Pirinç ve GDO Gerçeği

10686
Pirinç ve GDO Gerçeği

Pirinç (Oryza sativa) Dünyadaki en eski besinlerden birisidir. Çin de 7-8 bin yıldır tüketildiği arkeolojik kayıtlarda belirtilmiştir. Özellikle Güneydoğu Asya da çok yaygın şekilde kullanılan bir gıda maddesidir. Bol yağış alan tropikal veya suptropikal iklimleri sever. Sulak çeltik tarlalarında yetiştirilir. Nişasta açısından zengin olup, uzun ince taneleri pilavlık olarak, şişman kısa olanlar ise dolmalık olarak ülkemizde tüketilmektedir.

Genellikle tek yıllık bitkidir, fakat çok sıcak bölgelerde 2 yıllık olabilmektedir. Dünya da tahıl üretiminde Buğdaygiller ve Mısırdan sonra en çok yetiştirilen bitkilerdendir.

Pirinç M.Ö. 3000’li yıllarda Hindistan da başlayarak daha sonra da Batı ya doğru üretimleri kaymıştır. Ülkemize gelişi ise, 16. yy’ı bulmaktadır. Tropik, astropik ve ılıman bölgelerde yaygın olarak tarımı yapılan pirinç , su içinde yetiştirilen tek tahıl bitkisidir. Diğer tahıl bitkileri su içinde uzun süre yaşayamayıp canlılığını yitirdiği halde, pirinç suda erimiş oksijeni kullanarak gelişir. Hasadın ardından elde edilen çeltik, kavuzları çıkartılarak parlatılır ve beyaz renkli pirinç tanelerine dönüştürülür. Tanelerin görünümünü düzeltmek amacıyla yapılan parlatma işlemi, aslında ürünün besleyici değerinin büyük ölçüde yitirilmesine neden olur. Çünkü bu işlem sırasında tanelerin yüzeyini çevreleyen protein, yağ, tiyamin (B1 vitamini) niyasin (nikotinik asit), riboflavin (B2 vitamini), demir ve kalsiyum’ca zengin dış katman kaybolur. Geriye yalnızca nişasta’ca zengin bir ürün kalır. Nişastanın fazlası bize zararlıdır.

Üretiminde ilk sırayı Çin, Hindistan, Bangladeş, Endonezya, Tayland alır. ABD, Vietnam, Brezilya, Filipinler de öbür önemli üreticilerdir. Üretilen yıllık pirinç miktarı 500 milyon ton’dur. Türkiye’de tahıl üretimine ayrılmış yaklaşık 14 milyon hektarlık tarım alanının 53 bin hektarında pirinç ekimi yapılır. Türkiye’de üretilen pirinç üretimi yaklaşık 165 bin ton’dur. Başlıca pirinç üretim alanları Marmara, Karadeniz ve Ege bölgelerindedir. En çok üretim yapılan iller ise başta Edirne olmak üzere, sırasıyla Çorum, Samsun, Sinop, İzmir, Manisa, Balıkesir ve Kastamonu’dur. Bazı yıllarda üretilen ürün, gereksinmemizi karşılamadığından, özellikle ABD, İtalya, Mısır, Pakistan ve Avustralya’dan azımsanmayacak miktarda pirinç ithal edilmektedir.

çeltik ekili alan

Üretilen pirincin büyük bir bölümü doğrudan yiyecek olarak tüketilir. Türkiye’de en çok pilav, çorba, dolma ve sütlü tatlı hazırlamasında kullanılır. Pirinç ayrıca öğütülerek Un ve nişastaya dönüştürülür. Glütenden yoksun olduğu için Ekmek yapımına uygun olmayan pirinç unu daha çok dondurma ve pasta sanayisinde aranan bir üründür.

çeltik üretim

Pirinç Çeşitleri

Dünyada 7.000 -10.000 Pirinç çeşidi vardır. pirinçleri görünüş, şekil ve boylarına göre uzun taneli, orta taneli ve kısa taneli pirinç olmak üzere 3 alt grup altında toplayabiliriz.

  • Uzun taneli pirinç: Uzunluğu eninin 4 veya 5 katı olan uzun ve ince taneler. Pişirildiğinde tane tane, hafif ve yumuşak olur.
  • Orta boy taneli pirinç: Uzunluğu eninin 2 veya 3 katı olan, uzun taneli pirinçten daha kısa ve geniş taneler. Pişirilmiş taneler daha nemli ve yumuşak olur ve uzun taneli pirince göre birbirine yapışma eğilimi daha fazladır.
  • Kısa taneli pirinç: Kısa, tombul, hemen hemen yuvarlak olan tanelerdir.
  • Aromatik pirinç: Kavrulmuş fındık veya patlamış mısıra benzer bir doğal aroması ve tadı vardır. En yaygın yerli aromatik pirinçler basmati, jasmine ve della’dır.
  • Tatlı pirinç: Kısa, tombul, opak taneli pirinç. Pişirildiğinde pirinç şeklini kaybeder ve çok yapışkan ve glütenli olur.

çeltik verim

Pirinçte çıkan arsenik ise başka bir olaydır. Diyeceksiniz ki arseniğin pirinçte ne işi var. Çeltik tarlalarında nasıl büyüdüğüne bakınca arseniğin nasıl pirince geçtiğini anlamak zor olmasa gerek, çünkü yer altı kaynak suları kimyasal işlemler atık sularının uygun depolanmaması sonucu toprak altında bir yerlerde elbet ki buluşuyor. Az da olsa arsenik bulaşması da bunun için gayet normaldir. Hatta tekstil işi ile uğraşan illerin sanayilerine bakacak olursanız çoğu su içilmez ama bunu yüksek kireç oranından dolayı derler. Halbuki su içilemeyecek kadar zehirlidir. İçmediğimiz su ile çeltik tarlasında pirinç sularsak bu kimyasalların pirinçte çıkması da gayet normaldir. Hatta yapılan bir araştırmaya göre ABD de elma bahçesinin sularında bile arsenik çıkmıştır. Son zamanlarda da sıvı gübreler ile sulama yapıldığı ve sıvı gübrelerin hayvan gübresi olmadığı yeterince fermantasyona tabi tutulmadığı konusunda bilgiler de göz önüne gelmektedir.

Pirinçte GDO ise, yanlış anlaşılmaktadır. Pirinç yetişirken ona bir madde veriyorsun pirinç GDO’lu oluyor değildir. GDO demek Genetiği değiştirilmiş organizma demektir. Bunu da ıslah mühendisleri, laboratuvar ortamında bitkinin genetiğini değiştirerek yaparlar. Yani buradaki masum amaç hastalıklara dayanıklı, zararlılara dayanıklı verimi yüksek bitkiler elde etmektir. Tabii ki, bunun da bir sonucu olmaktadır. Glisemik indeks denilen bir terim vardır ki bu yüksek nişasta bazlı bitkilerde ve ürünlerinde bulunur. Patates, pirinç mısır gibi. Bunların GDO su ile oynadığınız zaman dışarıda kullanılan ilaçların kimyasalları ile reaksiyona girerek nişasta bileşikleri ile bağlanması sonucu 3 kollu pirinçler çıkmasa da içindeki nişasta bileşiği ile bağlı bünyeden atılamayan bitkisel ilaçlı ürünler ortaya çıkacaktır. Bu kaba tabirle, fare zehri konulmuş kuru fasulye gibidir. Ama bunu anlayan böcekler bu ürüne yaklaşmazken ürün temizlenip ayıklanıp paketlenip sofraya gelince biz bunu afiyetle yiyebiliyoruz. Bu da belli zaman sonrasında vücutta birikiyor ve bizi de zehirliyor. Burada ne tür zehirlenme ya da etkiler gösterdiğini söylemek zor fakat bu nişasta bileşikleri ile ilaçların kimyasalların bağlanış biçimlerine göre değişiyor. Eskiden Karbon bile 4 bağ yaparken şimdilerde ise 6 bağ yapabileceği doğrulandı ise, gerisini hayal gücünüze bırakıyoruz. Tabii ki burada Üreticimiz bin bir zorluk ve emekle ürünlerini üretip satmaya çalışıyor. Biz düzgün üretim yapmaya çalışan üreticiyi kesinlikle zan altında bırakmak istemiyoruz. Bizim dikkat çekmek istediğimiz nokta alttaki resim gibi, türk adı alıp da ithal olan ürünlerdir. Bu arada paketleme esnasında glutenli hat üstünde paketlenmiştir diye yazan ürünleri de almayın. Ayıp örtüyorlar. Saygılarımla.

ithal pirinç

Soru görüş ve önerilerinizi yorum kısmına yazabilirsiniz.

Paylaşır mısınız?

2 Yorum

  1. Sayın Gökhan Özdoğan yazmış olduğunuz bu makalede nasıl oluyorda gdo lu ürünlerin zararlı olduğuyla ilgili çok yüzeysel bilgi vermeye çalışmışsınız. Verdiğiniz bilgiliğin doğrulunu hangi çalışmalara bakarak verdiğiniz hakkında da merak içerisindeyim. Çünkü gdo lu ürünlerin en azından pestisit veya böceklere karşı yapılan çalışmalar spesifik türlere özgü olduğundan dolayı dediğiniz gibi biz insanlara zarar vermediği bilinmekte hatta şu an böcek ve ot kontrolü için atılan ilaçlar dediğiniz şekilde vücutta birikmektedir. Halkı korkutarak bir çok kişi tarafından zaten bu kadar dışa bağımlı olduk ve pazarda bu kadar pahalı ürünler olmakta. Lütfen biraz daha kapsamlı araştırıp anlatmanız dileğiyle, iyi günler.

    • Hakan bey yazının altındaki son resme bakarsanız Pirinci nerden aldığımızı daha iyi anlarsınız. GDO lu ürünler hakkında ki makalelere Science dergisinden ve ulakbimdeki makalelerinden ulaşabilirsiniz. Pestisit kalıntılarının insanlara zarar vermediğini kim söylemiş onu merak ettim. Biz peyniri neden dışarıya ihraç edemiyoruz biliyor musunuz. Hala DDT çıkıyor pestisit taramasında. Biraz araştırma yapınca görüceksiniz. En basit ilaçların bile ld50 sini beklemeden pazara sunulduğu ve tüketildiği göz önüne alınırsa ne kadar tehlikede olduğumuzu anlatmaya gerek yok. GDO masum olarak işe başladı fakat şimdi en büyük ilaç devlerinin bu işle bizzat ilgilendiğini biliyoruz. 9/11 belgeseli yapımcısının gerçek raporlara dayanan ingilizce anlatımlı belgesellerini izlemenizi tavsiye ederim. Saygılarımla.

Düşünceleriniz Nedir?

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız.
Lütfen isminizi buraya yazını.