Türkiyede Tarım Sorunu

4
2481
türkiyede tarım sorunu

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazımı herhangi bir siyasi nitelik veya düşünceyle yazmıyorum. Türkiye’nin bir çok ilini gezmiş ve bir çok köylüyle tanışmış, bu konularda bir çok araştırma yapmış bir ziraat mühendisi vasfıyla yazıyorum.

Ülkemizde herkes bir çok problem sayabilir. Eğitim, işsizlik, siyasi olaylar, kadına şiddet v.b. ben bu olayların en başında tarımı görürüm. Buna bu işin dışında olanlar devletin yanlış politikaları olarak söyleyebilir. Bir nebzede olsa hakları vardır. Fakat bu işin içeriğine bakıldığında bunun asıl suçlularının tarımla uğraşan kişiler oluğunu görmek kaçınılmazdır. Bunun için sizinle, yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.

Tarım Sorunu

Ülkemizde tarım geçmişini biraz incelediğimiz zaman Osmanlı’nın yerleştirdiği sistemle en şatafatlı döneminde hazinelerinin %80-90’ının tarımdan elde ettiği vergilerle doldurduğunu görürüz. 1970-1980 yıllarına kadar ziraat fakültelerinin puanlarının tıptan daha yüksek olduğu aşikar bir gerçektir. 1980 ihtilalinden sonra ülkenin tarımdan sanayiye kayma politikası tarımda bir nebzede olsa düşüş gerçekleştirmiştir. Zamanın tarım bakanlarının kendilerine göre uyguladıkları politikalar çiftçinin de bilinçsizliğine ek olarak ülke tarımına büyük darbeler vurmuştur.

Peki asıl suçlu kim sorusuna yaşadığım bir çok olaydan bir tanesini size anlatarak, bana göre olan cevabı, vermek istiyorum. Buna katılıp katılmamak size kalmış.

2009 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde okurken, fakülte olarak bir uygulama başlatılmıştı. Bu uygulama kapsamında Tarla Bitkileri, Tarım Makinaları, Tarım Ekonomisi, Zooteknik Bölümü hocalarından bir grup hocamız ve biz öğrenciler olarak köylere gidip hayvancılık üzerine (Erzurum’da hayvancılığın yaygın olmasından dolayı) köylüyle konuşup onlara, daha iyi nasıl iş yapılır ve daha iyi nasıl para kazanılır, bu konuda konuşup bilgilendirme hedeflenmişti.

Aşkale’nin bir köyünde köy muhtarı bizi ağırladı. Hocalar, öğrenciler hepimiz dizildik. Bir müddet sonra yavaş yavaş köylüler gelmeye başladı. Onlar soru sormaya başladı hocalar cevap vermeye. Ardından hocalar soru sordu köylüler cevap vermeye. Günlük ne kadar süt üretiyorsunuz, ne kadar yem veriyorsunuz, hangi ırkları kullanıyorsunuz, ahırlarınız nasıl v.b. bir sürü soru. Oradaki amcalarımızdan bir tanesi konuşmanın ortasında gelerek kendince dert yanmaya başladı “ yav hocam benim sütümün litresini ben 50 krş satıyorum oda bir çay parası ediyor. Ben bu parayla nasıl geçineyim. Kazandığımız üç kuruş para onu yememi vereyim yolamı vereyim ben bu işi nasıl yapıcam.”   Hoca açıklamaya başlar “ amca bak kültür ırkına geçin, şu yemleri kullanın, kooperatifleşin şunları şunları şunları yapın, biz üniversite olarak size destek veririz, elimizde hazır projeler var …”. Amcanın cevabı “ hocam ben tutupta bu işlerle uğraşamam, bana ters işler. Benim sütüm zaten 50 krş. o parayla da ancak bir çay içebiliyorum. Birde tutup bu işlerle uğraşamam …?”

Hepimizde tansiyon yükselmişti. Hoca anlatıyor amca aynı cevapları veriyordu. Dışarı çıkmıştım. Arkadaşlarımdan bir tanesi gülüyordu. Sebebini sorduğumda anlatmaya başladı. Adamın bir tanesi gelmiş ve sormuş nereden geliyorsunuz niçin geldiniz falan ve eklemiş “ ya siz boşuna geldiniz.” Arkadaş cevap vermiş “niye abi.” Adam “ya geldiniz iyi hoş ama içeride boş boş konuşuyorsunuz.” Arkadaş sormuş “abi içeride ne konuşuyoruz?” Adamın cevabı “ya ne bileyim boş boş konuşuyorsunuz.” Arkadaş “abi tamam boş boş konuşuyoruz da ne konuşuyoruz onu söyle …”

Belki kafalarda “ülkenin tarım sorununun cevabı bir örnekle nasıl kanıt gösterilir” diye soru olabilir. Elbette ki bütün bir ülkenin problemi bir örneğe veya bir kişiye mal edilemez. Fakat bunu destekleyecek ve sizin internette araştırabileceğiniz birkaç şey daha söyleyebilirim. Bu gün GAP alanlarındaki kirliliğin sebebini, Bayramiç elmasının Amasya elmasının neden bitmek üzere olduğunu, Çanakkale’deki kum kale ovasının ( Çanakkale’de de okuduğum için) neden battığını biraz araştırdığımızda sorunun sebebini görürüz.

Sonuç olarak ülke tarım politikasında herhangi bir zorlama olmadığı için çiftçi istediği gibi tarım yapabilmekte. Sonuç olarak kısa vadede kazansa dahi maalesef uzun vadede hem kendisine hem ülkeye büyük zarar verecek yöntemlere cahillikten ziyade dik kafalılığıyla giriyor. Bu gün tarımdan para kazanan kişilerle kazanamayan kişiler arasındaki tek fark, bu işi akıllıca yapmak olduğunu biraz araştırdığınızda göreceksiniz.

Paylaşır mısınız?
Önceki İçerikDünyanın Gelişen En İyi 10 Üniversitesi
Sonraki İçerikSlingshot Su Arıtma Cihazı
Cemalettin Koç
2005 yılında Mahmutbey Lisesinden mezunu oldum. 2007 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesine başladım. 2010 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü ne geçiş yaptım. 2013 yılında mezun oldum. yine 2013 yılında İSG uzmanı oldum. Ziraat, İslam tarihi, matematik hakkında araştırma yapmak, gezmek, fantastik eserler okumak ve anime izlemek en büyük tutkum. Vesselam

4 Yorum

  1. Bence köylünün en büyük derdi toprağı yok miras ile yada para uğruna satılıyor gerisi hikaye köylü bilinçlenir

  2. Son derece haklısınız bende kendi köyümde bunu farkettim babam anlatırdı kendisi gıda mühendisiliği okurken zamanında köylüye damla sulama yapma konusunda bilgi vermeye çalışmış fakat köylünün tavrı ise sen ne bilirsin olmuş. Bizim köylümüz araştırma yoksunu herşeyi eline hazır bekleyen bir toplum haline geldi aslında tarımın gerçekten yükselmesini istiyorsak ilk önce köylü milletini bilinçlendirmek gerekir fakat bunun içinde köylünün bunu istemesi gerekir kısacası işimiz çok zor.

    • Katılıyorum ben TOKAT/PAZAR ÜZÜMÖREN KASABASINDA büyüdüm 1999 yılında tokat ilinde damlama sulama sistemini ilk kullanan 3 kişiden biri bizdik malesef insanlar deli gözüyle bakıp dalga geçmiş lerdi şimdi ise hepsi yapıyor ama iş işten geçti

  3. Bende gördüğüm bir olayı anlatayım, bizim köye GAP projesi kapsamında sulama kanalları geldi, ilk üç yıl tarlanın büyüklüğüne göre sabit ücret ödeyip sınırsız kullanım hakkı sunuldu, ilk yıl su 22 gün boyunca verildi, bizim çevremizdeki bir çok çiftçi tarlanın içerisinde göl olusuncaya kadar sulama yaptı, 22 gün boyunca tarlasına su verdi, bahar mevsiminde buğdayların boyu kısa olmaz boylanma zamanıdır, abartısız bir biçimde bazı tarlalarda çukur yerlerde buğday kayboluyordu suyun altında, sonuç olarak ters tepti, bazıları hala devam ediyor o sulama şekline, bir kaç yıl sonra tarlalar yanlış sulamadan çoraklaşacak ve devletin bir yatırımı daha çöpe gitmiş olacak

Düşünceleriniz Nedir?