahilinde, kendileri de başında olmak kaydıyla, başvurudan itibaren 90 gün içinde sadece bu amaçla kurulması düşünülen ve kurulması desteklenen şirketin prototip ar-ge atölye/laboratuar vb. de patenler değerlendirilip atıl durmaktan kurtarılmasıyla ülkemizin ithalat ve ihracat denge açığı kapanmış olacak ve dünyadaki ülke devlerinin önüne geçecektir düşüncesindeyim.
    Mucitlerin çalışmalarında geçen zamanda hiç değilse asgari ücret kadar ödeme de yapılmalı, misafirhane de kalması ve yeme içmesi de karşılanmalıdır…
    Buluş düşünce fikir sahipleri, düşüncelerini anlatma, yazıya dökme ve/veya çizim yapma becerileri zorluğu muhtemeldir. Bazı düşünceler üzerinde konuşulup değerlendirme yapıldıkça ve/veya prototip çalışma yapıldıkça daha uygun kolay yollar ve basit tasarımlar ortaya çıkmaktadır. Burada önemli olan bilinsin ki buluş fikrinin ortaya atılması ve üzerinde çok kişi tarafından konuşulması ve değerlendirmelerin yapılması ile sonucun başarıya ulaşmasını sağlayacaktır.
    Daha sonraprototipi bitmiş buluşların sanayi odası üyelerine vb. üretebilecek işletmelere broşür, kitapçık vb. biçimlerde ve buluş hakkında eğitim verilmiş bilhassa buluşun konusu ile alakalı lise ve/veya üniversite bölüm mezunu veya öğrencileri tarafından, kurulmuş veya kurulacak olan pazarlama şirketi birimleri tarafından tanıtılıp pazarlama yapılması. Pazarlama sonunda lisans sahibi tarafından prototip ve pazarlama şirketine belirli ve belirlenecek bir süre/yıl için yüzde pay verilmesi ile buluşların farklı kesimlere ve kimselere de kazanç sağlaması sağlanmış olacaktır…
    SANAYİ
    2-)Sanayi odalarının da üyelerine kendi web sitelerinde buluş konularını dâhil etmeleri buluşları yayınlama ve e-posta vb. biçimlerle de ulaştırması gibi hizmet etmeleriyle prototipi bitmiş pek çok patentin ürüne dönüşmesini sağlamalarıyla kendi işletmelerini ve ülke ekonomisini büyüteceklerdir. Tabii ki vergi ve istihdam artışı da sağlanacak, ithalatımız düşecek, ihracatımızı da artıracaktır.
    3-)TPE’nin patent başvurusu yapılmış ve yayınlanma sonucunu beklemeden, PROJELERİN İLGİLİ BAKANLIĞI, TÜBİTAK, KOSGEB vb. kurumlarca patent sahibi nezdinde ve denetimleri dahilinde prototip çalışma yapmaları şartıyla buluşun konusu ile alakalı kamu kurumlarına veya sanayi odalarına, odalarda üyelerine bildirimde bulunması ile başvurusu yapılmış buluşlar üzerinde çalışan işletmelere iş planı dahilinde hibe destek verilmesi ile iş, istihdam ve üretime geçtikten sonra ise vergi ve ekonomik getiri sağlanmış olacaktır. Bu destekler için hiçbir işletmeden makine teçhizat ve yapabilme iş gücü dışında bilgi ve belge istenmemelidir…
    MALİYE BAKANLIĞI
    4-)Maliye bakanlığı işletmelerin net ödeyecek oldukları tahakkuk eden vergiden; prototip çalışma yapanlara, buluş sahipleri başında olmak ve buluş sahiplerine maaş da ödemek ve sonuca en kısa zamanda ulaşmak kaydıyla…
    1. (birinci) prototipte başarılı olduklarında işletmenin yapması muhtemel masrafının bu çalışmanın ½ si kadar vergiden indirim yapması,
    2. (ikinci) denemede (prototipte) başarılı olmasıyla 1/3 oranında indirim yapması,
    3. (Üçüncü) denemede (prototipte) başarılı olmasıyla ¼ oranında indirim yapması…
    Şeklinde maliye katkıda bulunursa patent sahiplerinin patentleri, yüksek okulu yüksek dereceden bitirmiş işsizlerin diplomaları gibi duvarda asılı kalmaz ve bu sayede işsizlere de yeni iş imkânları doğmuş olacak ve ülkemiz diğer ülkelerin liderliğini daha çabuk ve kolay almış olacaktır düşüncesindeyim.
    Üretim safhasına geçildiğinde ise istihdam artar, işverenin kazancıda artacağından ödeyecekleri vergi de artar ve maliyenin ilk örnek masrafına (mayalarına) yaptığı katkı, yüzlerce projeden birinin başarılı olması halinde bile gölün yoğurt tutmasını sağlayacak, tüm masrafların/mayaların geri dönüşü fazlasıyla karşılanmış olacaktır. Yani; bir buğday tanesini ektiğinde afat vb. olmadığında 40/1 (bire kırk) buğday alınmış gibi olacaktır.
    5-)Patent başvurularının artması için patent masraflarının imalata geçene kadar tümü TÜBİTAK vb. kurumlardan karşılanmasının yanında, patent belgesi alan ve alacağı muhtemel olanlara patent koruma süresince ücretsiz silah ve taşıma ruhsatı verileceği ilan edildiğinde ve bu sağlandığında teknolojik düşünceler her kişinin beyninde kamçılanmış olacağına inanıyorum…
    6-)Çalışanlardan kesilen işsizler fonunda biriken paranın belirli bir % (yüzde)si her patentin prototip masrafını karşılar ve prototip müspet olduğunda seri üretimi için patent teminat olarak kabul edilerek destek verildiğinde, işsizler fonundan alınan paradan daha fazla işsizlere yeni iş olanakları sağlanmış olarak, ülke ekonomisine ve ülke menfaatlerine geri dönmüş olacaktır düşüncesindeyim.
    7-)Ben yaşadım ve biliyorum, bu patent vekillerinin çoğu marka dışında bilgi sahibi değiller. Üstelik patentle koru dedikleri halde koruma hakkında bilgileri ve yardımları da olmuyor. Onun için bunlar daha çok dosya-iş takibi yaptıklarına göre isimlerinin patent müşaviri olarak değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum…
    Patent vekilleriise sadece hak arama avukat vekiller olarak adalete yardımcı olacak şekilde değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum ve
    Oldum olası avukatlarında doktorlar gibi dallara ayrılmayışını anlamış değilim… Bari patentle ilgili konuya vakıf avukatların tabelalarında marka avukatı, tasarım avukatı, patent avukatı vb. şeklinde belirgin olmasının sağlanmasıyla avukat arayan vatandaşların kısa zamanda ve kandırılmadan doğru avukatı bulmuş olmasından dolayı yararlı olacağı düşüncesindeyim…
    Gereğini bilgilerinize arz ederim. Saygılarımla.

  3. Yukarıdaki düşüncelerinize katılıyorum ama… Bahsettiğiniz şartlar Türkiye gibi zihin ve teknoloji fakiri ülke için geçerli değil.. 21 yıldır bu ülkede mühendislik yapmaya çalışıyorum. Lisans, yüksek lisans, yabancı dil hepsi tamam.. Peki ya toplum? Mühendisliği teknikerlik gibi algılamakta ısrar edip, düşük maaşla gencecik mühendisleri törpüleyen işverenler mi, hiçbir konuda olmadığı gibi, teknik adamlarını düşünmeyen devlet mi, yüzlerce yeni açılan bölümlerden mezun, matematik bile bilmeyen yeni “diploma” mezunları mı.. Kaç firma Ar – ge oluşturmuş?, hangi devlet bu kadar mühendislerine bu kadar nankör?Hangi Meslek Odası üyesini yolmaktan başka bir şey düşünmüş? Sahipsizlik, değersizlik, kıymet bilmememezlik bu ülkeye özel… Türkiye gibi ülkelerde hizmet sektörleri geliştiğinden turizmci, doktor, pazarlamacılık daha rağbet görür.. 1948’li yıllardan başlayarak tüm bilim adamları ve mühendislere kapılarını açan, imkan sağlayan Amerika bugün tüm dünyayı yönetirken, bizdekiler fabrikaları kapatmışlar… Bu ülkeye çok fazlayız çook. Dikkat edin istatistiklere, büyük bir beyin göçü var artık. Gençler bu ülkeden ümidini kesmiş, yurt dışına gidiyor.. Geleceğimiz gidiyor… Ben mi? artık umudumu kestim, gitmeye karar verdim…

    • Siz ümidininizi kesmiş olabilirsiniz. Başkaları ümidini kesmiş olabilir. Ancak her zaman ümidini kesmeyenler olacaktır. Bende mühendislik okuyorum ve en büyük hayalim bu ülkeye faydalı olacak buluşlar yapmak. Sizin kadar tecrübeli değilim belki ama sanayide yeterince çalıştım, büyük işler başaranlar gördüm. Bu ülke kesinlikle sanayisi gelişmemiş bir ülke değildir. Bir avrupa ülkesi değiliz belki ama bir afrika ülkesi hiç değiliz. Kusurlarımız elbette var, özellikle son zamanlarda bunun iyice farkına vardık. Ümidini kesenler yurt dışına gitmeyi tercih ediyor, çünkü kolay olan budur. Ümidini kesmeyenler ise bu kusurları düzeltecek olanlardır ve ben bu kusurların bir şekilde düzeleceğine inanıyorum. Büyük hayalleri olan bir insanım ve eminim büyük hayalleri olan çok insan var bu ülkede. Kesin olarak bildiğim ise, bir işi yapmaya çalışan yapar nerede olursa olsun. Umarım yurt dışında herşey istediğiniz gibi olur.

  4. Mezun olduğumda ben de benzer şeyler düşünmüştüm
    Ama sonradan sigorta eksperlik belgesi alınca diğer meslekler gibi oldu maalesef…

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.