Nereye Kadar Direneceğiz

27329
som füzesi

Nesillerdir atalarımızın damarlarındaki asil kandan bizlere aktarılan en büyük hediye nedir Savaşma hırsı ve yenilgiyi kabullenmeme. Peki, biz bugün hala bu iki mukaddes hediyeyi hakkı ile muhafaza edebiliyor muyuz? Muamma. Etmek zorunda mıyız? Muhakkak. Fakat nasıl?

Biz her dönem kaosun ortasında doğmuş eli çatlak, yüzü güleç, yüreği buruk, bileği sağlam Anadolu çocuklarıyız. Bizler hep savaşmanın öğretildiği, nasıl hayatta kalınabileceğinin dersinin verildiği, zor şartlara ayak uyduracak şekilde yetiştirilmiş fakat şartların güzelleştirilmesinin gerektiğinin öğretilmediği bireyleriz. Bizler zora odaklanırken yakınındaki kolayı görmeyen, kolaya önem vermeyen bireyleriz. Anladık. Bizler zoru seviyoruz. Ama nereye kadar direneceğiz?

15 temmuz darbe girişimiHepimizin duyduğu, gördüğü ve bildiği kadarıyla günümüzün teknoloji çağında savaşlar top ve tüfekle değil zeka ve bilim ile yapılmakta. Kaba kuvvet uygulayanın ayıplandığı ama teknoloji ile zor kullananların ayakta alkışlandığı bir süreçteyiz. Bu süreç insanlığın taş ile savaştan kılıç ile savaşa, kılıç ile savaştan top ve tüfek ile savaşa girdiği süreç ile aynıdır. Kaynaklar farklı, uygulama farklı fakat mantalite ve amaç aynıdır. Bu bağlamda, dört tarafı ve dahi tüm iç açıları düşman ile çevrili memleketimizin savaşmayı kabul ederken nasıl savaşması gerektiğini ve mevcut şartlara nasıl adapte olunacağını iyi belirlemesi gerekmekte. Bunun için de işin başa düştüğü bizlerin zor olana odaklanan gözlerimizi artık daha kolay olan bilime çevirmemiz lazım. Bilimin bizlere sunduğu nimetleri doğru analiz edip bu nimetleri doğru amaca göre kullanmamız lazım. Kısacası savaşmaya sahada değil kitapların arasında devam etmemiz lazım. Durmadan, yılmadan, yorulmadan okumamız ve okumaya teşvik etmemiz lazım. Kökümüzün kurumasını isteyenlerine eline güçlü ağaçlarımızın zemberek meyvelerini vermemiz lazım. Artık direnemeyeceğimiz gün gelmeden önce bilim kalkanını sırtımıza giymemiz lazım.

Tüm bu zaruretleri hakkı ile yerine getirebilmek için tabii ki ilk önce arkamızdan gelenlere sağlam ayak izleri bırakmamız gerekmekte. Ayak izimiz her silinmek istediğinde toprağa ayağımızı çok daha sert vurmamız lazım. Takdir edersiniz ki günümüzde sahip olduğumuz teknolojiyi atalarımızın ışık tuttuğu yolu tökezleyerek de olsa takip etmemize borçluyuz. Bizler zemine atalarımızdan daha sert vurarak daha net izler bırakmak zorundayız. Ve bizler yönetime, sisteme, imkansızlığa, engellemelere takılmadan bilim için çalışmak zorundayız. Bizler başarmak zorundayız. Her birimiz kendi devletimizi idare ediyormuşçasına, kendimizin nezdinde milletimiz için çalışmak zorundayız.

Eğer iş yapmaktan çok eleştiri yapmaya odaklanırsak başaramayız. Başarmak isteyenlerin de hevesini kırarız. Bu bağlamda bırakalım yorum yapması gerekenler yorumunu yapsın, eleştirmek isteyenler eleştirilerini yapsın. Ama biz bilim ile haşır neşir olmak isteyenler de üstümüze düşeni hakkı ile yerine getirmek adına; Azim ile fikrin ışığında, direnmeye gerek kalmadan hükmedeceğimiz zamana kadar bilim ile meşgul olalım.

Teknoloji ile kalın!

Paylaşır mısınız?
Mücahit Arslan
Üniversite eğitimimi yurt dışında bulunan Asia Pacific University (MY) ve Staffordshire University (UK) üniversitelerinde Telekomünikasyon Mühendisliği üzerine tamamladım. Özel bir şirkette görev almış bulunmaktayım. Sizlerle merak uyandıran bilimsel olayları ve bireysel olarak elde ettiğim sosyal gözlem sonuçlarımı paylaşacağım. Teknoloji ile Kalın!

8 Yorum

  1. Çok anlamlı ve güzel bir makale. Eklemek istediğim bir konu var.

    Değerler Eğitimi : Her yönü ile insanı insan yapan değerler ile toplum eğitilmelidir. Güçlü bir Türkiye ve gelecek nesillerin çok daha güçlü olması bu eğitimin başarısına bağlıdır.

    Öncelikle kişiyi toplumda değerli kılan ahlaki ve manevi eğitimler okul hayatının her bir safhasına yerleştirilmelidir. Bizi biz yapan, toplumumuzu ayakta tutan, her daim bir beraber olmamızı sağlayacak eğitimler her yaşta insana verilmelidir. Türkiye’mizde yaşayan her ferdin vatan bilinci ile yoğrulması gerekir. Irk, dil din, siyasi görüş farklılıklarının bizi ayıran, kutuplaştıran konular olmadığı ve bu farkların ülkemizin daha da güçlü olmasına katkıda bulunduğu en doğru şekilde anlatılmalıdır.

    Saygı ve Sevgilerimle

    • Teşekkür ederiz değerli ve öğretici yorumunuz için. Bahsettiğiniz konular problemin saf çözümünün tam kendisidir.

  2. Teknolojinin hangi sürecinde bir kanın başka bir kana üstünlüğünü gördünüz? AB kan grubu 0 grubundan kaç birim yuksektedir? Asil kan nedir? Birakin artik, irrite edicidir, bunu duymak bile gururlandiriyorsa seni oturup dusunmelisin muhendis bey. Başkalarını veya birlikte yaşadıklarınızı, sizinle birlikte yasamak isteyenleri dışlamaya devam ederek bilimde nereye varmayı düşünüyorsunuz, kan üstünlüğü kafatascilik ırkçılık ozellikle bir muhendise yakışmaz, ölçemeyeceği verilerden yargılar üretmemelidir. Suriyelileri kovmakla, almakla, kamp kurmakla uğraşırken abd ve almanya katma değeri olacak kişileri seve seve kabul etti, bize de kala kala dilencisi mendilcisi hırsızı kaldı. Aziz sancar, gazi yasargil gibi adamlar dünya bilimine bu katkıyı bu ülkede kalarak yapamazlarmiydi, belki altyapimiz yoktu, lablarimiz yetersizdi ama hepsinden önce damarlarimizdaki kanda vizyon eksikti, o kan hala akmaya devam ediyor..
    Esenlikle, kardeşlikle kalın

    • Bu yazının neresinde kafatasçı, ırkçı bir ifade gördünüz bilmiyorum. Vatan – millet sevdalısı olmak ne zamandan beri ırkçılık oldu? Benim atamın kanı asildir beyfendi. Sizinki değilse diyecek pek birşeyim yok.
      Selametle.

    • Kan kandan üstün değil diyorsun insanları dilenci mendilci hırsız diye sınıflandırıyorsun seninle birlikde yaşamak isteyenleri dışlıyosun diyosun ABD almanya işe yarayanları kabul etti bize işe yaramayanlar kaldı diyosun acaba kafatasçılığı ırkçılığı kim yapıyo ? Şuda bir gerçek ki Türk’ün kanı herzaman olduğu gibi bugünde yarında diğer ırkların kanından asildir hiç bir zaman vatanını toprağını satmamıştır düşmana karşı terketmemiştir bu dünyada birçok ırk olduğuna göre ırkçılıkda vardır ve ben ırkçıyım fakat en azından kendi ırkımı asil, soylu, dilenci, mendilci, hırsız, katmadeğerli diye ayırmıyorum Türk’ün kanı her zaman asildir ve öle kalacaktır bu arada Mücahit Arslan yüreğine sağlık kardeşim ne mutlu türküm diyebilene

  3. Yüreğine sağlık.
    Peki ama nasıl ? Nereden başlayacağız ? Hadi madde madde sıralayalım

    Madde 1 – Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkumdur. Kendi tarihimizi bilmek zorundayız. Bize düşen misyonu , vizyonu iyi anlamak zorundayız.

    Madde 2 – Aramızda ki kavgaya son vermek zorundayız. Bir olmalı tek vücut olmalı.

    Madde 3 – Fiziksel ve zihinsel olarak kendimizi geliştirmek zorundayız. Peki ama nasıl ? Bol bol kitap okuyarak. Bol bol bilgi edinerek zihinsel olarak güçlenmemizi sağlayacaktır.

    Madde 4 – Hangi alanda isek o alanda en iyisi olmalıyız. Kendimizi geliştirmeli asla durmamalıyız.

    Madde 5 – Vizyonumuzu ve misyonumuzu iyi kavramalı. Peki nedir ? Çok para kazanmak mı ? Hayır. Atalarımızdan bize kalan miras sadece bu ülke mi ? Atalarımız her zaman mazlumun yanında , zalimin karşısında olmuştur.

    Unutmayın ki işini en iyi yapan ülkesi en çok sevendir.
    Bize düşen , gelişmeli geliştirmeliyiz. Birliği korumalıyız.

    Esen kalın. Bilgi ile kalın.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.